MerhabaBoston

1322 Words
Yolculuk bitti Üzün uçuş sonrası sonunda gelmişti ve Cenk hic uyanmak istemediği bu tatlı rüyasından uyandı. Kendini çok ama çok yorgun hissediyordu. Uçaktan indiğinde 10 buçuk saat suren bu yolculuk yüzünden neredeyse yürümeyi unutmuş kendini uyuşuk hissediyordu. Turkiyeden yola çıktığında gece olduğu için bostona ulaştığında saat 9u geçiyordu. Valizlerinin çıkmasını bekledi. Belge işlerini de tamamlayıp sonunda birleşik devletlere ayak bastı. Kapıdan çıkışta ona özel hazırlanmış araba bekliyor du. Bostona gelmişti ve hep hayal ettiği özgürlüğün tadını artık sonuna kadar çıkara bilirdi. Ismi yazılı tabelayi tutan birini gördü ve adama dikkat kesildi. Siyah takim elbise, kravat, beyaz gömlek giyen, her kıyafeti özenle marka olarak seçilmişti. Siyah saçlı amerikan ajani gibi gözlük takan saçlarını özenle arkaya doğru taranan geniş omuzlu bodybuilder gibi kaslı bu kişi Cenk'i farkedince ona doğru geldi ve güzel amerikan aksaniyla konuştu "Merhaba efendim ben Stefan özel şoförünüzum herhangi bir ihtiyacınız gitmeniz gereken bir yer olursa ben hallederim" dedi çok sert ciddi ve kalın ses tonuyla. Stefan konuşurken Cenk onu baştan aşağı kadar süzdü özellikle özel bölgesine çok hevesle baktı görünüşe göre yeni şoförun bu dikkat çekici ve aşırı karizmatik duruşu onu çoktan etkilemişti. Dikkatini tekrar ona verdi ve flörtöz bir tavırla "Merhaba Stefan bende Cenk ve bana efendim demek zorunda değilsin" diye yüzünü elleri arasına aldı sonra hafif tokatladı ve çıkışa doğru elindeki valizleri sürüklemeye başladı Bu durumda hafif afallayan stefan hemen kendini topladı ve giden delikanlının yanına koştu. Elindeki valizleri almak için uzandı Cenkte pek ısrar etmeden en büyük valizi ona uzattı. Çantasını da almak isteyen stefana hayretle baktı "Gerek yok dostum her şeyi sana yaptıracak değilim ben babam değilim" diyerek göz kırptı ve son kapidan çıkarken tişörtüne iliştirdiği gözlüğünü çıkarıp gözüne taktı. Dışarıda Bostonun hafif Eylul havasi esiyor ne çok sicak ne de çok soğuktu sabah saatlerinin verdiği huzur onu mutlu etti. çıkar çıkmaz önce iyice bir gerildi butun kemikleri hala ağrıyor gibiydi. Arkadan gelen Stefan bu çocuk ruhlu delikanliya ısınmıştı sanki küçük kardeşini onda görür gibi gülümsedi ve tekrar ciddiyetini takınarak konuştu "Efendim, istiyorsanız önce şehirde ufak tur yapa biliriz yorulmuş olsanız hemen eve gideriz" dedi rahatsızca kıpırdanarak "Sorun yok Stefan biraz gezelim hem etrafı öğrenmiş olurum eve gitmeden de bir kaç bişey alalım akşam yemek yaparız" dedi Cenk göz kırparak Stefanin işaret ettiği arabaya bindi. "Merak etmeyiniz evde her şey hazır babanız siz gelmeden önce sevdiğiniz şeyleri evde bulunmasını istedi" dedi hâlâ ciddi tonda. Cenkte bıkkın şekilde nefese vererek "Stefan bana uşak patron ilişkisi yapmamıza gerek yok bak tekrar söylüyorum. ben babam değilim ayrıca özgür hayata adım atıyorum kendi işlerimi kendim yapmayı öğrensem daha iyi olur değil mi. Benim iyiliğim için bunu yaparsin herhalde. Bir şey lazım olursa beraber gideriz bir dahakine anlaştık " diye göz kırptı. "Tamam efen..." "Hadi ama bana sadece Cenk diye bilirsin. Sen bu hayattaki ilk arkadaşım olacak sin daha önce hiç arkadaşım olmadı lütfen yapma" dedi tatlı tatlı bakarak. "Tamam Cank" Cenk ismini söyleyememesine gülerek "Cank değil Cenk" dedi. Stefanda gülümseyerek baktı. Bu tatlı çocuğa ısınmıştı gerçekten" Burda yakınlarda harika bar var bir akşam oraya gidelim. Çok eğleniriz ama baban bilmemeli" dedi aynadan bakıp göz kırparak. Tabi Stefan onun ismini söylerken zorluk çekmesi komik duruyordu. ne de olsa Cenk bir türk Stefan ise amerikalıydı. Cenk arabanın ön koltuğunda oturarak yandaki adamı süzerken hayalinden "Aman Tanrım, çok seksi bu çocuğa karşı nasıl dayanırım" diye düşündü ve sordu "Söyle bakalım Stefan evlimisin?!" Stefan bir an duraklayıp sonra konuştu "Henüz değil ama nişanlandım. Yakın arada sızı tanıştıracağım"dedi. Ufak bi hayal kırıklığına uğramış olsa da yinede üzülmedi. Birlikte şehir turu yaptılar. Gezmeye değer birkaç yeri böylece not almış daha sonra birlikte geleceklerine dair konuşmuşlardı. Güzel antik suslerle süslenmiş bir mekanda sabah kahvaltısı ettiler. Ve bir birlerini tanımaya boylece zamanları oldu. Kahvaltıdan sonra tekrar sehir turuna çıktılar akşam 4 civarı çok sessiz ve sakın olan bir sokağa girdiler. Stefan arabayı park etti ve kapıyı açmak için hızlıca indi. "Yeni evine hoşgeldin kardeşim." Dedi gülümseyerek Stefan. Parlak gülümsemesi ve gece gibi siyah gözleri Cenki baştan çıkarmaya onun özel bölgesini yeterince zonklatmaya yetiyordu. Stefan önden bavulları alarak bir kapıya doğru yürümeye başladı. apartmana girdiler en üst kata çıktılar. Küçük yaramazın gözleri ise Stefan'in buyuk poposu ve güçlü kollarindaydi hemen onun hayalini kurmaya başladı. Ve bu hayalleri yıkan kapi zili sesi oldu. Kapıyı 25li yaşlarında sarı saçlı ince belli gösterişli ve dekolteli giyinen hizmetçi kız açtı ve Stefan la bir birlerine tatlı tatlı gülümseyerek konuştular. O an anladi ki Stefanin nişanlısı bu tatli kız. Cenk kiza hayran kalmıştı gerçekten Stefana çok yakışıyor du. "Hoşgeldiniz efendim" dedi yumuşak sesle. "Aksanın farklı burali değilsin galiba" dedi Cenk durup dururken selam bile vermeden. Böyle garip bu soruyla Stefan ve kız şaşırdılar. "Hayır, o Polonyalı" dedi Stefan kiza ateşli ve istekli bakış atarak. "Merhaba, adim Amelia özel hizmetçinizim yemekler yatak odalarıniz her şey hazır aciktiysaniz sofra hazır her zaman hizmetinizdeyiz efendim" dedi şirin tavrıyla "Hadi ama, yapmayın şunu bu konuşmayı Bay Soydan gelince yaparsınız ben sadece Cenk tamammı? ayrıca biz artık bir arkadaşız sanıyorum ve benim hizmetçim olmanıza gerek yok. Biz ayni evde yaşayan arkadaşız" dedi göz kırparak. Stefan onaylamış gibi baş silkti "Ay şükürler olsun. Ben bu topuklularla tum gün gebermek uzereydim. Çok teşekkür ederim Cenk. Ee genç adam istersen yemek salonuna geçe biliriz" "Önce bir duş alsam iyi olur sanırsam senin tarif ettiğin güzellik abidesi bu kız değil mi Stefan" dedi Cenk gülümseyerek. stefan gülümseyerek "Kapı önünde kaldık hadi içeri içeri" dedi " neyse siz rahatiniza bakın sonuçta biz arkadaşız kendinizi yormayın ne bileyim rutin olun bu saate ne yapiyorsaniz onu yapın. Sonra da hep beraber yemek yeriz masaya kendinize de tabak koyun yoksa sizi affetmem" diyerek gülümseyip içeri girdi. Apartman dairesi dublexti girişte kocaman salon vardi. Salonda cok fazla eşya yoktu zira cenk sadeliğe aşık biriydi evde fazla esya olmasından hiç hoşlanmamış ti bugüne kadar. Salonu sadece kocaman bir L koltuğu etrafta küçük sehpalar ortada açılır kapanir masa şık tv unitesi dev ekran televizyon ve yan taraftada 6 kişilik yemek masasi süslüyordu. Salondan bağımsız gibi görünen ufak bir oda vardı merak edip oraya doğru yurudu. Orasi kütüphane gibi süslenmiş ti raf raf kitaplar ve şık 2 kişilik koltuk ortasinda da guzel sehpa. Yan taraf mutfak ve anladığı kadarıyla bir banyo vardi bu katta. Sonra ağır adimlarla merdivenleri tırmanarak odasına doğru yürüdü. Yukari katta da 2 oda vardi. Medivenlerin çıkışındaki ilk odaya baktı. Orasi tipki çalışma odasi gibi süslenmişti. Yine Raflar dolusu kitaplar odanin baş köşesinde kocaman çalışma masası. DDikkatni çeken şey ise bu oda bir balkona açılıyor balkon kapısına yakın köşede ise müzik çalışmasına uygun donatılmıştı. Dunya klasikleri kaydedilen plaklar bile vardı. Biraz orda zaman geçirince yandaki odaya girdi orasida balkona açılıyor camlardan bakınca şehirin en güzel manzarasi ayakları altina seriliyordu oda da sadece yatak kiyafet dolabi komodin ve ebeveyn banyosundan ibaretti. Sonunda rahatlayarak yatağa uzandı biraz öyle yattiktan sonra kalktı ve duşa girdi. ılık duş alırken uçakta gördüğü rüyanın hatırlıyor sonuna kadar görseydi neler olucağını düşünerek kendini okşayarak gerçeğini hayal etti. Sonra duştan çıkıp giyinip aşağı indi. Aşağıda koltukta öpüşmekte olan Stefan ve Ameliayi gördü. Stefan Cenke gülüş atti ve devam etti. "Hayatım önce yemek yiyelim cenk da açıktı uzak yoldan geldi" dedi Amelia boğuk tahrik edici sesiyle. "Haklısın sen hazırla biz geliyoruz" dedi Stefanda güçlüklü ayrıldığı dudaklardan Üzerinden kalkan Amelianin açık poposuna küçük şaplak atarak sevgilisini mutfağa uğurladı Bir müddet sessizce oturdular sonra Stefan konuşmaya basladi. "Ee Cenk senin kız arkadaşın yok mu?!" diye sordu Stefan. Cenk düşünceler girdabına düştü 'Şimdi söylersem benimle bir daha arkadaş olmaya bilir. En iyisi susmaliyim' diye düşünerek konuştu" Yok daha bana layık birini bulamadım. Anlayacağın bekarlık sultanlık kardeşim uçana kaçana. havada karada" diye göz kırptım. Stefanda tatlı bir gülümseme sunarken bir eliyle pantolonu üstten sıvazladı. Cenk güçlükle yutkundu bu manzara karşısında "Siz uzun zamandır berabersiniz sanırım." diye sordu. "Evet, yakında düğünümüz olacak. Az daha para toplarsak güzel bir düğün yaparız sonsuza kadar da beraber oluruz" dedi çok sertleşmiş penisini ellemeye devam ederken Stefan Cenkin tüm dikkati iyice şişmiş ve belirginleşmis pantolonu yirtacak gibi olan Stefan'in penisindeydi hemen düşünmeye başladı ancak hayalleri üzün sürmedi Amelianin mutfaktan gelen sesiyle tum hayalleri dağıldı. "Herkes yemeğe...."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD