Cenk hic bir şey demeden Lizin omuzlari üzerine ellerini koydu ve onu kendine hızlıca çekip ona sıkıca sarıldı. Lizin Kızarmış yüzlerinden küçük yaş damlaları akmaya başladı. Hafifçe bırakıp yüzünden akan yaşları parmak uçlarıyla nazikçe sildi ve mütevazi bir öpücük bıraktı. Liz ağlamadan kesilip konuşmaya başladı
"Ş-şey kusura bakma ben sadece içimden geçenleri söylemek istedim. Ö-özur dilerim ben yatsam iyi olur."
"Bu evde tek yatak var şu anlık sen orda yat ben burda koltukta uyurum. Temiz pijamalar odadaki çekmecede hangisini beğenirsen ala bilirsin. İyi geceler Liz"
Liz hic bir şey demeden odaya geçti uzerine Cenkin kokusu sinen bir pijama geçirdi. O kokuyu doya doya içine çekti ve salonda rahatsiz o koltukta yatan Cenki düşündü
"Ama orasi rahat değil nasıl uyuyacak?"
Merdivenlerden aşağı indi. Ve yatmaya çalışan gece gölgesi gibi siyah saçlarını düzelten bu çocuğa seslendi
"Cenk b-ben tek başıma korkuyorum. Benimle orda kala bilirmisin?"(salak daha iyi bahane yokmuydu şimdi beni korkak olduğumu düşünecek"dedi kendi kendine)"
"Olur eğer sen rahatsız olmayacaksan tabi"
"Y-yok öyle olmayacak"
Koltuktan kalktı karanlikta silüeti muhteşem duruyordu hafif aydinlatan sokak lambaları ışığında daha seksi görünmeye başladı. Yukarıya beraber çıktılar.
"Pijama sana yakışmış" dedi vahşice sırıtarak.
"Teşekkürler" yüzü alev alev yanmaya başladığını hissetti
midesinde bir ısınma kelebekler uçmaya başladı. Ve aynı yatağa uzandilar. Liz hafif gülümseyerek gözlerini kapattı. Cenk yanındaki bu tatlı kızın yanağına ufak öpücük vererek üstünü iyice örttü
Cenkin narin kokusunu yavaş yavaş çekmeye başladı bunu hisseten Cenk ona yaklaşıp arkadan sarıldı. İkisi beraber uyuya daldılar.
Sabah erkenden kalkan Cenk liz için kahvaltı hazırlamaya karar verdi. Ancak bu işlerde pek başarılı değil di. Yinede çabaladı. Dolaptan bir kaç yumurta çıkardı onlari kırıp kasede çırpmaya başladı sonra pastirmalari kizartti ve menemen için domatesleri hazırladı biberleri kavurdu en sonda uzerine yumurtalari döktü. Pastirmalari servis tabağına aldı menemeni tavasiyla aldi. Çay servisinide hazırladı. Ancak pastirmalar hafif yanmıştı. Ama menemen işinde çok başarılıydı. Nasil olsa turk kanı.
Mutfaktan gelen gurultudan Lizda uyandı ve aşağı indi. Mutfak resmen bir savaş alanina dönmüştü.
"Mutfağın bu halini gören Amelia Sevgili arkadaşım Cenki diri diri firina attı ve akşam yemeginde iştahla yedi. Sevgili Cenk seni unutmayacağız huhh?"
"Dalga geç ben senyorita için kahvaltı hazırlayim derken elimi yaktım sen de orda dur anca dalga geç."
Liz endişeyle Cenk'e doğru koştu
"Göster bana"
"Burası"
Ellerinin üstü ve parmaklari sıçrayan yağlardan hafif kabarmış ti. Liz oturdu ve onlara sevgiyle baktı gözlerinden yaş damladı.
Sonra Cenkle beraber salonda yanan yerlere merhem surdular. Ve yanmış pastırmaları atıp yerine yenisini yaptılar. Birlikte giyinmek için yukarı çıktılar.
Cenk yanmış elleriyle giyinemezdi o yüzden liz ona yardim etmeye karar verdi. Önce üzerini çıkartırken derin nefesler almaya başladı sonra iç çamaşırını indirmek zorundaydi ve artık düzensiz nefesler alip vermeye başladı.
"Hey sakın ol, gözlerini kapat ve devam et onu değiştirmeden da olmaz leş gibi yanik kokuyor daha duş almam lazım."
Boxerinida indirdi. Artık Cenk çırılçıplak ortada duruyordu ve kocaman erkekliği da ortadaydi. Lizin yanakları kip kırmızı oldu. İsteğine karşı koymak için içinde bir savaş veriyordu. Sonra lizde soyundu. Sütlü çikolata gibi bedeni ortaya çıktı. Temiz ama yumurta ve yanık kokan vucudu Cenkide tahrik etmiyor değil di.
Birlikte banyoga doğru yürüdüler
Sicak suya kendilerini bıraktılar. Rahatlama yaşadılar. Liz Cenkin vücudunu aşkla yıkamaya başladı. Yarali parmaklari suyla temas etmemesi için yukarida duruyordu. Lizde onu güzelce yıkadı
"Üşüyor musun"
"Yok her şey iyi"
Cenk lizin omzuna hafif öpücük bıraktı ellerinin ıslanmasıni umursamadan hafifce parmaklarıyla vücudunda boylu boyunca gezindi. boynu ve omuzlarına küçük kaçamak öpücükler birakirken elleri belinin kıvrımlerinde gezniyordu. Liz kendinden geçti alçak sesle iniltiler çıkarmaya başladı.
"Cenk b-ben"
"Durmaliyiz yapamam" diye hemen banyodan çıktı
"Ama sen?" diyen lize şaşkınca baktı.
Cenk onunla kendi zevki için bunları yapmamıştı o yüzden de durdurmuştu Aklina Conroy gelince vicdan azabı zorluyor du çünkü sadece ona hissetmesi gereken şehveti başka bir beden için hissetmişti ve bunun için kendini suçlu hissediyordu
"Önemli değil bakma" diyip hızlıca dönüp havlusunu alıp ordan çıktı Liz ise yaptığı şeyin yanlış olduğunu düşünerek tek başına düş alirken gözlerinden akan yaşa engel olamadı. İyi ki suyun altındaydı yoksa onun bu zavallı halini Cenk görse ne düşünecekti diye aklından geçirdi. Sonunda o da giyinip ordan çıktı ve aşağı indi
Aşağıda salonda ki koltukta yaylanarak oturan Cenk lizi görünce yanına gitti ve yeşil gözleriyle ona bakip ufak fısıltıyla
"iyiyiz dimi" diye sordu (Allah'ın öküzü)
Lizin lafları boğazında düğümlendi. Cenk ona sıkı sarıldı. Liz utançtan kırmızıya döndu. Cenkte ona sarıldı içtenlikle ama bu lizi daha kötü hissetmesine sebep olduğunun farkında değildi. O sirada dış kapi açılıp eve pata kuta amelia ve stefan daldılar Cenkin üzerinde bir bornoz dan başka bişey yoktu Lizde sadece Cenkin bir tişörtü vardi o da ona hafiften elbise gibi durmuştu gerçi
"Hey naber millet hazirmiy... Aaa siz daha giyinik değilsiniz?! aaa çıplak siniz?? aaaağğğğ Duştamiydiniz?? Aa beraber duş aldınız burda neler oluyor??" Diye ortalığı velveleye verdi Stefan
Onun yüzünden liz daha çok utandı ve hemen merdivenlerden yukarı koştu. Onun bu davranışina Amelia okkali bir yumruk geçirirken Cenkte sinirli bakışlarını atti.
"KAPA çeneni Stef çocukları utandırma sevişmeden sonra duş almak iyidir" dedi Amelia yüzsüz sırıtış takınarak
"İkinizde bi susarmisiniz lütfen. Saçmalamayı kesin isterseniz. Ben kahvaltı hazırlayacaktim ama işleri batırdim. Sonra mutfak berbat oldu derk..." cenk konuşmayı bile bitiremedi
"Mutfakmi berbat bak Cenk seni akşam yemeğine o ciğerlerinden çorba yaparım"
Homurdanan Cenk "Sakın ol Amelia biz temizledik hepsini merak etme" dedi
"İyi o zaman hade siz hazirlanmaya başlayın bende buralari toplayayim çıkarız hadi görüşürüz arkadaşlar." ikisi giyindiler
liz Cenkin kokusu vucudu ve buyuk erkekliğini unutamiyordu... ama utancı da içine sığmıyor du bugün okul yoktu her zamanki gibi parkta çalacak toplanam parayla evsizlere yardım edeceklerdi. parmaklari yanık ve sızısı devam ettiği için performans sonrasi bugünlük dersi iptal etmek zorundaydi yoksa daha da kötü olacaktı hiç istemiyordu aslında Conroyu görmek istiyordu kokusunu özlemişti ama maalesef sağlığı açısından antrenman zararlıydı Conroya daha sonra mesaj atarım diye geçirdi içinden
Stefan arabayi parka biraz yürüyüş mesafi kala durdurdu.
"Noldu Stefan."
"İlerisi çok kalabalık oraya kadar araba giremez"
"Eminmiyiz Stef"
"Hadi ama dostum kaldir o kıçını da biraz yürü. Sabah yürüyüşü iyi gelir bizde geliyoruz" diye kurnaz kurnaz güldü.
Çocuklar pes etip arabadan indiler ve parka doğru yurumeye başladılar. Ikiside pek bir birine bakamıyorlardı. Pek konuşmadılar parkın ortasına kadar sessizce yürüdüler. Çalmak için en güzel yeri bulduklarında orada durdular enstrümanlarını çıkardılar nota defterlerini hazırladılar ses daha fazla çıkması için sistemi bağladılar.
" Hazır mısın" diye sordu Cenk.
" Evet hazırım ama çok heyecanlıyım Ben burada defalarca çaldım ama ilk defa bu kadar heyecanlanıyorum" dedi liz elleri titreyerek.
"merak etme Her şey yolunda olacak" güç vererek omuzlarına eline koydu.
Çünkü ilk defa kendilerinin besteledinler özgün bir besteyi sunacaklardi halka. O sirada Stefan ve Ameliada geldiler. Her şey hazır olunca çalmaya başladılar büyük kalabalığın dikkatini çoktan çekmişlerdi