Tanıtım

1061 Words
Bugün hayatımın yeni bir dönemine giriyordum. Lise bitmiş ve ben üniversiteyi kazanabilecek miyim belli bile değil di. Sanırım ailenin en düşük zekalısı bendim. Her şeyde en küçük olmak zorunda mıyım acaba? Bazen düşünüyorum da en büyük çocuk yani Seher ablam doktor. İkinci çocuk Sinan abim oda okulu bitince öğretmen olacak. Ya ben son çocuk ne olacağı belli bile değil. Aslın da ne olmak istediğimi hala Kendim bile karar vermedim. İstediğim yeteneğim resim. Mesela çok güzel resim yaparım. Ama meslek olarak resim yapmak bu ülkede ne kadar değerli bilmiyorum. Annem sürekli ablamı ve abimi örnek gösterip onlar gibi olmamı istiyor. Ama anlamıyor ben onlar kadar dersler de iyi değilim. "Kızım çizip, karalamayı bırak da ders çalış" demeyle geçti kadının ömrü. Ben Yasemin annemin yasemin kokulu en az sevdiği çocuğuyum. Şaka, şaka annem evlat ayırımı asla yapmaz. Yapsa da beni son beşik diye daha bir çok sever. Tamam ya hepimizi de ayrı, ayrı çok sever. Bizde onu çok severiz. Mükemmel olmasa da çok iyi bir ailem var benim. Belki de en büyük şansım böyle anlayışlı bir ailemin olması. Yaşadığım yer Tokat' ın küçük bir kasabası. Küçük dediğime bakmayın aslında ikiye ayrılmış bir kasaba. Bizim evin olduğu kısım diğer tarafa göre biraz daha küçük. Ortadan Kızılırmak geçtiği için kasaba ikiye bölünmüş. İki yaka yakanın biri sarmaşık mahalle yani bizim olduğumuz yer. Diğer yakada sarımeşe. Hergün okula gitmek için yakanın diğer tarafına sarımeşeye gidiyordum. Neyseki okul bitti de artık o tarafa gitmek zorun da kalmayacaktım. Sanki ırmak ikiye ayırmakla kalmamış insanlarını da ikiye ayırmış gibiydi. Bizim sarmaşık yaka ne kadar sessiz sakin ise diğer sarımeşe yakası o kadar gürültülü kavgalı bir yerdi. O yüzden o tarafı sevmiyordum. Okulda ki arkadaşlarım bile hep bu taraftan dı. Annemle oturmuş abim gelecek diye akşama gözleme yapıyorduk. Abimin okul bitmiş fakat hala atanamamıştı. Bu sene bir kez daha sınava girip atanmak için bir kez daha uğraşıyordu. Merkez de özel bir okulda öğretmenlik yapıyordu. Okullar tatil olduğu için eve gelecek ve üç ay babamın ırgatı olmaya mahkum olacaktı. Babamın çok bir arazisi olmasa da bizi kimseye muhtaç bırakmadan büyütmüş üstüne birde okutuyordu. Abim de bende elimizden geldiği kadarıyla tatiller de babama yardım etmekten asla gocunmuyorduk. Ablamın doktor olduğunu bakmayın senelerce tüm tatiller de babamla birlikte tarlalarda çalışıyordu. Tabi şimdi seneden seneye ancak gelebiliyordu. *** Bugün evimizde bir telaş vardı akşam abime kız istemeye gidecektik. Abimin bir senedir sarımeşeden konuştuğu biz kız vardı. Abim sevsede neden bilmiyorum ama ben bir türlü Nigar'ı sevememiştim. Benden iki yaş büyüktü ve okuldan da tanıdığım için sevmiyordum sanırım. Kendini beğenmişin biriydi. Abim ilk söylediğin de o kıza nasıl aşık olup sevdiğine şaşırmıştım. Ama abim sevdikten sonra benim diyeceğim tek şey çok mutlu olmalarını istemek di. "Hadi çok oyalandın kızım. Tatlılar hazır mı? Bak daha bir süre işimiz var. Amcanlar, dayınlar hepside gelecek. Onlar içinde yemek hazırlayalım da oradan gelince evlerine gitmeden sofra hazırlarız" deyince benim şarteller atmıştı. Herkes kendi evinde yesin gelsin canım. Biri bi sokak aşağıda diğeri zaten sarımeşe de birde onlar için hazırlık falan yapamam. Ben daha kendim hazırlanacağım dedim. Abim çiçek ve çikolata almak için merkeze gitmişti. Bende akşam için bir güzel süslendim. Sanırım biraz abimi kıskanıyordum ve Nigar dan daha güzel olmak için makyaj bile yapmıştım. "Ben hazırım abim gelmedi mi?" diyerek annemle babamın yanına geçtim. İçeri geçtiğimde maşallah herkes gelmiş bir abim yoktu. "Oo maşallah çok güzel olmuşsun Yasemin" diyen amcama "Her zaman ki halim" diyerek göz kırptım. "Benim kızım hep güzelde bugün sanki biraz abartmış" diyen babama "Kimin kızıyım ben..? Maşallah beyler hepinizde çok yakışıklısınız" diyerek hepsine de gidip sarıldım. Kız tarafına gitmemize bir saat kalmıştı ama hala abim yoktu. Sürekli arasam da telefonunu açmıyordu. Dışarıdan sesler gelmeye başlayınca hepimiz bir anda dışarı çıktık. Abimin eli, yüzü her yanı kanlar içinde, kafasına silah dayanmış bir şekilde kapının önüne getirilmişti. Arkasında bir sürü insan hepsinin de yüzünde öfke vardı. Babam " Ne oluyor lan oğluma ne yaptınız böyle" diyerek abimin yanına gitmeye çalıştığın da karşıdan bir ses geldi abimin kafasına silah dayayan adam bağırdı. "Bu şerefsiz oğlun kız kardeşime tecavüz edip hamile bırakmış." dediğinde hepimiz de bir şaşkınlık oluştu. Benim abim asla öyle bir şey yapmazdı ki. "Ne diyon lan sen. Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin? Sinan asla öyle bir şey yapmaz. Gözünle gördün mü de konuşuyon" diye dayıma karşıdaki kişilerden sesler yükselmeye başladı. Her biri bir şey diyor abime vurmak için sanki sıra bekliyorlardı. Babam ve amcam abimin yanına yaklaşıp onu adamın elinden almaya çalıştığında. "Sakın bir adım daha atmayın. Bu şerefsizi geberteceğim." diye bağırınca annem oğlum diye bir feryat kopardı. Sanki bir anda ortalık savaş alanına dönmüş gibiydi. Kalabalığı gören kapıya geliyordu. Bu kez bizim de tüm akrabalar, komşular gelmişti. Abim bize bakarak "Yemin ederim ben bir şey yapmadım " diye konuşmaya çalışınca adam bir kez daha abime vurunca abim iki büklüm oldu. Daha fazla dayanamayarak "Abi..." diye bağırdım. Abimi o pislik adamdan kurtarmalıydım. Yengem kolumdan tutup yanlarına gitmeye engel olunca, kolumu çekerek " bırak beni!!!" diye bağırdım. Abime bir kez daha vurunca babam dayanamayıp her şeye rağmen abimin kolundan tutup kaldırmaya çalışıyordu ki. Elinde ki silahı havaya doğrultup bir el ateş açtı. "Dokunma yeminle gebertirim." deyince babam bir adım geri atmak zorunda kaldı. Amcam, dayım babam herkes ne olduğunu anlamaya çalışsa da söylenilen şeye asla kimse inanmıyor du. Çünkü benim abim asla bir kıza tecavüz etmez di. Yengem "sakin olun jandarmayı aradım birazda gelir" dediğinden hemen kısa bir süre sonra jandarma gelip abimi o adamın elinden alıp kurtarmıştı. Sonrasında ise hep birlikte karakola gittiler. Evde annem yengemler hep birlikte oturmuş ağlayarak babamların gelmesini bekliyorduk. Annem sürekli " Yaktılar oğlumun başını" deyip duruyordu. Abimin başını yakanı öğrenmiştik. Benden bir yaş küçük olan Gülbahar mış. Sarımeşede oturuyordu. Kızı tanıyordum ama benim abim asla o kıza öyle bir şey yapmazdı. Buna kimse beni inandıramazdı. O Gülbahar cadısına abime attığı iftiranın hesabını soracaktım. Nasılsa karakolda abimin suçsuz olduğu ortaya çıkardı. Kaç saat bekledik, ne zaman uyuduk da uyandık hiç bilmiyorum. Evin içinde matem havası vardı. Kimse ölmemişti ama sanki yaşayan kimse de yok gibiydi. Annem hiç uyumamış sabaha kadar beklemişti. Bende annemin dizlerin de uyuya kalmıştım. En son yengemin odama götürdüğünü hatırlıyorum. Birde şimdi hazırladığı sofrada bir kaç lokma yememiz için uğraştığını. Babamı bir kez daha aradım ve yine açmadı. Yengem "ben Kemal'i aradım bir saate geliyorlar mış. Merak etmeyin Sinan da geliyormuş" deyince bir anda annemin gözleri ışıldadı. Ben biliyordum zaten abimi serbest bırakacaklarını. Tabi anladılar o cadının yalan söylediğini. O cadının saçını başını yolmazsam bana da Yasemin demesinler.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD