Yatak odasının ışığı loştu, sadece başucundaki küçük lamba yanıyordu. Bahoz yatağın kenarına oturmuştu, elleri dizlerinde. Ben de karşısındaydım, geceliğimi giymiş, çıplak ayaklarımın üstünde duruyordum. O hala aynı saf bakışla bakıyordu bana. Masum. Hastaneden gelince banyo yapmıştık. Elimi uzattım, çenesini tuttum yine, yüzünü kendime çevirdim. “Bahoz,” dedim usulca. “Bir şey yapalım mı?” Gözleri irileşti. “Ne?” diye sordu, sesi tedirgin. Zaten bilmediği her şeyden çekinirdi. “Senin şeyini… ağzıma alayım. ” dedim. Kelimeleri yumuşatmaya gerek yoktu. Başını hemen iki yana salladı. “Yok.” dedi sertçe. “İstemem. Kirli olur. Ayıp.” Gülümsedim hafifçe. Bekliyordum bunu. “Kirli değil,” dedim. “Temizlendik zaten. Bak.” Yavaşça yatağa oturdum, sırtımı yastıklara yasladım. Geceliğimi

