6. BÖLÜM

1504 Words
Mahsun Ağa, dün gece oğlunun gözlerinde ki mutluluğu görmüş ve bu mutluluğun nedenini Derin'le bir arada olduğu için sanmıştı. Bu nedenle oğlunu arayarak akşam yemeğe gelmelerini söylemiş ve kapatmıştı. 'Ne kadar istemesemde, oğlumun mutluluğu için katlanabilirim' diyerek Derin'i kabullenmek adına ilk adımı atmak istemişti. Hem Derin'le adım akıllı tanışır hem de evlat yerine koyduğu Gece'yi oğluna tanıtmak istemişti. Fakat Gece'yi aramaları sonucu telefonuna bir cevap alamamış, mesaj atsa dahi dönüş sağlamamış olması korkutmuştu onu. Bu nedenle Gece'nin evine, Gece'ninde tanıyıp unutmadığı adamını Sait'i göndermişti. ... Gece, sessiz ve karanlık evinin kapısını açarak içeri girdi. Yüzüne ilk vuran evin soğukluğu olmuştu. Ardından kapıyı kapatarak ışığı hızla açıp, kombinin yanına giderek kaloriferlerin ısısını yükseltmişti. Adımlarını küçük küçük notlarla süslenmiş duvarlı odasına atarken günün özetini aklından geçiriyordu. Kağıda ne yazması gerektiğini aklında tartarken kapıyı açıp hızla giysi dolabının karşısında durdu. İçinden kendisini daha sıcak tutacak kıyafetler seçip hızla üzerini değiştirdi. Odanın köşesinde duran masaya oturup aldığı küçük renkli kağıtlara notunu alırken yaşadığı hayatı sorgulamadan edemiyordu. Hiç bir zaman isyan etmemişti, yine etmiyordu ama istemsiz 'Neden?' diye soruyordu kendine. Neden bunu yaşıyordu? Yaşayacak ne gibi bir günahı vardı? Notunu alıp panoya asarak odasından çıktı. Guruldayan karnı, açlığını yeni fark etmesine neden oluyordu. Adımları mutfağın yolunu tuttu, mutfak girişinde hemen sağ tarafında kalan buzdolabını açıp içinde kalan yemekleri ısıtmak için alacakken duyulan zil sesiyle durdu. Kendisini geri çekip buzdolabını açtığı gibi kapattı. Kapısını biri çalmayalı yıllar olmuştu ama bunu kendisi unuttuğu için hatırlamıyordu. Adımları mutfaktan çıkıp kapıya ulaştı. Kapıyı açmadan önce delikten gelen kişiye bakması gerektiğini elbette biliyordu. Görüşüne giren sarışın uzun boylu genç adamla yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi. Kapıyı hızla açıp yüzündeki gülümsemeyi bozmadan "Hoş geldin Sait!" diye şakıdı. Karşılığını ise kocaman gülümseyerek "Hoş buldum Gece." diyen genç adamla almıştı. Gece, Sait'i çocukluğundan beri tanırdı. Hafızasında unutmadığı nadir isimlerden biriydi. Yaşadığı onca acıda yanında duran, bir abi bir kardeş gibi sahip çıkan Mahsun Ağa'dan sonra Sait gelirdi. Hakkını asla ödeyemezdi. "Küçük cadı, neredesin sen bakayım?" Sert olmaya çalıştığı sesiyle konuşan adama bakarken kollarını açıp boynuna doladı. Sait'e sarılmak aile sıcaklığını veriyordu. Sanki yıllar önce var olan ama hatırlayamadığı bir abi edası yaratıyordu, o kadar huzurlu, o kadar güven veren... "Ne oldu Sait abi?" Sait kendisini uzaklaştırıp Gece'nin gülümseyen gözlerine baktı. Yüzüne samimi bir gülümseme oturtup "Hadi gidiyoruz. Mahsun Ağa seni bekliyor" dedi. Gece başını yana yatırıp bir kaç saniye Sait'in yüzüne baktı, ardından "Tamam montumu alıp geliyorum." diyerek eve girdi. Odasından montunu, çantasını alıp çıkarken Mahsun Ağa'nın neden onu bu saatte çağırdığını düşünüyordu. Bunu Sait'e sormazdı, çünkü biliyordu ki Mahsun Ağa kimseye açıklama yapmazdı. Evden çıkıp ayakkabılarını giymiş, dışarıda arabanın içinde onu bekleyen Sait'in yanına gitmişti. Kapıyı açıp koltukta yerini alırken "Gidelim bakalım." diyerek mırıldandı. ... Yol bi hayli sessiz geçmiş, bir kaç dakika içinde konağın bahçesinde durmuşlardı. Arabadan inip karşılıklı durmuşlar, Sait'in "Pazar günü işin var mı?" sorusuna gülümseyerek "Bilmiyorum, izinli günümde genelde evde olurum." diye cevap vermişti. Gece, genelde pazar günlerini evde kitap okuyarak geçirirdi. "Pazar günü hazırlan seninle şehir turu yapalım, eski günlerde ki gibi." diyerek gülümsedi Sait. Uzun zamandır küçük kız kardeşi ile zaman geçirmiyordu. Pazar günü kendisi de izinliyken zaman geçirmelerinin uygun olacağını düşünüyordu. Gece, Sait'in sözleri ile gülümsedi. Onunda canı gezmek istiyordu fakat tek gezmekten sıkılmıştı. Üstelik Sait ile zaman geçirmeyi de özlemişti. "Olur Sait abi, haberleşiriz." diyerek Sait'in yanından ayrılmış, konağa doğru ilerlemişti. Gece, Konak kapısında gördüğü Mahsun Ağa ile koşarak yanına gitmiş kollarını boynuna dolamıştı. Ardından geri çekilip gülümseyerek konuştu. "Ooo Kahraman babalık, beni çağırmışsın." Mahsun Ağa, boynuna dolanan kollarla gülümsemiş, kendi kollarını da Gece'nin beline dolamıştı. Ardından geri çekilerek konuşmasına karşılık kahkaha atıp "Yapma be kızım, bana kahraman babalık deme diye kaç kere söyledim. Bana baba yada Mahsun amca diyebilirsin" diyerek sitem etmişti. Gece, Mahsun Ağa'ya tebessüm etti. Kendisi Mahsun Ağa ile uğraşmayı, ona 'Kahraman babalık' demeyi seviyordu. Omuzlarını silkip dudakalrını büzdü, Mahsun ağa'nın yanına adımlayarak koluna girdi. "E hadi ama, beni neden çağırdın? Hem burada mı bekleyeceğiz hava çok soğuk, üşüdüm ben." Mahsun Ağa, Gece'nin hallerine gülerek "E hadi içeri girelim o zaman." dedi ve evin içine ilerledi. Adımlarını salonun girişine gelirken durdurdu ve Gece'yi karşısına aldı. "Kızım, içeride benim oğlum ve sevgilisi var. Seni onlarla tanıştırmak istiyorum, bu nedenle seni çağırdım." Gece, 'Oğlum.' kelimesiyle gülümsedi. "Unutacağımı bildiğin halde neden tanıştırmak istiyorsun Mahsun baba?" Oğlu ile tanışsa bile unutacağı için sorun yoktu fakat Mahsun Ağa bunu bildiği halde neden tanıştırmak istiyordu anlamıyordu. Mahsun Ağa, Gece'nin ağzından ilk defa 'Baba' kelimesini duyduğu için sevinse mi yoksa ona hastalığını hatırlattığı için üzülse mi bilemedi. Girdiği değişik ruh halinden kaçınmak isteyerek "Hadi kızım içeri geçelim, fazla beklettik." diyerek salonun kapısını açtı. Mahsun Ağa'nın tavrına burukça gülümseyerek sessiz kalmış, adamın peşinden odaya girmişti. Mahsun Ağa'nın hemen arkasında yerini alırken önünden yana kayan bedenle görüş açısına giren genç adama baktı. Karşısında gördüğü genç adam 'Sabah yolun ortasında duran kişi' olarak hatırlamıştı. Ama hatırladığına fazla sevinmesine gerek yoktu. Sonunda, uyuyup uyandığın da unutacağını biliyordu. Kendisine dönen Mahsun Ağa'nın "Bu sana bahsettiğim oğlum Kartal, bu da olmayan kızım yerine koyduğum Gece." diyerek tanıştırdığı genç adama başını yana yatırarak baktı. Ondan bir hareket bir cümle bekledi ama tepki alamayınca "Memnun oldum." diyerek elini uzatıp sessizliği bozdu. Kartal, evin içinde sürekli Gece diye bahsettikleri kızın, karşısında ki kız olduğuna inanmakta zorluk çekiyordu. Günlerdir aklından çıkmayan kızın aslında evin içinde sıkça duyduğu ismin sahibi olduğuna şaşırmadan edemiyordu. Kendisine doğru uzatılan ince ve küçük ele bakıp irkildi. "Bende memnun oldum." diyerek uzatılan eli tuttu. Mahsun Ağa, oğlunu tanıştırdıktan sonra Derin'i tanıtmış ve herkesin yemek masasına geçmesini sağlamıştı. Gece, Mahsun Ağa'nın sol yanına oturmuş karşısına da Elif Hanım -Mahsun Ağa'nın eşi- oturmuş, Gece'nin yanına Derin, onunda karşısına da Kartal oturmuştu. Kartal'ın yemek boyu Gece'yi izlemesi masadaki herkesin, Derin'inde dahil dikkatini çekmişti. İçinde bir yerlerde kıskançlığı kabaran Derin "Yemek için teşekkür ederim Mahsun amca." diyerek sevdiği adamın dikkatini üzerine çekmeye çalıştı. Başarılı olduda. Mahsun Ağa, Derin'in teşekkürüne zorunlu tebessüm ederek "Afiyet olsun." diye cevapladı. Ardından masada bulunan bardaktan bir yudum su içerek, kuruyan boğazını rahatlatmış ve bu akşam ki yemeğin asıl nedenini açıklamak için bir kaç kere öksürmüştü. "Konuyu fazla uzatmak istemiyorum. Bu akşam ki yemeğin asıl nedeni; sizinle konuşmak istediğim bir konu var. Daha doğrusu ben bir karar aldım." Kartal, babasının konuşması ile gözlerini karşısında bulunan iki kızdan alarak babasına çevirmişti. Babasının akşam yemeği için bir nedeni olduğunu anlamıştı fakat ne olduğunu bilmiyordu. Şimdi babası karşısında ve nedenini açıklarken can kulağı ile dinliyordu. "Oğlum, siz Derin ile birbirinizi seviyor musunuz?" Kartal, babasının sorusu ile kaşlarını çattı. Bu sorunun neden durduk yere sorulduğuna anlam veremiyordu ama o an bu soru rahatsız hissetmesine neden olmuştu. Önceden olsa hiç düşünmeden evet derdi fakat bu sefer ağzından kelimelerin çıkmıyor oluşuna anlam veremiyordu. Gözleri Gece'ye kaydı. Ona bakıyordu. Ela gözleri, tüm dikkatini ona odaklamıştı. Yutkundu. Dudakları arasından çıkmakta zorluk çeken sözlerin yerini, elinin üzerine uzanan ellere eşlik eden "Evet seviyoruz." sözüyle gözleri Derin'i bulmuştu. Ona sorulan soruya Derin'in cevap vermesi sinirini bozmuştu. Bozuntuya vermeyerek sessiz kaldı. Gece, Derin ile Kartal'ın birleşmiş ellerine baktı usulca. İçinde bir yerlerde anlam veremediği sızı baş gösterdi. Hayatı boyunca yaşamak istediği aşkı yaşayamayacak olması mıydı? Kartal, Gece'nin gözlerindeki hüznü fark etmiş bu nedenle elini, Derin'in elinden çekmişti. "Seviyorsanız, haftaya seni istemeye gelelim Derin. İki hafta sonra yani Cumartesi günü de nişan yapalım?" Derin duyduğu sözler karşısında kocaman gülümseyerek sevinçle yerinden kalkıp önce Mahsun Ağa'nın ardından Elif Hanım'ın elini öpmüş, sonrasında da izin isteyerek evden ayrılmıştı. Biran önce yurt dışında tatil yapan ailesini arayıp, hemen memlekete gelmeleri gerektiğini söylemek için fazla heyecanlıydı. Kartal, babasının sözleri ile boğazında kalan yemeği yutmak için çaba sarf etmiş ve sonunda yutabilmişti. Derin'in sevincini, mutluluğunu çok iyi hissetmişti lakin kendisi bu konuda anlam veremediği şekilde mutlu olamıyordu. Yıllarca bitmeyen aşkın sonu selamet olacakken buda neyin nesiydi böyle? Gece, Mahsun Ağa'nın sözlerine tepkisiz kaldı. Oğlu adına seviniyordu ama küçük bir yanı buruk hissettiriyordu. Uzun zaman olmuştu bir şeyler hissetmeyeli, bu nedenle bir hayli farklı hissettiriyordu. Bulunduğu ortamda boğulacak gibi hissederken "Müsaadenizle Mahsun Baba, ben kalkıyorum." diyerek ayaklanmıştı. Bu ailenin konuşması gereken şeyler olduğunu düşünüyordu. "Baba mı?" Kartal'dan duyulan şaşkın nida ile gülümsedi Gece. Mahsun Ağa ise Gece'nin ikinci kez 'Baba' demesine mutluluklar bakıyordu. "Nereye gidiyorsun kızım?" Kartal'ın şaşkınlığını kimse umursamamış, konuya kaldıkları yerden devam etmişlerdi. "Odadan bir kaç eşya alıp, kendi evime gideceğim." dedi omuzlarını silkip. Kartal, Gece'nin konakta odası olduğuna şaşırmamıştı, babasına baba diyen bir kızın illaki konakta bir odası olurdu. Fakat kendi evine gitmesini değil burada, konakta kalmasını istiyordu. Elif Hanım başından beri koruduğu sessizliğini bozmuş "Burada kal kızım, saat geç oldu. Yarın gidersin olur mu?" diyerek konuşmuştu. Gece, Elif hanımın sözleri ile ona içten tebessüm ederek "Teşekkür ederim ama gitsem iyi olacak Elif teyze." dedi. Elif hanım, Gece'yi Mahsun Ağa kadar çok sever ve kendi evladı gibi koruyup kollardı. Gece'nin hastalığından haberi olduğu gün, çok ağlamıştı. En iyi doktorlara götürmek istemiş fakat Gece, izin vermemiş 'Gitmek istemiyorum Elif teyze. Emin ol hayattaki acıları unutmak, hatırlamamak bana iyi geliyor.' demişti. "Lütfen kızım, burada kal." dedi Elif hanım, Gece'nin gözlerine onaylaması için masum masum bakarken. Gece, tatlı tatlı gözlerine bakan kadını kırmak istemeyerek omuzlarını düşürdü. "Peki ama sadece bu gece kalacağım. Sabah erken vakitte evime gideceğim." dedi gülümseyerek, gece yarısı gireceği duygu karmaşasını bilmeden.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD