27 yaşında bir mimar; Ömer Sayar...
22 yaşında hafız ve ilahiyat mezunu bir kız; Rabia Özsoy...
Ve bu iki hayatın bir anda kesişmesi...
-İslamı yaşamaya çalışan bir genç kızın tamda düğün günü gelişen bir takım olayların hayatını nasıl etkileyeceğini ve bunlarla başa çıkarken yaşayacağı kah güzel, kah heyecanlı, kah hüzünlü, kah kalp çarpıntılı hayatının konu olacağı romana hoşgeldiniz.
Birinden kaçarken, diğerine koşmak...
Kader ağlarını ilmek ilmek örerken, bilmeden attığı her adım; kaderin ağına bir ilmek daha olacaktı...
"Ben kararımı verdim. Evlenmeyeceğim Esma." dedim ciddi bir şekilde. Esma da "Kuzum senin kararın ben sana birşey diyemem ama peki ya şimdi ne yapacaksın? Misafirler gelmeye başladı bile. Nasıl olacak, nasıl diyeceğiz herkese düğün iptal diye? Ve biliyorsun babam bunu asla kabul etmez." dedi. "Biliyorum Esma'm biliyorum bunları düşünmedim mi sanıyorsun ama yapacak bir şey yok, bir şekilde iptal ettik demem lazım herkese."
Kor gibi yanan yüreğime ferahlık ver Rabb'im.
Esma bir süre dışarıyı izleyip iyice düşündükten sonra "Rabia ben buldum galiba." dedi. Heyecanla gözlerimi açtım. Umarım kuzenim beni yeniden umutla dolduracak şeyler söylerdi...
Sizce Esma'nın planı ne? Peki bu plan işe yarayacak mı? Yoksa işleri daha da çıkmaza mı sürükleyecek?
Bence hep birlikte okuyup görelim. Ne dersiniz?
O zaman keyifli okumalar herkese!