Giriş 💃🏼
Mavi Çiçek,
Selam arkadaşlar!
Bugün size bir makyaj videosu eşliğinde hikaye anlatacaktım ama... aaa pardon! Burası orası değilmiş. E o zaman makyaj videosu olmadan bir hikaye anlatsam? Evet evet, öyle yapalım. Çünkü başıma gelen şeyi bilmeniz şart. Hadi başlayalım…
Ben bir fenomeniimmm! Tam 1M takipçim var ve bunu sadece 2 yılda elde ettim. Kısa sürede böyle bir başarı kazanmak herkesin harcı değil tabii. Ama ilginç olan kısım, bir gün paylaştığım bir fotoğrafa yapılan yorum ve o yorumu yapan kişi tarafından tam 1 yıldır takip ediliyor olmam... Oofff, kâbus gibiydi! Neyse, en iyisi en baştan anlatayım ve önce kendimi tanıtayım.
Ben Mavi. (Adımı mavi gözlerimden almışım, ne kadar da yaratıcı değil mi?) 21 yaşındayım, Aydınlıyım ama İstanbul’da okuyorum. İşletme 3. sınıf öğrencisiyim. Annemle babam ben 7 yaşındayken ayrıldılar. Kısa süre sonra babam yurt dışına gidip evlendi. Beni annem büyüttü. Babam ise benim için sadece maddi destek sağlayan bir fon… Neyse, üzülmek yok! Alışkınım. Annemle büyümek dünyanın en güzel şeyiydi. Annem asla evlenmedi. Tahmin etmek zor değil, sebep elbette bendim. Beni özgür yetiştirmek için elinden geleni yaptı. Benim de tek hedefim, annem gibi güçlü bir kadın olmaktı.
Annemle aramda 18 yaş var. Babam, annem hamileyken evlenmek zorunda kalmış ama o evlilik 7 yılı zor etmiş. Annem sonunda “Böyle aile olmaktansa hiç olmasın daha iyi” deyip boşanmış. Bu konuda asla ona kızmıyorum. "Beni babasız bıraktın" tripleri bende yok çünkü baba, baba olsaydı annem gibi evlenmeyip benim yanımda olurdu... Neyseeee! Kendimi anlatıyordum. Nerede kalmıştık? Ha, ben bir fenomenim diyordum!
Şimdi bu yola nasıl girdim size anlatayım:
2 sene önce, üniversite 1. sınıftayken bir inst*** hesabı açtım. Fotoğraf ve video çekmeyi sevdiğim için telefonumun hafızası doluydu. Yeni fotoğraf çekemiyordum. Çareyi, telefonumdan sildiğim fotoğrafları bu hesaba atmakta buldum. Sürekli günde 10-15 fotoğraf, video paylaşıyordum. Burası benim dijital galerim gibi olmuştu.
Ama sonra birileri tarafından beğenilmeye, takip edilmeye başlandı. Hesabım gün geçtikçe büyüdü. Baktım ilgi çekiyor, ben de daha özenli yapmaya başladım. Fotoğrafların altına uzun yazılar yazıyordum. Takipçim hızla artınca heyecanımı paylaşmak istedim ve lisedeki yakın arkadaşım Zeynep’e anlattım. (Ayrı şehirlerde olsak da bağımız hiç kopmadı.) O da çok sevindi.
Üniversitede sınıfta birkaç arkadaş edinmiştim. Biri Duru, diğeri Melis. Üçümüz çok iyi anlaşıyorduk. Ama sonra Duru, üst sınıflardan Mert’le sevgili oldu ve onun yakın bir arkadaşı da hep bizimle gezmeye başladı. O zamanlar çevremde sadece onlar olduğu için, bu fenomenlik durumumu onlarla da paylaştım. Onlar da sevindiler. Sayfam gün geçtikçe daha da hızlı büyümeye başladı.
Bir sabah uyandım, bildirimlerime bakarken... Okulun yakışıklı popüler çocuğu Berk’in beni eklediğini gördüm! O an çığlık atmamak için kendimi zor tuttum. O dönem yurtta kalıyordum. Odamda Duru, Melis ve Ayça diye başka bir kız daha vardı. Ayça başka bölümden, bizimle çok takılmazdı. Hatta geceleri yatmaya bile pek gelmezdi. Neyse... Heyecanla hemen Melis’in yanına koştum ve Berk’in beni eklediğini gösterdim. O da şaşırdı.
Kısa bir süre sonra Berk bana yazdı. Sevgili olduk. Ama beni evine çağırdığı gün, amacının farklı olduğunu anladım. Oradan nasıl kaçtım, hâlâ bilmiyorum! Yani... bakireyim ama bundan utanır oldum. Nasıl yapılır, bilmiyorum. Hem korkuyorum da. Rezil olurum diye düşündüm. Sonra ondan ayrıldım, ama açıkçası aşırı hoşlanıyordum.
Sonra? Berk’i terk eden kız olarak popülerliğim daha da arttı. Farkında olmadan daha da ön plandaydım. Sürekli partilere, davetlere çağrılmaya başladım ama arkadaşlarım çağrılmıyordu. Ben de popülerlik sevdasına kapıldım. Yeni çevreler edindim. Zamanla Duru ve Melis bana gönül koymaya başladılar. Yarıyıl tatilinden döndüğümde yurt odasında bir tek Ayça kalmıştı. Hiçbir şey söylemeden başka odaya geçmişlerdi. Üzüldüm ama “Beni çekemiyorlar” deyip çok da takmadım. Zaten benimle arkadaş olmak isteyen bir sürü kişi vardı.
O zamanlardan beri Cansu ve Damla’yla takılıyorum. Onlarla arkadaşlığımız tamamen çıkar ilişkisi. Benim popülerliğimden ve derslerdeki başarımdan faydalanıyorlar. Ben de yalnız kalmamak için tahammül ediyorum. Zaten bu süreçte kendi evime çıktım. Kimseyle anlaşamadım. En güzeli yalnızlık! Annem de bu konuda destek oldu. Şimdi kendi evimde videolarımı çekiyorum, sürekli işbirliği teklifleri geliyor, ders çalışıyorum… Rahatım yani, değmeyin keyfime!
Günümüz:
Sabah çok güzel uyandım. Bu arada, bir haftalık yeni sevgilim var: Çınar. Üst sınıflardan, geçen hafta partide tanıştık. O günden beri çıkıyoruz. Bugün okul çıkışı karşıdaki kafede kahve içtik. Ama sonra ya bana gelmek istedi ya da ben ona gitmeliydim… Yook! 2 senede aşamadığım bir şey varsa, o da birlikte olma fobisi! Hahah bunu da ben uydurdum ama vardır değil mi böyle bir şey?
Hayatıma giren çıkanın haddi hesabı yok ama hepsiyle son aynı: hüsran. Her seferinde iş bir şekilde oraya geliyor ve ben kaçıyorum. Of, nasıl aşacağım bunu bilmiyorum! Bu yüzden şimdiye kadar evime erkek arkadaş çağırmadım. O ilk sevgiliden sonra kimsenin evine de gitmedim. Ama ya arabada ya da kuytu köşede hep bir yakınlaşma oldu. Tabi öpüşme ve biraz ellemenin ötesine geçmedi. Bakalım, bu kez nasıl olacak? Oldukça yakışıklı ve aramızda elektrik de var. Belki bu fobiyi kırabiliriz, bilemiyorummm…
Akşam evime geldim, annemle görüntülü konuştum. Sonra duş alıp uzandım. Telefonumdan fotoğraflarıma baktım. Bugün bir şey paylaşmamışım. Galerime girdim, güneşe karşı çekilmiş bir yakın çekim fotoğrafımı gördüm. Gözlerim çok güzel çıkmış. Güneş ışığı vurunca her ayrıntı belirginleşmiş. Hemen gözlerimi kırptım, editleyip altına şu notla paylaştım:
"Gözler gerçekten kalbin aynası mıdır? 🤪"
Sonra gelen yorumları yemek eşliğinde okumaya başladım:
"Çok güzel, daha fazla fotoğraf isteriz!"
"Aaayyy bence çok doğru!"
"Yalan nedir bilmez onlar…"
...
"Bu fotoğraf bugünkü kafede mi çekildi? :)"
Bu yorum dikkatimi çekti. Kim ki bu? Benim kafeye gittiğimi nereden biliyor? Muhtemelen takipçilerimdendir deyip profilini merakla açtım. Genelde manzara ve kahve fotoğrafları paylaşılmış. Fake bir hesap gibi… Profilde sadece tek bir göz fotoğrafı var: mavi bir göz. Kullanıcı adı: Bluelife yani mavi hayat. Hikayesine girdim. Bir kahve fotoğrafı paylaşılmış ama bir dakika… Bu, gündüz benim gittiğim kafede çekilmiş hem de aynı saatlerde!
Demek ki beni tanıyan biri, aynı saatte oradaymış! İçime bir kurt düştü. Hızla hesabındaki tüm paylaşımlara bakmaya başladım. Fotoğrafların çoğu tanıdık yerlerde çekilmiş. Hepsi benim bulunduğum zamanlara mı denk geliyor? Emin olmak için tarihlere bakıp galerimdeki fotoğraflarla karşılaştırmaya başladım.
Ve evet… Bir değil, iki değil, neredeyse hepsi benim o an orada bulunduğum zamanlarda paylaşılmıştı. Baktıkça içim huzursuz oldu. Bu hesap tam bir sene önce açılmış. Ne yani… bir senedir beni takip eden bir sapığım mı var?