Bölüm 2 - DAĞ EVİ

1208 Words
“Hoşgeldiniz” dedim sesimi normal bir tonda tutmaya çalışarak. “Merhaba” dedi İlayda neşeyle ve içeriye girdi. Barlas en az benim kadar gergindi. Semih ona doğru elini uzattığında gözlerini benden ayırdı ve normal davranmaya çalıştı. İlayda gereksiz bir samimiyetle gelip sarıldı. “Çok güzel bir süpriz oldu” dedim gülerek. “Süpriz mi? Bilmiyor muydun bizim geleceğimizi?” dedi İlayda. “Buraya bile geleceğimizi sabah öğrendim” dedim. Bu sırada Barlas salona gelip bana elini uzattı. “Hoşgeldin” dedim ve elini tuttum. Barlas’ın avuç içimi okşamasıyla hemen geri çektim elimi. Semih’in bizi izlediğini görünce hemen onun yanına geçtim. Semih elini belime atınca Barlas’ın bastırdığı kıskançlığını gördüm gözlerinde. Salona doğru geçtik. İlayda merakla evi incelemeye başladı. “Tanışma yıldönümümüzü unutmuş” dedi Semih. İlayda bana döndü ve şaşırıp güldü. “Normalde hep erkekler unutur. Çok şaşırdım” “Evet, bende unutmazdım ama bu ara işler epey yoğun olunca” “Neyse ki Semih unutmamış. Böyle bir eşe sahip olduğun için çok şanslısın Beliz” diyip güldü İlayda. Sonra hemen gidip Barlas’ın beline sarıldı. “Tabi benim biricik eşimde unutmaz, yani bende çok şanslıyım” diyip öptü yanağından. Barlas’ın defalarca yaşadığını ben çok az yaşamıştım. O beni Semihle birçok kez görürken ben onu İlaydayla sadece birkaç kez görmüştüm. Üstelik ilk kez bu kadar rahat ve samimi bir ortamdaydık. Şimdi Barlas’ın her isyanını daha iyi anlıyordum. İlaydayı ondan uzaklaştırmak isterken olduğum yerde kalmak nefesimi kesiyordu. “Birşeyler içer misiniz?” dedim onları ayırmak isteyerek. “Sıcak bir kahve çok iyi olur” dedi Barlas. İlayda benimle beraber mutfağa gelince biraz olsun rahatladım. Mutfağa girdiğinde de aynı ilgiyle evi incelemeye başladı. “Eviniz çok güzelmiş” dedi ben kahveleri koyarken “Teşekkürler” “İlk kez bir iç mimarın evine konuk oluyorum” dedi ve mutfak dolaplarındaki detaylara dokundu. “Beğenmene sevindim” “Barlas yeni bir ev almak istiyordu, belki iç mimarlığını sen yaparsın” dedi. Elimdeki şeker kaşığı tezgaha bıraktım. Şirketimiz Barlas’ın ki kadar olmasa üst düzey bir firmaydı. Oteller, alışveriş merkezleri gibi büyük projelere çalışıyorduk. Sektörde adımızdan, adımdan bahsettirmeye başlamıştım. İlayda’nın bunu söylerken ki ses tonu aşağılayıcı geldi. Belki bunu söyleyen bir arkadaşım olsa böyle tepki vermezdim bilmiyorum ama sesindeki bir tını, bunu söylerken çekmeceyi itekleyişi beni rahatsız etti. Belki sadece İlayda olduğu için belki de zengin aileye doğup herkesi küçümseyen tiplerden olduğunu duyduğum için olabilir. “Pek vakit bulabileceğimi zannetmiyorum ama doğru mimarlara yönlendirebilirim” dedim. Biraz bozularak baktı bana. “Hadi geçelim içeri” dedim. Elimde kahvelerle salona döndük. Semih camın önünde birşeyler anlatıyordu Barlas’a. Biz girince dönüp baktı, ardından Barlas’da döndü. Öyle rahat oturuyordu ki koltukta, ev sahibiydi sanki. Olduğu ortamı domine ediyordu hep, şimdide Semih’i sindiriyordu sanki. İlayda kahveleri alıp Barlas’ın yanına oturdu. Öyle yakın oturuyordu ki görmek istemeyip başka şeylere odaklanmaya çalıştım. Kısa bir sohbetin ardından, “İlaydaya odalarını göster istersen Beliz” dedi Semih. “Tabi” dedim ve merdivenlere doğru yürümeye başladım. Arkamdan sadece İlayda’nın gelmesini beklerken Barlas’da elinde kapının önüne bıraktığı valizle peşimizden geldi. Üst kattaki koridorun bir ucunda Semihle bizim yatak odamız vardı. Diğer ucundaysa bir misafir odası vardı, onu İlayda ve Barlas’a verdim. “Umarım rahat edersiniz” dedim ve kapıyı açtım. “Çok teşekkür ederiz” dedi ve İlayda içeriye girdi. O içeri girdikten sonra kapı önünde Barlasla kaldık. “Konuşmamız lazım, acil” dedim sessizce ve sonra hemen aşağı indim. Semih şöminenin önünde oturmuştu ve manzarayı izliyordu. “Bu ne şimdi Semih!” dedim sinirle. “Ne oluyor Beliz?” “Barlas ve İlayda ne alaka? Tanışma yıldönümümüzde onlarla burada ne işimiz var?” “Biraz sessiz ol. Duyacaklar” “Duyarlarsa duysunlar. Onları buraya çağırırken ne düşündün Semih, benim mutlu olacağımı falan mı?” “Biraz sakin ol Beliz! Aslında üç-dört çiftin olacağı bir organizasyon yapmıştım ama diğer çiftler iptal etti. Barlas’ı da iptal edemedim. Hem ne var bunda Beliz. Barlasla benden daha çok sen görüşüyorsun,çalışıyorsun! Neyinden rahatsız oluyorsun şimdi?” Görüşüyorsun kısmını sertçe tonlamıştı. Tüm sinirim yine korkularımın yüzeye çıkmasıyla geçti “Başbaşa daha iyi olurdu diye dedim” daha sakince. “Haftaya başbaşa bir tatile gideriz Beliz. Uzatma artık! Sadece iki gün” “Tamam Semih tamam. Mutfakta akşam yemeği için yapabileceğim hiçbirşey yok” “Birazdan sipariş ederim” dedi. “Telefonu sarja takmam lazım” dedim masanın üstündeki telefonumu alıp ve yatak odasına doğru çıktım. Barlasların odasının önünden geçerken yavaşladım. Herhangi bir ses duymayı bekledim, “Ne yapıyorum ben ya!” dedim kendime sinirlenerek. Yatak odasına girmek üzereyken hemen yanımdaki banyo kapısı açıldı ve Barlas bileğimden yakaladı beni. Beni içeriye çekip hemen arkamızdan kapıyı kapattı. “Barlas aklını mı kaçırdın! Burada yakalanırsak nasıl açıklarız” dedim sessizce. Bana döndü ve bir adım atıp aramızdaki mesafeyi kapattı. “Konuşmamız lazım dedin. Salonda başbaşa sohbet edemeyeceğimize göre başka şansım yoktu” malesef haklıydı. “Söyle şimdi acil olan ne?” “Semih. Semih biliyor” anlamayarak bakmaya devam etti. “Bizi, kesin biliyor” “Bilse neden böyle sessiz kalsın Beliz, saçmalama” “Bilmiyorum ama bizi biliyor, hissediyorum” “Nereden anladın?” “Daha iki hafta önce buradaydık Barlas. Üstelik buraya sizi çağırması çok saçma. Gelir gelmez bana bir de hediye verdi” dedim ve bileğimi gösterdim. “Bu aynısı” “Evet senin hediyenin aynısı!” dedim. Düşünceli gözlerle bileğime bakmaya devam etti. “Tesadüf olamaz” “Bilse bu kadar sakin kalamazdı” dedi. “Onun nasıl bir psikopat olduğunu bilmiyorsun” dedim acıyla gülerek. Barlas şefkatli gözlerle baktı ve elini yanağıma koydu. “Dur, yapma lütfen” dedim ve bir adım geri çekildim. Barlas elini hemen geri çekti ve birkaç saniye bekledi. “Başka birşey söyledi mi? Birşey ima etti mi?” “Hayır. Yani sanki ediyor gibi ama belki de ben paranoya yapıyorumdur bilmiyorum” “Şimdilik sakin ol. Herşey normalmiş gibi davran. Eğer birşey olursa.. ben hep yanında olacağım Beliz. Sen istesende istemesen de..” Onu ne kadar özlediğimi anladım. Sarılmak için yanıp tutuşuyordum aslında ama bu oyun tehlikeli bir hal almaya başlamıştı artık. Barlas bizi durduracak gücü bulamamıştı kendinde, bende onun kadar beceriksizdim malesef. Her kopmayı denediğimde yine ona dönüyordum. Onunla nefes alabiliyordum sanki. “Tamam. Ben çıkayım artık” dedim. Barlas kapının önünden çekildi. Kapıyı henüz yeni açmıştım ki İlayda’nın “Barlas!” diye seslenişini duyduk. Barlas arkamdan hızlı bir hareketle kapıyı kapattı. “Barlas? Lavaboda mısın?” dedi İlayda ve kapıyı tıklattı. Ben panikle ona döndüm, kalbim sertçe çarpmaya başladı. İlaydayla aramızda sadece bir kapı vardı. Barlas hala kapıya sertçe bastırmaya devam ediyordu. İlayda banyonun kapısını tıklattı ve kapı kulpu yerinden oynadı ama Barlas’ın baskısıyla kapı açılmadı. “Evet, çıkıyorum birazdan” “Ben iniyorum” “Tamam” dedi. Sessizce gidiş sesini duymayı bekledik. İkimizde koridordaki sese kulak kesilmişken ne kadar yakınlaştığımızı farketmemiştik. Merdivenin basamaklarını inmeye başladığını duyunca rahatladım ve Barlas’a baktım. Kapıyla arasında sıkışmıştım ve yine karşı koyamadığım kokusu doluyordu burnuma. Kafasını hafifçe bana doğru eğmişti, nefesimi yüzüme çarpıyordu. Az öncekinden çok daha heyecanlıydım. Çok daha zor bir durumdaydım. Kendime ne kadar engel olmak istersem olayım olmuyordu, karşı koyamıyordum ona. Aramızdaki birkaç santimi aştım ve dudaklarıyla buluştum. Sanki daha önce hiç öpmemiş gibi heyecanla, aylardır uzak kalmış gibi hasretle öpmeye başladım. Barlas ise bunu bekliyormuş gibi hemen karşılık verdi. Ben ona sarılırken o beni kapıyla arasında daha da sıkıştırıyordu.. Tüm gerçekleri kapı ardında bıraktık, en azından kısa bir süreliğine.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD