Gün olur dost bildiğinle düşman olabilirsin.....
Sen, sen ol! Dostuna çok güvenme; düşmanınla da çok ilerisine gitme!
Yarın bir gün kimin ne olacağını bilemezsin; dost dediğin bir bakmışsın düşmanın, düşman bildiğin ise bir bakmışsın dostun olmuştur.
0000000
Koyduğum videoyu izlemeden geçmeyin! Bölüme çok uygun:S
🙈🙉🙊
Yaşı 18'den küçük olanlar sizi kesinlikle bu bölümde görmeyim. Kesinlikle bu bölümü okumuyorsunuz!!! ve +18 bölümden rahatsız olacaklar kesinlikle Rahatsız İçerik bulunmakta sizde okumuyorsunuz, LÜTFEN!!!
İlla bizde bölüm istiyoruz diyorsanız bir diğer hikayem ANLAŞMA var. Çok seveceğinizi düşünüyorum onu okuyun ve bol bol yorum yapın ki yazmak için hevesim de gelsin. Ve beğenip yıldız koyarsanız da çok ama çok mutlu olurum.:)))
VE,
+18 okuyucuları şimdiden keyifli okumalar.
~~~
Yazar ağzından.....
Barın eğlence merkezinden ikiliyi almış. Eve gelene kadar Barın'ın ağzını bıçak açmamıştı. Cantekin çok kızgın olduğuna yorsa da Barın ilk kez onlara bu şekil sırtını dönüyordu. Bu haline hiç alışkın olmadıkları gibi Barın'ın suskunluğu ikiliyi fazlasıyla korkutuyordu. Barın'ın onlara bağırıp çağırmasını beklerken ağzına kilit vurmuş ve tek kelime dahi etmek bir kenara dursundu yüzlerine bakmıyordu. Her ikisi de ne demeleri gerektiğini bilemiyordu. Kuzu gibi oturmuşlardı. Ses etmeden bekliyorlar ve gerekmediği müddetçe de nefes dahi almamaya dikkat ediyordu.
Barın eve girer girmez tek kelime dahi etmeden terasına çıktı. Düşünceler zihnini kemiriyor ve gördüklerini yakıştırmak istemiyordu. Gördüğü kişi Cantekin olmasa biran bile tereddüt etmez onu orada indirirdi. Sena'ya olan duyguları ne zaman bu kadar büyük bir boyut kazandığını Barın da hiç bilmiyordu. Tek bildiği boğazı sıkılıyormuş gibi nefes alamadığıydı. Burası ve az önce gördükleri onu misliyle boğuyordu.
Sena, Cantekin'e baktı. Barın çoktan gözden kaybolmuştu. Yolda Barın tek kelime dahi etmediği için Sena arabada Cantekin'e mesaj çekmişti. Cantekin ise üstün körü bildiklerini mesajla ona anlatmıştı. Barın'ın evden çıkmadan onu tembihlediğini ve bugün onları onun alacağını ama Cantekin'in unuttuğundan bahsetti. Sena duyunca üzülmüştü. Barın onlardan haber alamayınca korkmuş olmalıydı. Yine de başka bir durgunluğu daha vardı. Sena olduğu yerde durmak ve susmak arasında gelip gidiyordu. Kalbi ise söz dinlemiyordu. Ellerini buz eden kalbini ise yakan bir ateş vardı.
Cantekin'e baktı. Onun bakışları ile düşüncelerden uzaklaşmıştı. Yaptıkları eşekliği affettirmek istiyorlardı Barın ikisinin de yüzüne bakmıyordu. Sırtlarındaki okul çantalarını çıkarıp astıktan sonra Cantekin ceketini çıkarırken Sena Barın'ın odasına yol aldı. Odadan girip etrafa bakındığında içeride hiç kimsenin olmadığını gördü. Gözleri terasın kapısını açık bulduğunda Sena oraya yol aldı. Barın ne zaman daralsa terasına çıkardı. Kapının eşiğine gelip kapıdan geçmek isterken yüksekliği fark etmedi. O an düşme endişesiyle ağzından ufak bir korku nidası döküldü. Ayağı boşluğa yuvarlanmıştı ve tutunacağı bir yerde yoktu. O düşüp incinmeyi beklerken onu tutan eller imdadına yetişmişti.
Sena hep bu yüksekliğe takılırdı. Sinirli de olsa tepkisiz kalamamış Barın ve yetişmişti. Şimdi ise Sena onun kolları arasında öylece duruyordu.
Barın belinden tuttuğu gibi kendisine çekti. Düşüp Sena'ın bir yeri incinsin istemiyordu. Tenlerinin ateşi o an yalnız kırgınlığını fısıldıyordu. Barın bunu göz ardı etti. Gülümseyen kıza o da gülümsemek için baktığında tek istediği her şeyi bir kenara bırakmaktı. İşte olanlar o sırada oldu. Senanın boynunu gördü. Morluğu gördüğünde bütün bedeni alev topuydu. Barın bedenine doluşan öfkesini dizginleyemiyordu.
Gördüğünün gerçekliği maviliklerini geceye döndürmüştü. Siniri hızla tüm vücuduna yayıldı ve gözlerinin o uçsuz bucaksız derinliklerine kadar sinir vurdu. Öfkesi gözünden çok rahat okunuyor olsa gerekti. Sena'nın süt kadar beyaz teni kan kırmızısından mora dönmüş ve yaranın üzeri kabuk bağlamıştı.
Barın'ın gözlerinin takıldığı yeri fark ettiğinde Sena'nın elleri refleksle yakasına gitti. Onun görmemesini umut ediyordu. Neyi nasıl açıklayacağını bilmiyordu.
Barın'dan suçlular gibi gözlerini çekti. Boynu acıyordu ve orada Sena iz olduğuna emindi. Bu sebepten elleri direk oraya gitmişti. Orasının açılıp açılmadığını eliyle kontrol ettiğinde kendince orasını örtmeye çalıştı. Bunu yaparken de tavrının nasıl anlaşılacağını hiç bilmiyordu.
Barın daha çok sinirlendi. Onun yüzüne bakamayan kızdan bakışlarını çekti ve sertçe içine çektiği soluğunu dışarı bıraktı.
Barın asıl kırılmayı bu anda yaşamıştı.
Yumruk olan elleri içinde biriken öfkesini tutuyor ve zor bastırıyordu. Bir de şöyle bir gerçek vardı ki Sena ilk kez gözlerini bu şekil ondan kaçırıyordu. Barın lanet okumak istiyordu.
Biraz daha burada kalırsa Barın kardeş katili olacaktı. Sıktığı yumrukları eşliğinde o da Sena'yı görmezden geldi. Sözün bittiği ve kelimelerin onlar için tükendiği yerdelerdi. Tek bir cümle etmeden Sena'nın yanından geçti ve odasına girdi. Ev artık Barın'a dar gelmeye başlamıştı. Terasın kapısından içeri girdiğinde Cantekin de odaya giriş yapmıştı. Gözleri birbirini bulduğu vakit Cantekin, "Barın bir dinlersen...." demişti. Gerçi o da ne diyeceğini bilmiyordu. Cantekin eve gelene kadar durum üzerine düşünmüştü. Barın'a hak veriyordu. Haklı bulsa da onu, Cantekin'i dinleyince Barın da ona hak verirdi.
Barın öfkeyle tısladı. "Siktir git, Cantekin." odanın içinde lav misali patlamış ve Barın Cantekin'e kükremişti. Barın burada daha fazla kalmak istemediğinden karşısında duran Cantekin'e sert bir omuz attı. Sonrası odadan dışarı çıktı.
O sırada Sena'da içeri geçmek için odaya girmişti. İkili dönüp birbirine bakarlarken Barın odadan çıktığı gibi hızlıca evin merdivenlerden indi ve hemen ardından orayı terk etti.
Cantekin ve Sena donup kalmışlardı. İkisi de esip gürleyen ama Barın'ın ilk kez bu kadar kızgınlığına denk geldikleri için şaşkındı. Sena Cantekin'e baktı. En az onun kadar şaşkın ve de üzgün görünüyordu. Sena da ne söylemesi gerektiğini bilmiyordu çünkü en az onun kadar üzgündü. Barın'ın hemen ardından odaya giren Tarık ise ortamdaki gerginliği geldiği gibi yok etti. Tarık neşeli ve girdiği yere neşe saçardı. İkilinin üzgünlüğü yüzlerinden okunurken Tarık olaya hemencecik el atmıştı. Barın sanırım kızacak bir şey yine bulmuş olmalıydı.
Barın evden çıkar çıkmaz kendini kulübe attı. Her zaman tuttuğu odaya girdiğinde masayı donatan kızın ardından eline içkiyi aldı. İçmek ve kafasındaki soruları az da olsun susturmak istiyordu. Masayı donatan kız ise işini bitirdikten sonra odadan çıkmak yerine, odanın içinde kendine göre hoş bir müzik açtı. Açtığı müziğin ardından içkisine dalan Barın için o sıra dans etmeye başladı.
Barın elindeki içkisini küçük yudumlarla yudumlarken dansçı kıza göz ucuyla olsun bakmıyordu. Onun aklı burada değildi. Ne zaman içki beynini infilak etmeye başladı işte o zaman kafasını elindeki içkisinden kaldırdı. Gözleri dalgındı ve karşısında dans eden kıza boş boş baktı. Gözünde canlanan kısa kesitler can sıkıcı olmaya başlamıştı. Kalbi darma duman olmuş aklı ise kalbiyle yarışıyordu. Barın düşünmeyi bırakmak istiyordu.
Striptiz kız kendine bakan adamla birlikte hareketlerine heyecan yükledi. Onu izleyen mavilikler heyecanlanmasını sağlamıştı ve bu heyecanı ortaklaşmak istiyordu. Dansı ile aklını başından almak ve etkilendiği kadar etkili olmakta istiyordu. İşte bu yüzden tüm hünerlerini gösterecek ve etkilemeyi istiyordu.
Barın sırtını oturduğu koltuğa yasladı ve bacaklarını iki yana açarak erkeksi bir oturuma geçti. Elindeki içki kadehini masaya bıraktıktan sonra kafasını az da olsun dağıtmak için dansında seks kokan striptiz kızı incelemeye başladı. Esmer teni sauna da çok vakit geçirmiş olmalıydı ki kavruk kavruktu.
Üzerine giydiği mini elbisesi bedeni ile bütünleşmiş ve dansı hareketlerine aşırı bir seksilik katıyordu. Dansı kadar kızın kendisi de seks kokuyordu. Beline uzayan uzun siyah saçları vardı. Kızın seksilikle saçlarını savurması ise ellerine dolayıp dudaklarına yapışması için adeta karşısındaki erkeğe davet çıkarıyordu. Ama Barın bunu yapmayı istemiyordu.
Dansçı kızın ellerini göğüslerine götürmesi ile Barın ellerini takip etti. Kızın büyük göğüsleri ince bir örtünün altında dokunulmak için arzu dolu şekilde duruyordu. Lanet olsun Barın hiçbir şey hissetmiyordu.
İçerisine her hangi bir şey giyinmemişti kız ve göğsünün tomurcukları dimdikti. Kız kendi kendini tatmin ediyordu. Bu iyiydi.
Barın bir elini masaya koydu ve kızın seksi bedeninin dans ritmini izlemeye başladı. Dansın ritmine ayak uydurmuş ve karşısında onu kışkırtmak için adeta müzikle yarışıyordu kız. Gözleri kızın kışkırtıcı dansını izlerken masanın üstünden eline aldığı içki bardağını yavaşça dudakları arasına götürdü. Dudakları arasına akan kırmızı günahla ikisi de yutkunmuştu. Barın günah olan Sena'ya, kız ise günah kadar kışkırtıcı ve cazibeli olan karşısındaki Barın yüzünden yutkunmuştu.
Şuan dans eden o olsa da bu adam ondan daha kışkırtıcıydı. Bardağı tutuşu bile dudaklarını ısırmasını sağlamıştı. Hele o adem elmasından geçen içecek ile kız oraya kaynamak istemişti. İlk kez Barın kadar ateşli bir erkekle karşılaşıyordu. Barın ise burada değildi.
Ellerini ince beline götürdü ve bel kemerinin iki yanına koydu. Dolgun kalçalarını dansın ritmine uymasını sağladı. Vücudu dans için yaratılmış olmalıydı. Dansa daha iyi adapte olabilmek için gözlerini kapatıp müziğin vücudunu ele geçirmesine izin verdi. Biraz daha baksa günah çıkartacaktı. Gerçi onun günahla işi olmazdı. Başlı başına kendisi günah olup çıkmışken tek isteği dokunuşlarla çıldırmak ve çıldırtmak olurdu. Onun işi buydu.
Barın karşısında dans eden kıza bomboş gözlerle bakıyor bir şey söylemiyordu. Bakışı ve kendisi burada, aklı ve ruhu ise tamamen Sena'da kalmıştı. Sena da dans etmişti. O gün öyle masum ve tatlı bir dansı vardı ki Barın onun dans edişini bu kızdan çok daha sevmişti.
Sena, Sena, Sena,
"Siktir git kızım, aklımdan..." sinirliydi ve elindeki kadehi masaya bırakıp içki şişesine uzandı. Aldığı şişeyi kafasına dikti. İçtiği şarap dudakları arasından su gibi akıp gitti. Boğazından akan akışkan sıvı yüzünden o yutkundukça adem elması bir aşağı bir yukarı çıkıyordu. Kana kana içmek, kadehteki şarabı tüketmek istiyordu Barın. Tıpkı zihninde bitirmeyi isteği Sena gibi. Onun ile olan tüm ilişiği bir son bulsun istiyordu. İçinde harlanan ateşi söndürmek ve bitsinde yangını sönsün diye nefessiz içiyordu. İçkiden sızan kırmızı sıvı dudakları arasından sızarak sakallarına akarken oradan da boynuna akmaya başladığında durması gerekse bile durmak şöyle dursun devam etti. Sanki Barın'ın dudakları değil de vücudu yudumluyordu sıvıyı. Vücudu yangın yeriydi.
Striptiz kız gözlerini açtığında içkiden sızan sıvıyı boşa harcamamak için Barın'a doğru yaklaştı ve boyun çukurundan yukarı doğru diliyle sızan içkiyi yavaşça yudumlamaya başladı. Barın ise kızın yaptığını umuruna bile getirmedi. İçkiyi dudakları arasından çekmemiş ve hala içmeye devam ediyordu.
Kız boynundaki tüm sıvıyı diliyle emdikten sonra sert, siyah haşin sakallarındaki kalıntıları dudakları arasına aldı. Bu arada eli de uslu durmayarak Barın'ın sert ve heybetli erkekliğini avuçlamıştı. Barın rahatlatan elleri erkekliğinin üzerinde hissettiğinde biraz olsun gevşeyerek kızın onu rahatlaması için alan açtı. Kalçasını biraz ileri iterek bacaklarını iki yana açtı.
Kız oyunbazlıklarına devam ederken Barın dudakları arasındaki kadehi çektiğinde, dudağında kalan içkiyi baş parmağıyla sildi.
Striptiz kız ise onun bu seksi ve çekici halini gözlerini kırpmadan izliyordu. Karşısındaki yakışıklı adamın yüzüne belli bir süre imrenti ve beğeniyle baktı. Daha sonrasında silip süpürülmeye daha çok ihtiyacı olan Barın'ın erkekliğine yol aldı. Oturduğu yerden doğrulup Barın'ın iki bacak arasında yerleştiğinde lacivert kotun kemerini açmaya başladı.
Barın şişeyi masaya bırakıp önüne eğilmiş kızın kahve gözlerine baktı. Kahve gözler bile kahve kokan kızı anımsatıyordu. Bu nasıl olurdu? Barın kafayı yiyecekti. Sena'yı bu kadar arzuluyor olması olur iş değildi. Kızın elleri oyunbazlıkla pantolonuna gittiğinde belindeki kemerini çözmeye uğraşıyordu. Barın kıza her hangi bir müdahale de bulunmadı ve başını geriye yaslayarak kendini biraz daha öne itti. Rahatlamaya ihtiyacı vardı. Buraya geldiğinden beri sürekli olarak Sena'yı düşünüyor ve Barın sertliğiyle gözünü açıyordu. Erkekliği taş gibi olmuş ortalıkta gezerken bir de bugün gördükleri tarifi olmayan bir can acısı bırakmıştı. Azda olsun bu acıdan kurtulması ve rahatlaması gerekiyordu. Bunun başka olurunu bulamıyordu. Hayır Barın oldum olası olgun ve ne istediğini bilen kadınlarla birliktelik kurardı. Bu hep böyle olmuştu. Şimdi ise liseli bir genç kızın yüzünden lanetlenmesine bir anlam veremiyordu. Sena'yı gördüğü andan beri kadınlar ona haram olmuştu. Ne Sena'ya dokunabiliyordu ne de başka kadınlarda hararetini atabiliyordu. Lanet dört bir yanını kuşatıp etkisine almıştı.
Kemeri çözüp uzun iri erkekliği ortaya çıkardığında kız ucundan akan zevk sıvısını diliyle emmeye başladı. Dili erkekliğin ucunda oval hareketler yapmaya başladığında taş gibi olmuş sertliği avuçları arasına aldı ama kızın parmakları birbirine bitişmemişti. Heybetli erkeklik avuçları arasına sığmazken hazzı artırmak için parmaklarını sıkıştırıp tırnaklarını sert erkekliğin yumuşak dokusuna batırdığında Barın, koltuktan başını yukarı kaldırarak inledi.
Barın kaldırdığı başını doğrulttuktan sonra kızın koyulaşmış gözlerine baktı. Ondan izin bekleyen kıza, "Yala!" diye emir dolu bir kiple konuştu.
Kız bunu beklercesine ondan gözlerini bir an olsun çekmeden p***sin başını ağzına almaya ve emmeye başladı. "Immm" ağzına aldığı p*nisi lolipop gibi emiyor ve aralıklarla ağzına sokup geri çıkarıyordu. Şeker kadar haz aldığı da çıkardığı sesinden anlaşılıyordu.
Erkekliğinin sıcak ağızla buluşmasıyla Barın dudaklarını ısırdı. Kız kesinlikle işini bilen birisiydi. Kızın saçlarına elini götürdüğünde kızın saçlarını okşadı. Onun bu hareketi karşısında kızın ağzı daha da hız kazanmaya başlamıştı. "Immhh," koca sertliği boğazına almakta zorlansa da şekerini kaybetmek istemezcesine lezzetle emiyordu.
Ağzının içine sığmayan erkeklik işini biraz zorlaştırsa da elleriyle ağzının içine onu sağıyordu. Dili ise uslu durmuyordu haz aldırıcı cambazlıklar ve erkekliğin ucunu sürekli sıvazlıyordu. Bu arada küçük dil darbeleri atmayı da ihmal etmiyordu. Bu uzunca bir süre böyle devam etti. Barın sona yaklaştığında kız bunu istercesine boğazına kadar ittirmeye başladığında Barın hırlayarak kalçasını ileri-geri hareket ettirmeye başladı. Kız ağzına alabildiği kadarını başarıyla almayı başarmıştı. Hala yarıdan fazlası ağzının dışarısında kaldığından elleri hareketin hızını takip etti ve duraksamadan s*k*ni sağmaya devam etti. Barın ayağa kalkarak kızın ağzına doğru kontrolü kendi ele alarak itmeye başladı. Erkekliği bir ileri bir geri kızın ağzında gelip gidiyordu. Dudaklar sahiplenircesine onu kavramıştı ve kızın ağzı erkekliğine çok güzel bir delik oluşturmuştu. Barın son raddesindeydi. Sıcak dudaklar erkekliğini kavradığında etine geçen dişler acıyla karışık zevkle inlemesini sağladı. Kızın dişleri erkekliğine battıkça Barın'da hırlayarak hareketine hız verdi. Kızın saçlarının arasına parmaklarını sokup daha hızlı hareket ettirmeye başladığında ikisi birlikte bu defa inlemişti. Erkekliği dudak, diş ve dilin arasında zevkli bir işkence güzergah edinirken testisleri günlerdir kendisini sıktığından neredeyse patlayacaktı. Gelmişti ve kızın boğazına doğru boşalmaya başladığında kız hızını kesmemiş ve harekete devam etmişti. Sıcak sıvı kızın boğazından aşağı akarken Barın günlerin ağırlığından rahatlayarak kızın ağzına boşalmaya başladı. Kızın saçlarını avucuna topladı ve sertçe arkaya çektiğinde erkekliği kızın tok damağıyla buluştu. Bunu bir kaç sefer tekrarladı. Ardından erkekliğinin sapını tutup kızın ağzının içine kendi sağmaya başladı. Kız ise onun için hem ağzıyla iş görüyor hem de yumurtalıklarını okşuyordu. Rahatlamanın hazzıyla tüm spermleri kızın ağzından akarak boğazıyla buluşmuştu.
Barın yorulup kendini az önce kalktığı koltuğa attığında kız etrafa saçılan menileri diliyle emdi ve bir tanesini bile israf etmeden onun yüzüne bakarak yutmayı başardı. Diliyle erkekliğin hassas ucunu uzunca bir süre okşadıktan sonra en tepesine bir öpücük kondurduğunda Barın kızı kendisine çekti ve kızın ona bakmasını sağladı.
"Teşekkür ederim. Bunu fazlasıyla hak ettin." cebinden yüklüce bir meblağı çıkarttığında kızın göğüs oluğuna parayı sıkıştırdı. Kız mutlu bir şekilde ayağa kalktığında Barın'ın gözlerine baktı. İstese altına yatacak çok olacak çocuk onun ağzıyla iş görmüştü. "Ne demek yakışıklı. Her daim bekleriz." daha fazla bir şey demeden toparlanarak odadan dışarı çıktı.
Barın kendisine çeki düzen verip pantolon kemerini bağladıktan sonra cebinden diğer odaların hesabını fazlasıyla karşılamaya yetecek kadar bir meblağı masaya bırakıp o da odayı terk etti. Aklında esasen buraya gelirken bu yoktu. Olmasa da, olmuştu. Buna fazlasıyla ihtiyacı vardı ve ihtiyacı bugün az da olsun karşılanılmıştı. Ama istediği bu değildi.
Sena Barın'ı lanetler gibi zihninin kuytusuna düştüğü günden beri hiç kimseyle doğru düzgün hiçbir anlamda birlikte olmuyordu. Erkekliği, Sena'yı her gördüğünde sızlıyor bir başkasında ise soluklanamıyordu. Bir de bonus gibi eklenen az öncesine ait kalp sızısı vardı. Bokton bokun içinde Barın bununla ne yapması gerektiğini bilmiyordu.
Barın ilk kez bu kadar sersemlemiş ve Sena'dan güçlü bir yumruk yemişçesine mağlup olmuştu. Serzenişi bilhassa kendineydi.
"Sena, gemim su alıyor. Ben hiç iyi, değilim..."
--------------------
Bölüm bitti.:))
Kitap bitince bu bölümü kaldırabilirim.