1.Bölüm
Bugün yeni hayatıma büyük bir adam atacaktım. Ben Nazlı Çetin küçük yaşta annemi kanser nedeniyle kaybedip babası tarafında istenmeyen, üvey annesi tarafından her gün hakarete uğramış ama vazgeçmeyip hayata tutunmuş pes etmemiş biriyim. Beni o bataklıktan teyzem ve eniştem kurtarmıştı. Bana evlerini açmış bir aile sıcaklığı hissettirmişlerdi.
Beni kendi çocuğundan ayırmamış bizi kardeş gibi büyütmüşlerdi. Kuzenim Asya benden oldukça küçüktü bu yüzden bana hep Nazlı ablam derdi. Eniştem birbirimizi asla ayırmamıştı. Her akşam geldiğinde 1 tane şeker alacağına 2 tane alıp ikimizi de mutlu ederdi. Asya asla teyzemin bana olan yakınlığını kıskanmamıştı aksine hep derdi ki "Nazlı abla annem ikimizin de annesi olsun mu? Ben seninle annemi paylaşırım" derdi.
Bir şey alındığı zaman ikimizde alınırdı. Ailecek pikniğe giderdik. Eniştem mangalı yaparken teyzem salata yapar masayı kurardı. Bizde Asya ile top oynar başka piknik yapan kişilerin çocuklarıyla oynardık. Herkes bizi aile sanırdı. Beni teyzemin kızı zannederlerdi.
Asla teyzem bir gün çıkıp o benim ablamın kızı ya da yeğenim demedi o hep benim kızım derdi. Beni büyütüp okuttular bugüne getirdiler. Bende onlara söz verdim siz beni nasıl yetiştirdilerse bende öğrencilerime öyle yapacaktık. Evet öğrencilerim dedim çünkü Öğretmen olmuştum. Babamın evinde yaşayamadığım mutluluğu, çocukluğumu geride bırakıp teyzemin evinde ne öğrendiysem onu yapacaktım.
Onları mağdur etmemek için derslerime çok çalışmış ve üniversiteyi kazanmıştım. Eve biraz uzaktı bu yüzden yurtta kalmam gerekiyordu ama eniştem buna izin vermeyip üniversiteye yakın bir ev tutmuşlardı. Asya 'da açıktan okuduğu için sıkıntı etmemiş aksine benim için çok sevinmişti. Yeni eve yerleşmiş almıştık bile. Evimiz biraz eniştemin işine uzak kalıyordu. Ama o bunu umursamayıp bizim mutluluğumuzu düşünüyordu. Benim geleceğimi düşünüyordu.
Üniversiteye alışmıştım. Koşuşturmasına eğlencesine her şeyine ayak uydurmaya çalışıyordum.
Üniversite yıllarımda pek arkadaşım olmamıştı. Ve benim içinde en iyisiydi böylelikle kendimi derslerime vermiş ve sonunda üniversiteden mezun olmuştum.
Yine bir yaz günündeydik. Bu zaman kadar hayatımın basamaklarını zor da olsa tek başıma çıkmış ve devam ediyordum. Artık öğretmen olmuştum. Şimdi ise minicik boylarıyla tertemiz yüzlü ,okumaya meraklı , gerek sesleriyle başımı arada ağrıtacak da olsalar onlara fayda sağlamak için evimden yurdumdan ayrılarak Kars'a gidiyordum. Sonuçlar açıklandığında hepimiz sevinmiştik ama hiçbirimiz bu kadar uzağa gideceğimi tahmin etmiyorduk. İlk başta teyzem ve eniştem karşı çıkmış ve beklememi söylemişti. Bense onlara engel olmuş ve kararımı söylemiştim.
"Yavrum kızım Kars çok uzak biz nasıl ayrı kalalım senden "
"Biliyorum teyzem ama daha bekleyemem hem beni oraya neden atamışlar oradaki çocuklara yardımım dokunsun diye ben size söz verdim. 'Bir gün öğretmen olursam tüm yardıma muhtaç çocuklara yardım edeceğim ve tuttum da öğretmen de oldum şimdi bırakın görevimi yapayım."
Bir kaç gün itiraz edip bana biraz trip atsa da konuşmasa da sonunda ikna olmuşlarsa. Bir hafta içersin de evi tutmuştum. Askeriyeye yakın olduğu için teyzemin içine biraz daha sinmişti evde 1+1 bana da yetecek kadardı. Evi eşyalı tutmuştum benden öncekiler gayet evi temiz ve düzgün kullanmıştı.
Bende zaten eşya alıp teyzeme ve enişteme daha fazla yük olmak istemiyordum. Bu yüzden çalışmak çok istemiştim. Şimdi ise kendi memleketim Balıkesir'den ayrılarak hiç bilmediğim bir memlekete gidiyordum.
•••
Uzun bir yolculuğun ardından sonunda Kars'a gelmiştim. Emlakçı ile birlikte merkezde buluşup eve geçecektik. Merkeze gitmek için otogarın içinde bulunan servislere bindim. Gidene kadar da teyzemi aramış ona geldiğimi haber vermiştim. Ben buraya iyice yerleşip biraz düzenimi kurduktan sonra teyzem de ara ara yanıma uğrayacaktı.
Zaten mesafe uzun olmadığı için merkeze gelmiştim. 2 büyük boy valizim vardı. Bu yüzden sürüklemek zor oluyordu. Yolun karşısına geçmem gerekiyordu Ama bu valizler ile olacak gibi değildi. Ne yapacağımı düşünürken yan tarafımda asker üniforması ile 3 kişi duruyordu. Yardım istesem kabul ederler mi acaba bence ederlerdi ya ederler yani
" Pardon "
Sesimle birlikte üçü de bana dönmüştü. Ne kadar çekinsem de emlakçı ile görüşmeye geç kalacağım için mecburen yapmam gerekiyordu.
"Şey valizlerimi karşıya geçirmem de yardımcı olur musunuz acaba ?"
Hepsinin bakışları beni bulmuş ve süzmüşlerdi. İçlerinde oldukça uzun ve beden olarak diğerlerinden biraz daha geniş kumral rengi saçlara sahip olan diğer iki kişiye başı ile işaret edince hemen yanıma gelmiş ve valizleri almışlardı. Onlar yolun karşısına geçince bende arkalarından geçmek için yola atıldım.
Kırmızı ışık yandığı için arabalar dururken hızla gelen arabayı görmemiş ve ne yapacağımı şaşırmışken kolumdan tutulup arkaya çekildim. Dengemi sağlayamadığım için yere düşmüştüm ama sert olacağını düşünürken oldukça yumuşak ve sert bir gövdeye çarpmıştım.
Başımı kaldırdığım da onun yeşiller ile karşılaşmıştım. Beni içine çeken yeşillerden zor olsa da ayrıldıktan sonra üstüne düştüğüm için hızlıca kalktım.
"İyi misiniz ben çok özür dilerim arabayı fark etmemişim kusura bakmayın bir yerinize bir şey olması de-"
"Sakin ol ben gayet iyiyim sen iyi misin?" Önüme gelen saçlarımı geri itip başımı salladım. Etrafta birkaç göz üstümüzde geziniyordu ama onları şu an umursamayacaktım. Bu sefer daha dikkatli bir şekilde karşıya geçtim. İki askerin yanına gelince valizlerimi aldım.
"İyi misiniz?" Askerlerin sorusu ile ona döndüm. Döndüğümde gözlerimiz hemen birbirini bulmuştu. Bir kaç saniye baktıktan sonra başımı geri çevirmiştim.
"Gayet iyiyim sorun yok." Ne diyeceğimi bilmezken telefonum çaldı. Arayan kişi emlakçıydı. "Alo, Evet geldim, siz neredesiniz tam olarak, ben ışıkların karşısındaki kaldırımdayım, tamamdır bekliyorum ben sizi"
Telefonu kapattıktan sonra arka cebime koydum. Valizlerimi taşımamda yardımcı olan askerlere teşekkür etmem gerekiyordu. "Iı bu arada valizlerim için teşekkür ederim. Siz de kusura bakmayın yanlışlıkla oldu tekrar özür dilerim."
İki asker baş selamı verip rica ettiklerini söylemişlerdi. Ona doğru döndüğümde ne diyecek diye bakarken ismimin seslenilmesi ile durdum. " Nazlı Hanım " Gözlerimi ondan ayırıp arkama döndüğümde orta yaşlarda elinde evrak çantası ile duran adamı görmüştüm.
"Buyurun benim"
"Ben Mehmet telefonda konuşmuştuk emlakçı." Elini uzattığında bende elimi uzatmış ve sıkmıştım.
"Aa memnun oldum"
"Komutanım size de merhaba iyisinizdir umarım" Daha ismini bile bilmediğim, sadece ilk görüşte etkilendiğim yeşil gözlere sahip kişiye hitaben konuşmuştu.
"Sağ ol Mehmet iyiyim de hayırdır"
"Öğretmen hanım sizin üst kattaki boş olan yeri tutan kişi yani Nazlı hanım"
Ne yaptınız be Mehmet bey adam sadece ismimi bilirken sayende mesleğimi de öğrendi. O da yetmez gibi dairelerimiz altlı üstlü mü olacaktı. Gerçekten gün muhteşem gidiyordu. İlk karşılama adamın üstüne düş valiz taşıt sonra bide aynı yerde altlı üstlü dairelerde yaşa oh çok güzel ya.
"Öyle mi hayırlı olsun öğretmen hanım" Bana mesleğim ile hitap etmesi hoşuma gitmişti.
"Sağ olun teşekkür ederim. Bizde gidelim mi artık" Mehmet beye doğru yönelttiğim soru ile ona döndüm. "Tabi gidelim arabam şurada" Valizlerde bir tanesi almış ilerlerken bende diğerini almış sürüklemeye çalışıyordum.
Aniden elimin üstündeki sıcaklık ile durdum. "Siz bırakın bizim çocuklar götürsün." Elimin üstündeki ele mi takılacağım yoksa gözlerine bilemedim. "Size çok zahmet verdik ama biz hallederiz." Böyle demem rağmen valizin üstündeki elini çekmemiş aksine sıkılaştırmıştı.
"Ahmet oğlum al valizi Mehmet abiyi takip et Oğuz sende peşinden"
"Emredersiniz komutanım" Ben ona bakarken valiz ellerimin arasından gitmişti. Sadece ikimiz kalmıştık. "Gerçekten çok sağ olun teşekkür eder-"
"Normalde de bu kadar teşekkür eder misin gereksiz çünkü de."
Alaycı ifade ile benimle konuşması beni sinirlendirmişti. "Bu bir görgü kuralıdır biri size bir yardım da bulunduğu zaman ona karşılık olarak bu söylenir. Ama madem bıktınız teşekkür etmemden sizde benim teşekkür edeceğim şeyler yapmayın yeter."
Verdiğim cevap ile yüzü bozguna uğramış şaşırmıştı. Ben bile kendimden böyle bir çıkış beklemiyordum. Onu arkamda bırakarak Mehmet beyin yanına ilerledim. İsimlerini öğrendiğim Oğuz ve Ahmet'e teşekkür edip arabanın ön koltuğuna oturdum. Mehmet beyde bir kaç şey söyledikten sonra oda binmişti ve daha sonra yola çıktık.
Neredeyse 20 dakikalık bir yolun sonunda lojmana gelmiş daireye çıkmıştık. " Anlattığım gibi herhangi bir şey olursa beni arayabilirsiniz. Yada daire 17 oturuyoruz bir sorun olursa oraya gelin eşimde yardımcı olacaktır." Anlattıkları ile bir çok şeyi öğrenmiştim.
"Şu anlık bir sorun yok olursa dediğinizi yapacağım teşekkür ederim."
Mehmet bey gidince bende yerleşmeye başlamıştım. İlk işim kıyafetleri yerleştirmekti ama üstüme rahat bir şeyler giyinmem gerekiyordu. Altıma Gri eşofmanımı üstüme de siyah askılı tişörtümü giydim. Bugün giydiklerimi de kirliye attım. Dolabın içini güzelce deterjanlı su ile sildim. Daha sonrada içine kıyafetlerimi yerleştirdim.
Kıyafetim o kadar yoktu aslında toplasan bir valiz anca ederdi ama teyzem sağ olsun diğer valize bakliyat, kurutulmuş sebze gibi şeyler koymuştu. Ama maalesef markete de gidilmesi gerekiyordu.
Dışarıdan yemeyi pek sevmediğim için kendim yapardım zaten yemek yapayı da çok severim. Benim için stres atıcı bir şeydi bazen diyorum acaba gastronomi mi okusaydım diye düşünüyorum.
Dolap yerleştirme işi bitmişti. Evi ben gelmeden temizlenmişti. Bu yüzden valiz boşaltmaktan başka işim yoktu diyecektim ki buzdolabının tam bakır kuru bakır olduğu aklıma geldi. Hiç bir şey yoktu teyzemin verdikleri dışında. Mehmet beye her şeyi sormuş ama marketi sormak aklımdan geçmemişti.
Ne yapacağımı düşünürken telefonum çalmıştı. Arayan kişi teyzemdi. Görüntülü arıyordu. Hızlıca telefonu açtım.
Yaklaşık 1 saat konuştuktan sonra kapatmıştık. Saat dört olmuştu. Hafiften karnım acıkmaya da başlamıştı. Makarna yapsam bile yağ yoktu, sandviç yapsam ekmek peynir domates yoktu anlayacağınız aç kalmıştım.
Dışarıdan sipariş vermek de hiç istemiyordum. En iyisi Mehmet beye sormam gerekiyordu. Üstüme sadece fermuarlı gri hırkamı giydim. Anahtarlarımı ve cüzdanımı alıp kapıyı çektim.
Merdivenlerden inip alt kata geldim. Şimdi Mehmet beyin daire numarası kaçtı ? 10 muydu yoksa 19 mu? Of be ne yapacaktım ben şimdi tek tek kapılarımı çalsam acaba yok ya öyle de olmaz.
Olduğum yerde düşünürken aklıma telefon geldi. Salak gibi neden burada duruyordum ki adamın telefon numarası vardı neden aramıyordum ki hızlıca rehbere girip Mehmet beyin numarasını tuşladım. Bir kaç çalıştan sonra telefon meşgule atılmıştı. İki kere daha aramıştım ama maalesef Mehmet bey açmamıştı.
Acaba sipariş versem gelir miydi yani bir sorun çıkar mıydı ? En iyisi eve gitmekti. Merdivenleri geri çıktım. Anahtarla kapıyı açıp içeri girdim. Hızlıca kendimi koltuğa attım. Sipariş vereceğim uygulamaya girip eksiklerimi sepete ekledim ve siparişi verdim.
Yarım saat içinde teslim olacağını söylüyordu. Bu sürede hızlıca duş alıp çıksam iyi olurdu yorgunluğumu da atmış olurdum.
Hemen banyoya gidip sıcak suyu ayarladım. Kıyafetlerim yeni giymiş olsam da kirliye atmıştım. Teyzem olsa buna çok kızardı. Hemen söylenmeye başlardı. Sen o kıyafeti yeni giymedin mi ne çabuk kirlendi derdi. Sıcak suyun altına girince gülümsemiştim.
O kadar iyi geliyordu ki rahatlamıştım. Sipariş derdim olmasa 1 saat dururdum ama mecbur hızlıca yıkanıp çıkmam lazımdı. Duşa kabinin kapısını açtığımda sıcak buhar ile gözlerim kamaşmıştı.
Kapının arkasındaki bornozumu giydim saçıma da baş havlumu bağlamıştım. Banyodan çıkmış içeri geçmiştim. Telefonuma bildirim gelmişti. Baktığımda siparişin geldiği ile ilgili mesajdı. Üstümdeki bornozum ile duracak halim yoktu yada kapıyı böyle açamayacağıma göre odaya doğru koşmuştum.
İç çamaşırımı kıyafetlerimi yatağın üstüne atmıştım. Bornozumun kuşağını açmıştım ki zil çalmıştı. Hiii ben bornozlu bir bir şekilde kalmıştım. Şimdi giyinip gitsem adam beklemezdi. Kapıyı böylede açamazdım. Bir daha zil çalınca mecbur kapıya ilerledim.
Delikten baktığımda sadece kuryenin gövdesini görüyordum. "Kim o" diye seslenmiştim. Salak gibi kapıyı böyle açmayacaktım tabi ki
" Siparişinizi getirdim efendim" kalın ses ile içim biraz irkilmişti Ama sanki bu ses bir yerden tanıdık geliyor gibiydi.
"Kapının önüne bırakabilirsiniz." O gittikten sonra kapıyı açar alırdım poşetleri hem o beni böyle görmemiş olurdu. " Tabi efendim bıraktım buraya iyi günler"
Biraz uzaklaşmasını beklemiştim. Adım sesleri kesildiğinde tekrar kapının gözünden dışarı baktım ve kimse görünmüyordu. Kapının kilidini açtım kapıyı yavaşça açmıştım. Dışarı sadece kolumu çıkarmıştım. Birinci poşeti sürüyerek içeri aldım. İkinciye de çekmiştim sıra son poşete gelmişti. Elim ile poşeti arıyordum.
"Of nerede bu ya" hala ararken kolumun çekilmesi ve kapını itilmesi ile gün yüzüne çıkmıştım.
Ani olduğu için ufak bir çığlık atmıştım. Şu an ki pozisyonum yere eğilmiş bacaklarım bornozun arasında ortaya çıkmış, kuşağım hafif bollaştığı için göğüs çatalım açılmıştı. Kolumu kimin çektiğine baktığımda gözlerim onu yeşil gözleri ile kesişmişti. Bu oydu bana yardım edip daha sonra o teşekkür ettiğim için benimle dalga geçen adamdı yani komutandı.
Beni bu halde görmeyi beklemiyormuş gibi duruyor Ama beni baştan aşağıya süzüyordu. Hızlıca ayağa kalkıp elimden geldiğince üstümü düzelttim.
"Ne yapıyorsunuz siz"
Sorduğum soru ile başını kaldırmış gözlerime bakıyordu. Ama bir şey demiyordu. "Size diyorum komutan bey duyuyor musunuz beni!" Yarım gülümseme ile gözlerime bakmaya devam ediyordu.
Sanırım Komutan Bey demem hoşuna gitmişti Ama benimde hoşuma gitmedi değil yani "Kadir" dediği ile şaşırmıştım yada ne dediğini anlamamıştım.
"Efendim anlamadım"
"İsmim Kadir yani komutan bey demenize gerek yok." Aa bende diyorum Kadir kim demek ki ismiymiş.
"Tamam ismini de öğrendim Kadir peki burada ne işiniz var ve benim kolumu neden çekiyorsunuz?" Ard arda sıralamıştım cümlelerimi.
"Öncelikle burası askeri bir lojman buraya öyle herkes girip çıkamaz. Sizde ilk günden hemen kuralları çiğnemişsiniz. Bende sizi uyarmak için siparişleriniz getirdim. Ama kapıyı açmadınız bu hareketiniz beni meraka düşürdüğü için bende gitmedim ve bekledim. Görüyorum ki kapıyı açmama sebebiniz buymuş" Bakışları ile üstünü işaret etmişti.
"Ama iyi ki de açmamışsınız burada bir sürü bekar asker var uzunca zamandır da sosyal bir ortama görmedikleri için bu halinizi herkesin görmesine gerek yok değil mi?" Resmen ağzım açık onu dinlemiştim. Ama ben altta kalır mıyım yapıştırdım tabi cevabımı.
"Öncelikle teşekkür ederim diyeceğim Ama bugün teşekkür etme sınırımı aştığımı düşünüyorum neyse ve benim bu kurallardan haberim yok burayı da bilmediğim için mecburen sipariş verdim. Bu halime gelirsek de bilirsiniz ihtiyaç duş almak zorundayım.''
''Ve inanın sizin de beni böyle görüp hala dikizlemeye hakkınız yok!" Son dediğim ile kaşları çatılmıştı. Beni keriz zannetti herhalde içime kapanık bir kadın değilim ben elbette kendimi savunacağım. "Dikizlemek derken pardon ne ima ediy-" lafını kesip önündeki poşeti ilk önce içeri aldım.
"Bu mevzuyu uzatmaya hiç gerek yok ve ben ima etmedim. Direkt söyledim ne yapalım görünen köy kılavuz istemez değil mi yani sizi de anlıyorum sizde uzun zamandır sosyalleşmemişsiniz Ama bu kadar da olmaz öküzün trene baktığı gibi neyse poşetleri taşıyıp buraya kadar getirdiğiniz için sağ olun ve hoşça kalın."
Kapıyı suratına kapatmıştım yada çarpmıştım. Oh canıma değsin beni otogarda bozmak neymiş görsen inşallah bozulursun da bir daha tamir olmazsın.
İlk önce üstümü giyinmiş daha sonra aldıklarımı yerleştirmiştim. Bir kaç eksiğim vardı. Kişisel ihtiyaçlarım ve temizlik malzemesi gerekiyordu. Ben sadece yemek üzerine almıştım her şeyi. Mutfak tezgahını silerken telefonumun sesini duydum. Masadan telefonumu aldığımda arayan kişi Mehmet bey olduğunu gördüm. Sizde şimdi mi arıyorsunuz gerçekten ya
"Alo buyurun Mehmet bey, evet sizi aramıştım bir kaç eksiğimi vardı da markete gitmem gerekiyordu Ama ben hallettim, yarın bana marketi ve okula nasıl gideceğimi gösterirseniz çok iyi olur ,Ah öyle mi çok sağ olun iyi akşamlar"
Okul ve market sorununu hallettikten sonra karnımı doyurma fırsatım olmuştu. Hemen salçalı bir makarna yapmış yemiştim. Kapıyı Altan üsten kilitleyip sürgüyü çekmiştim. Evet yeni bir şehirde, yeni bir evde ilk gecem olacaktı. Gerçi günüm çok kötü geçmemişti ya da iyi de değildi o komutan bozuntusu beni sinir etmişti ilk günden Ama beni zaafımdan vurmuştu.
Birinci çok yakışıklıydı. İkinci ah o kolundaki damlarlar neydi öyle ismi de Kadirdi tam ona yakışacak bir isimdi sert çehresine, gövdesi, sesi her şey yani ondan etkilenmemek mümkün değil ki Ama bizim tanışma biraz sert olmuştu. Kim bilir belki ilerde yumuşardı aramız.
Bizim kız bunları düşünürken Kadir onu turuncu saçlarını ve aklını karıştıran beyaz teni kıvrımlı vücudu geliyordu. He birde o sivri dili yok mu ilk günden sokmuştu lafını koskoca komutana ah ah ismi gibi Nazlı biriydi anlaşılan.
Bölüm Sonu...