OTUZ DOKUZ

2621 Words

Zihnimdeki susmayan ses haklıydı. Çünkü eve geldiğimde kadınlar dışında hiç kimse yoktu. Işıl’ın evinden ayrılan Akif’in nereye gittiği meçhuldü. Hamile eşini bir saniye bile yalnız bırakmaktan korkan abimin, Hüma’nın uzvu misali yanından ayrılamayan Alparslan’ın, Tuğrul’un hatta Eyüp abinin bile… Salonda, kucağımdaki siyah hediye paketiyle oturuyorken bakışlarım etrafta gezindi. Annem pencere kenarındaki tekli koltuğunda Kur’an okuyordu. Bade döşeğin en köşesine kıvrılıp oturmuştu. Hüma yanıma yerleşmişti ama tavrı ve hali bakıyor da görmüyor gibiydi. Gülendam abla ise, babasını yanında isteyerek ağlayan minik Leyla’yı sakinleştirmek için odasına götürmüştü. Evde hiç erkeğin olmaması nadirdi; en azından bir kişi bırakırlardı yanımıza. Böyle anlar tanıdıktı bana. Onların her biri aynı

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD