Tanıtım
Adamın elinden zorlukla kurtardı elini. Bir ev kadar geniş yatak odasının ortasına doğru ilerleyip ellerini hırsla saçları arasından geçirdi.
Dağılan saçlarını savurup adamın gözlerine dikti, hırstan dolmuş gözlerini.
"Beni burada tutamazsın! Sana söyledim. Yine kaçarım!"
Zafer'in dudağının kenarı alayla kıvrıldı. Kızın üzerine doğru adımlarken gözleri biraz daha kararmıştı sanki.
Peri yutkunup geriye doğru birkaç adım daha gitti. Kızdırmıştı işte onu. Neyineydi ki onun. Zafer Sarızlı'ya kafa tutabileceğini sanmıştı.
Sırtı yatağın büyük direğine değince durmak zorunda kaldı.
Zafer başının hemen üstünden, direğe elini dayayıp, kızın sivri çenesinden tutarak kendine bakmaya zorlamıştı.
Tane tane bariton sesiyle konuştu.
"Bir daha... Kaçmaya kalkarsan... Başına dışarıdaki tehlikelerden daha büyük... Bir bela alırsın!"
Yutkundu Peri.
O böyle yakınındayken, kokusu tüm hücrelerini alt üst ederken, doğru düşünemiyordu.
Bu sebepten olmalı ki, yine diklendi. Burnunu havaya dikip, kehribar rengi gözlerini, onun karanlık gözlerine değdirdi.
"Sen... Senden büyük tehlike mi var?"
Gür bir kahkaha yankılandı odanın içinde. Zafer başını geriye atarken, kızın söylediği onu güldürmüştü.
Peri'nin gözleri ise onun boynundaki çıkıntıya takıldı. Çok... Seksi! Kahretsin!
Gözleri Zafer'in gözlerine takılınca onun gözlerinde soğuk bir ciddiyetle karşılaştı. Alaycı kahkahayı bırakmış, keskin siyahlarıyla ona bakıyordu.
"Bunu farketmiş olmana sevindim. İnan bana... Beni karşına almak istemezsin. Anladın mı Peri padişahının kızı?"
Ve kızdan uzaklaştı. Birkaç saniye daha gözlerine bakıp odanın çıkışına doğru yürüdü.
Kızı karmakarışık hislerle, öylece bırakmıştı.
Dolan gözlerini kırpıp," Sakın. "diye fısıldadı.
Dayandığı direkten ayırıp yatağa yürüdü. Kocaman yatağın çok küçük bir kısmına yatıp, dizlerini kendine çekti.
" Allah'ı cezası! Senden nefret ediyorum Sarızlı. "
Dudağından dökülen sözler, daha çok kendini ikna etmek için gibiydi. Zafer Sarızlı'dan nefret etmek, Peri' nin hayrına olacak bir işti.