Vance, babasından ayrılıp kendi başına bir şeyler yapma fikrini filizlendirmişti. Ama benim içimde kök salan, çok daha büyük bir sorun vardı; ruhumu kemiren bir görev. Bu yükten kurtulmam gerekiyordu, ama nasıl? Kamptan ayrılalı aylar geçmişti, yine de onların benden beklediği bilgileri toplayamamıştım. Görevden vazgeçmek zaten mümkün değildi. Bunu biliyordum. Zihnim bir karmaşanın içinde kaybolmuştu. Başladığım yolun sonu karanlıktı ve bu karanlık sadece benim değil, herkesin üzerine çökecek gibiydi. Son gelişmeleri yazdım: Vance’in babasından ayrılmak istediğini ve Kandemir’den bir daha haber alamayacağımı belirttim. Postaladıktan sonra geriye beklemekten başka bir çarem kalmadı. Beklemek… Her geçen dakika daha da ağırlaşan bir yük gibiydi. Ertesi gün telefonum çaldı. Arayan Vance’ti.

