"Yarın geleceksin, değil mi?" dedim telefon ekranındaki Araf'ın görüntüsüne bakarak. Gülümsedi. Hayır... Delirmiyorum, sadece görüntülü konuşuyoruz. "Biletimi aldım." dedi uçak biletini göstererek. "Çok özledim seni." Gülümsemesi büyüdü. "Bende seni çok özledim, güzelim. Yarın geliyorum ama. Birazcık daha sabret." "Nikaha yetişirsin, değil mi?" "Yetişirim. Erkene aldım biletimi." Susup uzunca bir süre ekrana baktım, "Ne oldu?" dedi. "Hiç... Sadece ne kadar çok özlediğimi fark ettim bir kez daha." "Ölürüm ben sana." Gözlerinden kocaman bir şefkat dalgası geçti, "Bu sondu, bebeğim." Bakışlarını kaydırdı, "Yani... Tahmini olarak." Güldüm. "Son olmayacağını biliyorum." Saatine baktı. "Sonu falan bırak sen... Türkiye'de saat bir olmuş. Uyu artık." "Uykum yok ki." diye yalan söyledim

