Tarık bir an durdu, yüzü ciddileşti. Sanki lafı dolandırmadan asıl meseleye gelmek ister gibi bana döndü. “Kaynanan peki?” dedi. “Sibel dediğin kadın asıl gücünü ondan alıyor. Tek başına bir hiç. Ama kaynanan yüz veriyor, arkasında duruyor. O dur dese, Sibel ağzını bile açamaz. Kaynanan neler yapıyor?” İçimden hızlıca bin tane cevap geçti. Hepsi de tehlikeliydi. O evde kelimeler silah gibiydi; yanlış yerden patlarsa insanın elinde kalıyordu. Dudaklarımı büküp gülümsemeyi seçtim. “Kaynananın dedikodusunu yaparsan geç ölür derler.” dedim yarı şaka yarı ciddi. “O yüzden… canım kaynanam benim. Kaynanamı çok seviyorum.” Kahkaha atarken sesim fazla neşeli çıkmış olabilir ama umurumda değildi. Burada akıllı kalmak, dürüst olmaktan daha kıymetliydi. “Yok yok.” diye ekledim. “Söz doğrudur derl

