Çekinmek Seninle Güzel

2182 Words
"Ne zaman gideceksin görüşmeye" heyecanla sordu. Geri çekilerek yarın 10.00 ' da gideceğim. "O zaman bir kahveni içerim." Gözlerinden okunuyordu heyecanı. "Yapayım şöyle köpüklü bir Türk kahvesi." Diyerek mutfağa doğru geçtik. Çisem ahşap sandalyeye oturdu. Bende dolaplardan iki kahve fincanı ve alüminyum cezvemi çıkartım. Aygazı yaktıktan sonra fincana su koyarak cezveye döktüm. İki kez. Buzdolabından Türk kahvesi kutusunu çıkararak içindeki kaşığından iki kaşık cezveye koydum. Aygaza alarak karıştırmaya başladım. Miralinin sosyal medyasına attığı fotoğraf gelmişti aklıma. Acaba o kız kim? Sevgilisi mi yoksa Eray gibi bilmediğim üvey kardeşi mi ? Yoksa arkadaşı mı ? Kuzeni mi? Kehribar gözleri aklımdan gitmek bilmiyordu. Sivri çenesi bakışları uzun dolgulu kirpikleri. Gerçekten kirpikleri ne de güzeldi. Ok gibi kalbime çarpıyordu. "Huuu kahve taşıyor." Çisem'in sesi ile bir aydınlanma yaşadım. "Eyvah!" diyerek cezveyi elime aldım. Aygazı kapattım. Az daha taşıyordu. "Taşırmadım ki " diyerek güldüm. Kahve fincanlarına dökerek masaya doğru uzattım. "Köpüğü nerde göremedim." "Sen burdasın diye tüküremedim. " Diyerek gülümsedim. "İğreçleşme Betila. " Diyerek kahkaha attı cırtlak sesi ile. Bende sandalyeyi çekerek Türk kahvemden yudumladım. İçimden sıcak sıcak akarken Mirali'nin gözleri gene gelmişti. Stütyoya girerken belimden eli ile tutuşu. Sahi bize o ne oldu da aramaza yabani bir soğukluk girmişti. "Ne düşünüyorsun, bırak şu dudağını yemeyi. " Elleri ile dudağıma hafif bir çarptı. " Ya farkında değilim." Dudaklarımı büzdüm.. "Kanatacansın yine". Evet ben kanatırdım. "Mirali'yi düşünüyorum. " "Ne oldu ki?" Merakla sordu. "Röportaj sonrası, derin bir sessizlik oldu aramızda." "Eee"derin bir soludu. "Eeesi ben bugün ondan ayrı geldim eve." Kollarımı birbirine bağladım. "Betilla aranızda tartışma olmaysa neden sen ayrı geldin?" Kaşları çatıldı. "Kendimi sanki kullanılmış gibi hissetim." Dudaklarımı iyice birbirine bastırarak söylemiştim. "Valla ben seni artık anlamıyorum. Sen bu çocuk için yıllardı ölüp bitiyorsun. Kimsenin yüzüne bakmıyorsun. Çocukça şeyler yapıyorsun Betila" sesi kızgın çıkmıştı. "Haklısın ama benimde yıllardır kurduğum hayallerim var bu şekilde kurmamıştım. "Bence sen zoru seviyorsun. Yanında diye kıymetini bilemedin. Bak şimdi kızla fotoğraf atmış." Ellerimi serbest bıraktım. " Ruh hastasımıyım ben?" "Evet hastasın bence." Diyerek iyice damarıma basıyordu. Telefonumu alarak Miraliyi aramaya başladı. "Ne yapıyorsun.?" beynimden vurulmuşa dönmüştüm adeta.. "Soracaksın ne olduğunu ne düşündüğünü anlatacaksın. Yıllarını çöp etmene izin vermeyeceğim. Hiç ilişki yaşamadığın için konuşarak halletmesini bilmiyorsun. " İyice açılan gözlerim ile ona baktım. Telefonu bana doğru uzattı. "Efendim" diyen sesi buğulu geliyordu. "Merhaba" diyerek sesim boğuk çıkmıştı. "Merhaba Betila" karşılık verdi. "Ben eve geldim.'' Ne diyeceğimi bilemedim. Ah Çisem önceden söyleseydin de bir şey söylerdim. ''Biliyorum, attığın fotoğraftan anlamıştm.'' diyerek soludu. Gözlerimi devirdim.'' Sende çok güzel fotoğraf paylaşmışsın.'' ''Beğendiğine sevindim.'' Sesi keyifle çıkmıştı. Yanındaki kişinin kim olduğundan bahsetmemişti. ''Sevgilin olduğundan hiç bahsetmemiştin'' Dişlerimi bastırarak söyledim. ''Dört yıllık bir ilişkinden ayrılınca bunu merak edeceğini sanmadım.'' İyice köşeye sıkışmıştım. ''Mirali benim dört yıllık bir ilişkim hiç olmadı.. Ben seni seviyorum.. Artık da sevmeyeceğim. '' diyerek yüzüne telefonu kapattım. Telefonum tekrar çalmaya başladı. Arayan Miraliydi. Tekrar kapattım. Tekrar çaldı. tekrar kapattım. En sonunda telefonumu uçak moduna aldım. Banyoya doğru ilerledim. Banyo kapısını açarak içeri girdim ve kapıyı kilitledim. Üzerimdekileri çıkartmaya başladım. Bu külodu parçalayacaktım. İçimdeydi hala. Ellerimle bir köşesinden tutup parçalamaya çalışıyordum. Yırtılmıyordu. Pes ederek kirli sepete çamaşırlarımı atarak kapattım. Duş suyunu açarak küvezin dolmasını bekledim. Suyun dolması ile içeri girip kaskatı kesilmiş bedenimi biraz olsun gevşetmeye çalıştım. Sıcak su belimi iyice yumuşatmıştı. Başımı geriye doğru yaslayarak suyun içine koydum. Yaklaşık yarım saatten sonra şampuanla bir güzel saçlarımı köpürttüm. Lif ile sabunu köpürterek vücudumu çitilemeye başladım. Tıpayı çekerek suyun akmasına izin verdim. duş başlığının suyu ile kendimi iyice yıkadım. Kapının arkasına asılı olan bornozumu giyerek kendimi sardım. Havlu ile de saçlarımı sardım. Kapının kilidini açarak serin hava ile karşılaştım. Odama ilerleyerek aynalı gardrobumu sağa doğru sürdüm. iç çamaşırlarımı çıkardım ve siyah bol eşofmanı üzerinede siyah bir body çıkarttım. makyaj aynamın çekmecesinden siyah düz renginde çorabımı çıkarttım ve giyinmeye başladım. Giyindikten sonra salona doğru yürüdüm. Çisem lila üçlü koltuğumda karşısında duran televizyonu izliyordu. ''Sıhatler olsun, bir an hiç çıkamayacaksın sandım duştan.'' diyerek güldü. ''Teşekkür ederim. Ne izliyorsun.'' ''Hülya ile Gündem '' diyerek gülümsedi. Bende tekli koltuğa oturdum. Kanala baktığımda ise, kadının kocası başka bir kadın ile kaçmıştı. ''Buraya gelecekler hesap verecekler'' diyordu. Daha sonra kadının kocası canlı yayını arayarak bağlandı. ''Biz zaten ayrıyız, sen ne diye oraya çıkıyorsun. Fotoğrafımı oradan kaldırın Esra Hanım.'' diyordu. ''Tamam fotoğrafını kaldırırız da sen boşandın mı karından ağabeycim?'' ''Hayır boşanmadım ama ayrıyız.'' ''Ayrı falan değilsiniz evlisiniz siz. Eşinizi neden bıraktınız ?'' diye sordu Esra Erol. Telefonumu alarak uçak modundan normal moda geçtim. Mesajlar gelmeye başladı. ''Betilla bana açıklama yapacaksın. ''Telefonunu bu şekilde kapatamazsın. '' hemen diğer gelen mesajlara baktım. ''Bana neden yalan söyledin.'' Söylemek zorunda kaldım desek.. Diğer mesaja açtığımda, ''Aç şu telefonunu konuşacağız.'' Bende konuşmak isterdim.. İçimden derin nefes aldım. ''Betilla '' son mesajı.. diğer bildirimlere baktığımda ise.. Beş defa da aramıştı Mirali. Mirali''ye mesaj atmaya karar vermiştim. İçimdekileri artık söylemenin vakiti gelmişti. Yoksa bu şekilde çok canım acıyacaktı.. Bunda en çok benim hakkım vardı.. ''Bak Mirali ben seni küçüklüğümden beri seviyorum ve sana hiç bir zaman yazamadım. ağabeyimin arkadaşısın diye. İlk bu ilişkide seni seviyorum cümlesini ben değil senin demeni hep hayal etmiştim ama maalesef olmadı. O gün yaptığım rolden dolayı utanıyorum. Ben tiyatro okudum ve o yüzden ancak hayatına bu şekilde girebildim. Yoksa cesaret hiç bir zaman edemeyecektim. '' diyerek cevap verdim. Çok pişman olmuştum her şeyi itiraf etmeme.. Ellerimi dişlerim arasında sıkıştırmaya başladım.. Kafamı dağıtmak için telefonun tuş kilidini kapatarak yan koltuğa attım.. Televizyona döndüğümde Hülya hanım çıldırmıştı. Cidden bu nedir evli adam evli kadınla kaçıyor. Mantık nedir cidden anlamadım. ''Görüyor musun Betilla ne adamlar var?'' ellerim ağızımda idi. Çisem ise televizyona kitlenmiş durumdaydı.. ''Görüyorum valla evlilikten soğudum. '' iç çektim. ''O yüzden evleneceğin adamı çok iyi seçmek gerekiyor. Allah kadının yardımcısı olsun'' diye sitem etti Çisem. ''Aynen öyle bizim ülkede evlenmek kolay boşanmak zor. Asıl evlenmek zor boşanmak kolay olması gerekir. diyerek ekledim. ''Yazık olan çocuklara oluyor daha küçükler. '' Ellerimi ağızımdan çektim. Canlı yayına hayır severler bağlanıp kadına yardım etmek istediklerini söyledi. Allahtan böylede gönlü güzel insanlar vardı ülkemizde. ''Çisem ben Mirali'ye tüm gerçekleri söyledim.'' televizyondan bana dönerek. ''Nasıl dedin.? Sana o kadar söyle desem demezsin nasıl yaptın?'' diyerek şaşırdı. Telefonumu koltuktan alarak, tuş kilidini açtıktan sonra , göndermiş olduğum mesajı açarak telefonumu Çisem'e uzattım. Çisem telefonu aldı okumaya başladı. O sıra bende mutfağa geçerek yemek yapmaya başladım. Buzdolabından beşyüz gram kıymayı çıkardım. Bir adet soğanı alarak doğradım. Geniş kaplardan bir tanesini çıkarak soğanları attım. İçerisine kıymayı da ekledim elim ile iyice yoğurdum. Dünden kalan ekmekleri rendeden geçirerek kabın içine aldım bir adet de yumurta ekledim bir buçuk çay kaşığı kadar da tuz ekledim. Yağ atmıyorum zaten kıymanın yapı vardı bir adet sarımsağı soyarak rendeden geçirdim. Kabın içine alarak iyice yoğurdum. Üzerine ince poşet geçirdim biraz köftemi dinlenmeye bıraktım. Çisem yanıma gelerek; "Aferim en doğru olan kararı vermişsin. " Dedi. "Umarım öyledir. " Kafamı dağıtayım, Derken mesaj geldi. "Keşke bunları bir oyun olarak değil de cesaretle en başından söyleseydin. Bende hayat boyu yanında kalırdım. " Yani şuanda yanımda kalamaz mıydı? Çiğsem "Ne yazmak istersin?" ellerimi salladım. "Şuanda bir şey yazmak değil de bir şey yemek istiyorum" dedim. Kahkaha atarak "Sen yine acıkmışsın belli." "Evet uzak dur benden pilav yapacağım." Diyerek gülümsedim. Tereyağın erimesi ile arpa şehriyeleri ekledim. Arpa şehriyeler esmerleşince süzdürmüş olduğum pirinçleri üzerine döktüm ve kavurmaya başladım. "Ohh mis gibi koktu. " Çisemde acıkmıştı sesinden belli ediyordu. Sıcak suyu da üzerine tuzu ile ekleyerek pilavımı demlenmesi için kısık ateşte bıraktım. Köfteleri elim ile yuvarlayarak hafif hafif ezdim. Kızartmaya başladım. Elimi yıkayarak havlu ile kuruladıktan sonra mesajları açtım. "Keşke bunları bir oyun olarak değil de cesaretle en başından söyleseydin. Bende hayat boyu yanında kalırdım." "Şuanda kalamaz mısın?" Kafamdaki soruyu direk yönelttim. "Akşam müsaitsen bu konuyu yüz yüze konuşursak daha iyi olur. " "Bir evet veya hayır demek bu kadar mı zor? Yoksa tabi ya sevgilin vardı. Kusura bakma. " Yanıtladım. Hala bana sevgilisi mi değil mi dememişti. "Betila o benim sevgilim falan değil. " O zaman söyle be adam kim? "Kim peki?" Aklımı kaçıracaktım. "Kim olduğunu akşam benimle buluşursan söylerim." Dudaklarımı dişlerimin arasına geçirdim. " Tamam nerede buluşacağız saat kaçta?" Kaşlarımı çattım fakat sevgilisi olmadığını anlayınca derin bir huzur kapladı içimi. "Merkezde Hoş geldin kafesine ne dersin?" En azından bildiğim yerdi. " Hoş derim" diyerek gülümsedim. "Tamam o zaman akşam sekizde :) " emojimi kullanmıştı o yerim onu yerim. Karnımın guruldaması ile gerçekten de yiyebilirdim. Çisem köfteleri alırken masayı da kurmuştu birde yanında salatada yapmıştı. Tabaklarımıza koyarak yemeye başladık. "Off Betilla köften harika cidden." "Afiyet olsun bugün Mirali ile yüz yüze görüşeceğiz. " Yerken yemek boğazında kalmış öksürmeye başlamıştı. Su bardağını uzatarak sırtına vurdum. "Helal helal" kendine gelmişti. "Evde buluşacaksanız ben gideyim." Suratı ciddiydi. "Ben senmiyim iki günlük tanımadığım insanı eve atayım." Diyerek güldüm. Gülümseyerek "Yılların vermiş olduğu bir azgınlık vardır sende diye düşünmüştüm." "Haha ne komik ama ?" Kahkahasına devam ederek "Nerde buluşacaksınız. ?" "Hoşgeldin kafesinde" Başını salladı. "Tamam bende evine erkek atarım o sırada " diyerek güldü. "Sizi basarsam fena olur bak. " Diyerek güldüm. "Biz sen gelene kadar hallederiz" Ayyy Çisem'in şu bel altı şakalarından gına gelmişti. "Sen delisin deli." Beni çıldırtmaya bayılırdı. "Aç ellerini de az dua et" kıkırdamaya devam etti. Saate baktığımda yediydi." Benim hazırlanmam gerek sekizde orada olacağım. " Yatak odasına gelerek aynalı dolabın önüne oturarak makyaj çantamı açtım. İlk bir fondoten sürdüm. O sıra Çisem düzleştiriciyi fişe takarak ısınmasını bekledi. Bende ince bir eyeliner çektim. Toprak tonlarında allığımı elmacık kemiklerime yaydım. Çisem'de ısınan fön makinesi ile saçlarımı düzleştirmeye başladı. ''Sen adamsın." Diyerek haykırdım. "Hayır kadınım. " Kahkaha attım. "Dur güldürme rimel süreceğim." "Tamam burda ciddi bir iş yapıyoruz. " Diyerek saçlarımı düzleştirmeye devam etti. Bende rimeli güzel güzel kirpiklerime sürdüm. Kapatıp makyaj çantasına attıktan sonra turuncunun kırmızıya çalmış renginde rujumu sürdüm. Fazlasıyla dudaklarım seksi gözükmüştü. Makyaj çantamın içine koyarak kapattım. Çisem saçlarımı yapmaya devam ediyordu. Bende yüz hatlarımı izliyordum. "Ne giymeyi düşünüyorsun." Dudaklarımı kemirmeye başladım. "Siyah jean pantolonumu ve üstüne bir polar giymeyi düşünüyorum." kesin yine beğenmeyecekti.. "Bence ilk buluşma için uygun olmaz. Sana aldığı siyah mini eteği giy. Onun üzerine de kolları sarı desenli siyah kazağı giy. Hemde mevsime uygun." Gözlerimi devirdim. "Abartı olmasın?" Çisem her zaman iddialı giyinmeyi sever, bunu da bana aşılamaya bayılırdı... "Abartı olmaz normalde de giyebilirsin sen bu tarz giyinmediğin için normal gelmiyor olabilir." Haklı olabilirdi benim hiç tarzım değildi. Çisemi ne zaman dinlesem hiç yanlış bir şey olmazdı. Bu sefer de onu dinleyecektim.. "Peki bakalım saçların oldu. Kalk da bir görelim. " Bulunduğum yerden kalktım. "Betilla saçların ne kadar da uzamı." Aynaya baktığımda bende fark ettim. "Evet baya uzamış nerdeyse popoma gelecek. Aslında getirsem iyi olacaktı da Bugünümde Kal dizi için belki lazım olabilir saçlar." "O zaman biraz uzun kullan bakalım. Sen giyin ben salona geçiyorum. Bir kayıp kız vardı. Bugün bulunmuş onu izleyeyim. " Diyerek salona geçti. Bende üzerimdekileri çıkarıp katladım yatağımın üzerine.. Çisem'in dediği gibi siyah mini eteği onun altına ten rengi külot çorap üstümede siyah bluz kollarında sarı çizgiler geçiyordu. Solana gelerek " Ne oldu kız bulundu mu? " " Evet baksana ailesi ile sarılıyor. " Çisem'in gözlerinden yaşlar boşaldı. "Ya kıyamam sana " diyerek Çisem'e sarıldım. Çisem'in anneside onu onbir aylıkke n bir bebekken bırakıp kaçmış. Neyseki babanesi bakmış babasıda yurt dışında bir kadın ile beraber. Annesinin yaşayıp yaşamadığını çok merak ediyordu. "Nasıl oluyorda bu kadar kayıp insanlar bir anda bulunuyorlar." "Programı izleyen seyirci sayısı çok Çisem, sende mi katılsan belki annenin vardır bir açıklaması." Kaşları çatıldıktan sonra "Onbir aylık bebeğini insan bırakıp kaçar mı? Bunun açıklaması olacağını sanmıyorum. Kediler bile yavrusunu bırakmıyor, köpekler , tavuklar hayvanlar bile. Birde hayvanlarda akıl yok derler ya gerçekten anlamıyorum." "Evet haklısın ama en azından bu hayatta sormak istediklerimi içine atmaz sorarsın." Kahkaha atarak "Benle çıkarsan başvuracağım." "Tamam başvur çıkacağım" diyerek güldüm. O her zaman benim yanımdaydı bende onun yanında olacaktım tabi ki.. "Bu arada çok seksi olmuşsun. Gözümden kaçmadın." İltifat beni hep utandırırdı. Çisem kendine gelmişti belli ki.. "Ben çıkıyorum" diyerek kapıya yöneldim. "Hadi görüşürüz " topuklu bilekte biten botumu giydim . Siyah çantamı koluma geçirdim. Kapıyı örttüm. Bahçeden geçerek bahçe kapısını üstten açıp ileri sürükledi ve dışarı çıktım. Geçen otobüslere el kaldırarak durdurdum. Şansıma yakalamışım. Çantamdan çıkarttığım beş lirayu şöföre uzattım. "Merkeze" dedim. Cam kenarı boş olan koltuğa oturdum. Çantamdan çıkarttığım kulaklığımı kulağıma takarak şarkı dinlemeye başladım. Trafikte vardı . Maleseff akşam saatleri trafikten kaçınılmazdı. Yarım saat sonunda gelmiştik. Kulaklığımı çıkararak çantamın içine yerleştirdim. Otobüsğn kapısının açılması ile aşağıya indim. Benimle birlikte çoğu insanda burada indi. Biraz ilerledikten sonra hoşgeldiniz kafesine gelmiştim. İçerisine girdiğimde bazı çiftler vardı . Mirali'yi göremedim. Yukarı doğru merdivenleri görünce ,yukarı doğru çıkmaya başladım. Yukarıda sadece Mirali vardı diğer masalar boştu. Ayağa kalkarak "Hoş geldin " sesi yumuşak narin çıkmıştı. Sanki bugün en son ayrıldığımızdan sonra üzerinden bir üç geçmiç gibiydi. Birbirimizi özlemişiz de öyle kavuşuyormuşuz gibiydi. " Hoş bulduk" diyerek sandalyeyi çekip oturdum. Yanımıza gelen garson menüyü bıraktı. Bir süre baktıktan sonra "Ben türk kahvesi alayım yanında da bir iki dilim soğuk baklava." "Soğuk baklava sever misin? " Diyerek merakla baktı. "Severim güzel oluyor." Diyerek mırıldandım. "Bende çok severim. Bakar mısınız ? " Garson geldiğinde "Bize iki Türk kahvesi sekiz dilim soğuk baklava alalım." "Tabi efendim." Menüleri alarak ilerledi. "Sen daha çok seviyorsun soğuk baklavayı sanırım." Diyerek güldüm. "Burası kadar güzel yapan bir yer yok. Yiyince anlarsın." Dudaklarını kıvırarak içten içe güldü. Evet o kız kimdi ? Anlat bakalım ? Diyen gözlerim ile ateş ediyordum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD