O günden sonra tam üç ay boyunca, her gece… Sanki bir görevmiş gibi. Saat kaç olursa olsun, kim içeride olursa olsun, mutlaka bara geliyordu. Aynı sandalyeye oturuyor, aynı içkileri söylüyor, aynı gözlerle beni izliyordu. Gözler… Sessizdi ama bağırıyordu. Sanki üzerimde görünmeyen bir el dolaşıyor, her hareketimi not alıyordu. İşimi yaparken belli etmemeye çalışıyordum. Her zamanki gibi sakindim, kontrollüydüm. Ama içimde ince bir çizgi boyunca yürüyen bir huzursuzluk vardı. Bu gece de öyleydi. Karanlık sokaklardan geçerken adımlarımı saydım. Durduğumda o da duruyordu. Devam ettiğimde, onun adımları da beni izliyordu. Oyun gibi. Ama bu bir oyun değildi. Durumu rapor ettiğimde beklediğim gibi bir yanıt geldi: “Devam et.” Ne hissettiğimi sormadılar. Sormazlardı da. Duygular operasyona za

