2

712 Words
Ne diyordu bu çocuk? Başımı iki yana salladım. ''Saçmalıyorsun.'' ''Saçmalamıyorum. Kabul etmesen de zamanı geldiğinde benim olacaksın. O gönlünde olduğunu düşündüğün ama asla gönlüne sokmadığın piçi bile unutacaksın.'' dedi gözlerimin içine bakarak. ''Unutamam... Ona ihanet edemem...'' dedim yine başımı sallayarak. ''Unutacaksın. Kimleri unutmadı ki insanoğlu? Zamanı gelmedi henüz. Ama gelecek hem de çok yakın bir zamanda...'' ''Onun için...'' parmaklarını dudaklarıma bastırdı. ''Kendini jiletledin, geceler boyunca ağladın, ölmek istedin, sigaraya başladın sırf o içiyor diye ama içemeyince bıraktın, kendinden iğrendin, yeteri kadar iyi olmadığını düşündün, çirkin olduğunu düşündün... Bunların hepsini bir piç için yaptın. Kendini yaralarını öpsün diye kestin. Ağladın çünkü belki hisseder sandın ama onun rahat uykusunda olduğunu bildiğin için daha çok ağladın, hatta bazen ağlamaktan nefessiz kaldın. Ölürsen belki üzülür diye düşündün. Çirkin olduğunu düşündün çünkü kendini göremeyecek kadar körsün. O sana hiç güzel olduğunu hissettirmemiş ki...'' Verecek cevabım yoktu. O an belki de hayatımda ilk kez istediğim ve asla pişman olmayacağım bir şeyi yaptım ve ona sarıldım... Hem de sıkıca. Kalan son umutmuş gibi... Burnumu boyun girintisine gömüp hıçkırarak ağlamaya başladım. Neden ağladığımı bilmiyordum. Ama bildiğim tek bir şey varsa o da ilk kez Emir için ağlamadığımdı... Saçlarımı okşamaya başladı. ''Kurtul... At içinden zehrini... Iyileş... Kurtul onun kalan son kırıklarından... Ağlamak güçsüzlük demek değildir Esila... Aksine çok güçlü olduğunu gösterir... Insan dayanmak için ağlar.'' dedi fısıltıyla. ''Sen hiç ağladın mı?'' dedim burnumu çekip. Başımı göğsünden kaldırmadan, yüzüne baktım. Göz ucuyla bana baktı. ''Bu gece burada kalır mısın?'' ''Bilmiyorum ki...'' ''Sana zarar vermem korkma. Sadece yanımda olmanı istiyorum. Evinin önünde de dururum. Sorun yok benim için. Ama pencerene değil yüzüne bakmak istiyorum bu gecelik.'' ''Abim?'' ''Hastanede o.'' ''Tamam... Kabul ediyorum ama soruma cevap ver.'' dedim inatlaşarak. Derin bir nefes aldı ve kucağına kıvrılmış beni, kendine biraz daha çekti. ''Ağladım.'' dedi usulca fısıldayarak ve ekledi; ''Boş ver şimdi bunları... Çok az zamanım var seninle geçirebileceğim. Ne yapmak istersin?'' ''Konuşsak olmaz mı biraz? Seni tanımak istiyorum.'' ''Tanıyacağın pek bir özelliğim yok... Ama nasıl istersen.'' ''Hmm... Ben başlayayım o zaman. Esila Kılıç... 17 yaşındayım... Izmir doğumluyum. Kitap okuyarak müzik dinlemeyi çok severim. Yağmura aşığım.'' ''Keşke yağmurun yerinde olsam...'' dedi. Yanaklarımın yandığını hissediyordum. Bana bakıp gülümsedi. ''Devam et.'' dedi. ''Sayıların uğuruna inanmam... Tanrı'ya inanırım ama bazı sorularım var. En sevdiğim kitap...'' ''Kafka'nın bütün kitaplarını seversin ama Dönüşüm senin için ayrıdır.'' dedi sözümü kesip. ''Bunu nereden biliyorsun?'' dedim şaşkınlıkla. ''Sadece bu da değil. Senin hakkında bir çok şeyi biliyorum.'' dedi gülümseyerek. ''Mesela?'' ''En sevdiğin şarkı diye bir şey yoktur. Rock olan çoğu şarkıyı seversin... Cem ADRIAN'a aşıktan daha beter bir şekilde bağlısın. Hatta o kadar bağlısın ki başka şarkıcıyı dinleyince ona ihanet ediyor gibi hissedersin. Geceleri başın yastığın ucunda uyur genellikle yastığına sarılırsın. Bazen sayıklarsın. Kafanın icinde susmak bilmeyen sesler var. Kendi kendine konuşursun. Pogo adında bir ayıcığın var. Abin attığında çok üzülmüştün. Sonra mucize eseri biri onu geri getirdi. Her sabah abini öpersin. Erken uyanırsın ama yatakta yatıp miskinlik yaparsın. Erik yemeyi çok seversin. Ne kadar acı çekersen çek içindeki küçük kız çocuğu hala 5 yaşındaki halin gibi. Toptan ve örümceklerden çok korkarsın. Hatta ben şu an örümcek deyince bile irkildin. Kocaman kız oldun ama hala karanlıktan korkuyorsun...'' dedi gülerek. ''Karanlık gerçekten korkutucu, tamam mı?'' dedim hemen savunmaya geçerek. Kahkaha attı. Kahkahası o kadar melodikti ki kayıt yapıp sabaha kadar dinleyebilirdim. ''Ben seni korurum.'' dedi kahkahasını kesip. Gülümsedim. ''Tüm bunları nereden biliyorsun?'' ''Dedim ya, ben bilirim.'' Kısa bir sessizlik oldu. ''Tüm bu soylediklerimin aklını karıştırmasını istemiyorum. Onu sevmeye devam edeceksen et şimdilik... Nasılsa sonunda bana geleceksin.'' Cevap vermedim. ''Kahve içer misin?'' ''Olabilir.'' Beni kucağından indirmeden mutfağa kadar taşıdı ve tezgâhın üzerine oturtturdu. Buzdolabının üzerindeki resimlere baktım o süt koyarken. ''Bu kim?'' dedim sarışın orta yaşlı kadına bakarken. Sanırım hamileydi resimde. ''Annem.'' dedi yanıma gelip. ''Nerde şimdi?'' ''Bilmiyorum. Ben çok küçükken yetimhanenin kapısına, kundağıma bu resmi iliştirip gitmiş. Hiç görmedim onu.'' ''Yetimhanede mi büyüdün?'' ''12 yaşıma kadar kaldım orda. Sonra bir aile evlat edindi beni.'' Başka bir resimdeki kumral kadının resmini gösterdi. ''Onları da 2 sene önce bir trafik kazasında kaybettim.'' dedi kaynayan sütü bardaklara boşaltırken. ''Sonra ne oldu?'' ''Bir kaç pis işe bulaştım ilk yıl. Ikinci yıl ise toparlandım.'' ''Seni sevmeyi çok istiyorum.'' dedim bir anda. Dudaklarına götürdüğü siyah bardağı içmesine çok az kala durdu. Yanaklarım yine kızarmıştı. Kahverengi ve siyah arasında kararsız kalmış olan gözlerini üzerime dikti. Hafifçe bir gülümseme geldi dudaklarına. ''Seveceksin. Bekleyeceğim...''
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD