3 SENE SONRA..
Zaman çok hızlı geçmişti. Büyümek bana çok şey getirmişti. Olumlu da olumsuz yanları da olmuştu. Ben büyürken Kadir'e olan aşkım da benimle beraber büyümüş kocaman olmuştu. Benimle beraber o da olgunlaşmıştı. Her geçen gün onu içimde kocaman hala getirmiştim. Tek başıma büyütmüştüm. Kadir benim sırlarım,tek aşkım olmuştu. Onu benden başka kimse bilmiyordu. Kendi dünyamda onunla gezmiş,dolaşmış çok şey yaşamıştım. Bir gün onunla olmasını istediğim bütün hayalleri kurmuştum. Her fırsatı onu görmek için aramıştım. Ailesi geldiğinde ders çalışmayı bırakıp onu bekler hale gelmiştim. Ailem her onlara gidince özenle hazırlanmıştım. Tek üzüntüm neredeyse 1 senedir Kadir tek başına başka evde yaşıyor oluşuydu. Yine de bıkmadan usanmadan ailemle onlara gitmiştim. Bazen gelmiş,bazen ise gelmemiş beni yüreğim burkuk bir şekilde bırakmıştı. Yine sabretmiştim. Bazen onu görebilmek için gittiği yerlere gider uzaktan da olsa görürdüm. İçim kıpır kıpır dönerdim eve. O gün benden mutlusu da olmazdı. Çünkü hiçbir zaman yanında bir kıza rastlamazdım. Bazen onunla dalga geçer,cinsel tercihlerini düşünür sonra ise salaklığıma kızar bu düşünceyi başımdan atardım.
Yeniden aklıma üşüşenlerden dolayı yerimde kıpırdamamdan dolayı makyajımı yapan kadın oflayara geri çekildi. Hemen ''afedersiniz'' dediğimde yanımda oturan en yakın arkadaşım Sırma gülmeye başladı. Ona dilimi çıkardığım da ''sen hala çocuksun kızım biz bugün senin büyümeni kutlamayalım bence'' dedi. Hızla yerimden doğrulurken makgözün yüzü sinirden kıp kırmızı olsada umursamayıp ''saçmalama be. Gideceğiz bugün o bara'' dedim. Sırma gözlerini kısarak bana bakmaya başladığında ''çok merak ediyorum da Fatih amca daha 17 yaşında nasıl izin verdi senin barda doğum günü kutlamana'' demesiyle kırkırdadım. Sırma'ya tatlı tatlı bakıp ''hatırlatırım bizim evde bir şey istendiğinde ablam anneme tatlı tatlı bakar ben ise babama'' dememle Sırma dişlerini göstererek gülümsedi. ''Desene babacı olmamız işimize yarıyor''
Sırma'yla beraber gülmeye başladığımda yeniden başımı sandalyeye yaslayıp ''devam edebilirsiniz'' dedim. Kadın sabır çekerek devam etmeye başladığında gülmekle yetindim. Sırma da Koray amcayı bu şekilde etkiliyordu işte. Bizim zaten en iyi arkadaş olmamamız hata olurdu. Her ne kadar babalarımız sayesinde arkadaş olsak da birbirimizden başka en yakınımız yoktu bizim. Elif teyze de annemle çok yakın arkadaş olunca yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. (Evet evet burada AŞK İLE'NİN Sırma'sı var)
Sırma'yla tamamen hazır olduğumuzda aynadan kendimize bakmaya başladık.

(SIRMA)


Sırma turkuaz renginde bir büstiyer ve beyaz şort giyerken ben kırık beyaz tonlarında bir elbise giymiştim. Onlara uygun ayakkabı ve çantayı da yanına aldığımızda çok güzel görünüyorduk. İkimiz de birbirimize aynadan bakarken dudaklarımız beğeniyle kıvrılmıştı. Sırma kalçasıyla benim kalçama vurduğunda ''bu gece çok canlar yakacağız arkadaşım'' dedi. Küçük bir kıkırtı dudaklarımdan kaçtığında ''babam ve Koray amcada sonra bizim canımızı yakacak'' dedim. Sırma elini havada sallayıp ''bu gece annemi ayarladım. Buraya gelecek ve o kıskanç kocalarını oyalayacaklar lokumum. ''demesiyle ağzım şokla aralandı. Şaşkınca Sırmaya bakarken bana sırıtıp ''sarşın olabilirim ama aptal asla '' demesiyle büyük bir kahakaha patlattım. Benim deli arkadaşım yine yapmıştı yapacağını.
Odanın kapısının açılmasıyla gülmelerimize ara verip arkamızı döndük. Elif teyze gelmişti ve annemle beraber bizi beğeniyle süzüyorlardı. Onlara gülerek bakıp ''nasıl olmuşuz ?'' diye sordum. Annem gözleri dolarken yanıma gelip alnıma bir öpücük bıraktı. ''prenses gibisiniz'' dediğinde Sırma'yı da aynı şekilde öptü.
Ardından annem gözlerini kurulayıp elindeki iki kutuyu önüme getirdi. Birini bana diğerini Sırma'ya uzatırken ''ikiniz her şeyinizi aynı kullanıyorsunuz. Bizde Elif'le aynı bilekliği almak istedik'' dediğinde Sırma'yla birbirimize bakıp heyecanla kutuyu açmaya başladık. İçinden çıkan bilekliğe hayranlıkla bakarken ''anne'' dedim. Annem nazikçe bilekliği kutusundan çıkardıktan sonra uzattığım bileğime taktı. Beni kollarının arasına alırken '' iyiki doğdun kızım. İyi ki benim kızımsın'' diye fısıldamasıyla gözlerim doldu.

Sırma'nın ''ağlatmayın ama beni'' diye konuşmasıyla annemle gülerek ayrıldık. Sırma da Elif teyzeye sıkıca sarılmış bize bakıyordu. Elif teyze kızını usulca bıraktıktan sonra bana kollarını açınca hızlıca açtığı kolları doldurdum. ''iyiki doğdun lokumum '' demesiyle Sırma'nın ''o benim lafım anne. Daha özgün bir şey bul'' demesiyle hepimiz gülmeye başladık. Ardından etrafıma bakıp ''ablam nerede anne?'' diye sordum. Çünkü benim doğum günümü ilk kutlayan ablam olurdu ve sabahtan beri görememiştim. Bir kaç kez aramıştım fakat bir türlü açmamıştı. Annemin biraz yüzü düşse de hızla kendini toparlayıp '' biraz işleri var bebeğim'' dedi. Annem gibi hemen yüzümü astım. ''ilk doğum günümü o kutlardı ama '' dememle annem bana yine sarılıp ''sonra bebeğim'' dedi. Başımı sallarken ''hadi çıkın siz baban ve Koray amcan gelirse çıkamazsınız'' demesiyle Elif teyze ''en azından şu kıyafetleri çıkarmadan çıkamazsınız'' dedi.
Sırma korkuyla kolumu tuttuğunda ''Biz kaçtık'' diye bağırıp ayaklarımızdaki topukluya rağmen gülerek merdivenleri inmeye başladık. Dışarı çıktığımızda bizi Cem abi karşıladı. Arabanın kapısını açtığı an teşekkür ederek arabaya oturduk. Yolda Cem abiye bir kaç müzik açtırmış ve baya tepinmiştik. En son nefes nefese kalmıştık ve Cem abinin bize güldüğünü görünce de yerimize sinmiştik. O an kaç yaşına gelirsek gelelim çocuk ruhumuzu hiç kaybetmeyeceğimizi düşündüm. Araba barın önünde durduğunda Cem abi ''sizi burada bekleyeceğim çocuklar'' dedi.
Sırma ''biz çocuk değiliz ama taksiyle döneriz'' demesiyle Cem abi ''geri döndüğüm an ''Fatih bey yada Koray bey gelir. Eğer tamam diyorsanız siz bilirsiniz'' demesiyle Sırma'yla aynı anda ''hayır kal'' dedik. Cem abi bizim bu halimize güldüğünde bizde birbirimize bakıp ''görüşürüz'' deyip kol kola içeri girmeye başladık. Barı kapatmamıştık ama babam ve Koray amcanın ayarlamasıyla da sorgusuz soğalsiz içeri girmiştik. Babam ne kadar kapatmak istesede belki Kadir gelir umuduyla sürekli itiraz etmiş ve sonunda babama kabul ettirmiştim.
İçeri girdiğimizde Sırma'yla birbirimize daha çok yanaştık. İlk defa böyle bir yere geliyorduk ve itiraf etmek gerekirse biraz korkmuştum. Çünkü çok kalabalık ve çok gürültülüydü. Müzik son ses çalsa da dahi içeride sesi bastıramıyordu. Sırma'yla birbirimize bakarak merdivenlerden inerken nerdeyse el ele tutuşacaktık. Merdivenleri tamamen indikten sonra kulağımın dibinde bir şeyin patlamasıyla çığlık attım. Başımı çevirip baktığımda Berk ve Aykut'un konfeti patlattığını gördüm. Nida koşarak bize geldiğinde Sırma'yla bana sıkıca sarıldı ve ''sonunda geldiniz'' dedi. Ardından merdivenlerin dibinde Berk,Aykut ve Baran'a da sarıldıktan sonra bize ayrılan yere yürümeye başladık. Bizim grup işte bu kadardı. Bize ayrılmaz 6'lı derlerdi. Fakat Sırma ve bana ikiz derlerdi. Çünkü birbirimizden başka kimseye sırlarımızı anlatmazdık. Fakat Sırma benim sadece bir sırrımı bilmezdi. O da KADİR.
Bize ayrılan yere geçtiğimizde kotluklara oturup gülüşmeye başladık. Lise 1 den beri hep beraberdik. İlk ne kadar Sırma'yla ailemiz yüzünden tanışmış olsak da hiç ayrılmadık. Ardından bizim bu grup gelmiş ve okulun fırlama gurubu olmuştuk. Ne kadar özel okulda da olsak hocalar her fırsatta ailelerimizi toplar ve okulda yaptıklarımızı anlatırlardı. Bizimkiler her defasında okuldan mahçup ayrılsa da o akşam illa hep beraber yemek yenir ve bize kızarlardı. Her defasında Aykut bu suçlarımızı kendi üstüne alıp ben fikri verdim derdi. Çünkü babası oğluna yalandan kızar ardından yaramazlık fikirleri verirdi. Fakat aksine bütün suçlar Sırma ve benim olurdu. Aykut babasının huyunu bildiği için gönül rahatlığıyla suçu üstlenirdi işte. Çünkü Arda amca hep çocukluğunun çok zorlu geçtiğini hep disiplin altında yetiştiği için oğlunun okul hayatının dolu dolu geçmesini isterdi. Aykut da biraz çekinik olduğu için Arda amca hep oğlunu girişken olması yönde eğitmeye çalışırdı. Belkide bizim her şeyden çok en büyük şansımzı ailelerimizdi.
Saatler geçerken benim gözlerim kapıdaydı. Gözlerim kapıdan ayrılmıyordu ve ortada dönen muhabetten de bir haberdim. En sonunda Sırma'nın kolumu dürtmesiyle ona döndüm. Sırma yüzüme bakıp kulağıma eğilip konuştuğunda şok oldum. Onun bilmesi beni hem utandırırken hemde mahçup etmişti.
''Kadir gelmedi Mira. Gözlerini ayır artık şu kapıdan''
Sırma'ya kızaran yüzümle baktığımda bana gülümseyerek bakıp ''sen benim ikizim gibisin. Senin a demenden ben b olduğunu anlarım. Bu zamana kadar belki söylersin diye bekledim fakat sen hiç söylemedin'' dedi. Başımı utançla eğerken Sırma'nın elini omzumda hissettim. Usulca başımı kaldırırken ''bunu sonra konuşuruz. Bugün senin doğum günün ve eğlenme zamanı'' demesiyle gülümsedim. Zaten masada ben Sırma ve Aykut kalmıştık. Berk Nida'yı Baran ise bulduğu bi kızı alıp çoktan dans etmeye başlamıştı. Aykut'a yan gözle baktığımda çaktırmadan karşı masaya baktığını gördüm. Başımı çevirip baktığımda esmer güzeli bir hatunla bakıştığını gördüm. Sırma'yı dürtüp olanı gösterdiğimde küçük bir kahkaha atıp elimi tutarak ayağa kaldırdı. Beraber karşı masaya giderken kız grubunun arasına dalıp Sırma esmer güzelinin kulağına eğildi. Artık ne dediyse kız ağzı kulaklarında başını salladı. Sırma arkasını dönüp Aykut'a göz kırptığında Aykut'un kıpkırmızı olduğunu gördüm. Erkeklerde en çok sevdiğim özellik utanmasını bilendi. Kız hızlıca Aykut'a doğru giderken Sırma da beni çekiştirerek aşağı indirdi.
Son ses çalan I got you şarkısına bir anda kendimizi kaptırmamızla iyice coşmuştuk Sırma'yla. İkimizde çok iyi dans ederdik ve birbirimize uyumlu hakeret ederdik. Bizim coşmamızla Baran bulduğu kızı ve Berk de Nida'yı bırakıp bize katılmıştı. Birbirimizle dans ederken çoktan aklım Kadir'den uçup gitmiş kendimi sadece müziğe kaptırmıştım. Baran'ın beni aniden etrafında döndürük kucağına almasıyla korksamda aldığımız dersleri yapmaya başladıklarını anladım. Aynı hareketi Berk de Sırma'ya yaparken Baran'ın eteğime dikkat etmesi güldürmüştü beni o an. Ve şunu da fark etmiştim ki herkes durmuş sadece bizi izliyordu. O an aldığımız ve almaya devam ettiğimiz derslere şükrettim. Çünkü 2 senedir ders alıyorduk ve artık profesyonel gibi kendi başımıza da dans edebiliyorduk. Şarkının sonlar geldiğini anladığım an Baran'ın beni belinde çevireceğini anladım ve kendimi hazırladım. Elbisemin eteğini hızlıca bacaklarımın arasına sıkıştırdığım an Baran beni hızlıca kaldırıp belinde çevirdi. Saçlarım hızla havalanırken Baran beni kucağında zıplattı ve ayaklarımın üzerinde durdum. Müziğin durmasıyla alkışların kulaklarımı patlatacağını hissettim o an. Nefes nefese kalmış bir şekilde gülümserken Baran dizlerini kırıp elimi tuttuktan sonra selam verdi. O sıra çapkın bakışlar attığını kızların kıkırdamasından anladım. Allah aşkına adam daha 17 yaşındaydı ama kendine güveni ve egosu tavandı.
Sırma'nın Berk'in elinden tutarak bize geldiğini gördüğümde Baran da elini belime attı ve yürümeye başladık. Aykut bizi merdivenlerde karşıladı ve elinde gördüğüm makina ile yeniden kayıt aldığını anladım. Aykut bıkmadan usanmadan danslarımızın videosunu çekiyor ve Nida'da onları efektliyordu. İkisi ciddi şekilde süper bir iş çıkarıyordu. Nida'nın yeteneği babasından geldiğini bilmemek salaklık olurdu. Çünkü babası yazılımcıydı ve aynı zamanda çalışanlarının yarısı efekt uzamanıydı. Bu ikisi her zaman bize 'büyük bir dansçı olduğunuzda bizi unutmayın çünkü biz bir ekibiz' derdi. Zaten unutmazdık. Çünkü biz bir aileydik. Kendi ailelerimizden sonra 2. aile.
Masamıza oturduktan sona önümüzdeki içkilere göz attım. Babam ne kadar içkisiz ayarlasa Baran soyadını kullanarak birer içecek almış görünüyordu. Önümdeki sarı sıvıya baktığımda tam elime alacaktım ki Aykut ''o viski güzelim. çarpar'' dedi. Başımı sallayıp ''bugün doğum günüm '' dedim. Aykut ne kadar itiraz etse de sadece bir bardak diyerek ikna etmiş ve bardaklarımızı çarpıştırıp içmeye başlamıştık. Viski boğazımdan geçerken epey bir yakmıştı fakat umursamayıp içmeye devam etmiştim.
Bir süre daha içmeye devam ettiğimizde tuvaletimin gelmesiyle ayağa kalktım. Aniden dönen başımla tutunacak bir yer aradım. Fakat elim boşluğa gelmişti ve o an Baran beni sıkıca tutmuş ''şarhoş mu oldun'' diye sormuştu. Başımı sallarken iyice dönen başımı tutup ''aniden kalkınca başım döndü'' dedim. Sırma korkuyla yüzüme bakarken'' neyin var ?'' diye sordu. Onu rahatlatmak için ''hiçbir şey korkma. Sadece tuvalete gideceğim'' dedim. Sırma her ne kadar bende geleyim desede ikna edip onu oturttum. Nida'dan nerede olduğunu öğrendikten sonra oraya doğru yürümeye başladım. Tuvaleti en sonunda bulduğumda sersem adımlarla içeri girip işimi gördüm. Tuvaletten çıktığımda gözlerimin kaydığını fark ettim. Ayılmak için elimi yüzümü yıkarken akan makyajım şuan umrumda değildi. yüzümü iyice yıkadıktan sonra havlu peçeteyle kurulayıp aynadan yüzüme baktım. Bugün ne kadar mutlu görünsem de olmadığımı içten içe biliyordum.Çünkü tam tamına 1 haftadır Kadir'i görememiştim.
Dönen başımdan dolayı derin bir nefes alıp baygın bakışlarımla beraber tuvaletten çıkmak için yürümeye başladım. Kapının kulpunu gördüğümde elimi uzattım fakat boşluğa düşen elimle beraber gözlerimi kocaman açtım. Çünkü şuan her şeyi 2 tane görüyordum. Bir kaç dakika uğraştıktan sonra sonun da kulpu tutmuş ve kendime doğru çekmiştim. Tuvaletten çıktığım zaman başımı ağırca kaldırdım. Fakat gördüğüm suretle ellerim hızlıca yüzüme gitti. Yüzümü hızlıca ovuşturup tekrar karşıma baktım. Doğru görüyordum. Kadir ayağını duvara yaslamış ve bana bakıyordu.
''Kadir '' diye titrekçe konuştuğumda Kadir duvardan kenini ittirip tam karşımda durdu. ''abi'' dediği zaman söylediği cümleyi beynim kavrar kavramaz yüzümü buruşturdum.
O benim abim değildi ve hiçbir zaman olmayacaktı. Kim aşık olduğu adama abi derdi ki?
''Kadir '' diye yinelediği zaman oflayıp ''ne işin var burada Mira?'' diye sert bir dille sordu. Bir anda yüzümde bir gülümseme oldu. Beni düşünmüş yada hesap mı sormuştu bana. Dilim kayarken zorla dudaklarımı yaladım. ''Kadir'' diye heyecanla konuştuğumda dilimin kaymasıyla ismindeki bir harfi yutmuştum fakat şuan umrumda değildi. Bu onunla ilk baş başa kalıp ve konuşmuşluğumdu. Şu koskoca 3 senede ilkti bu.
Kadir oflayıp '' Fatih amcanın burada olduğundan haberi var mı Mira'' diye sormasıyla hızlıca başımı salladım. İyice başımın dönmesiyle sendeledim ve o an Kadir kolumdan yakaladı. ''of ufaklık'' demesiyle ''bana ufaklık deme Kadir ben bugün 17 yaşıma girdim'' dedim. Dilim hala kaysada umrumda değildi. Şuan umrumda olan tek şey Kadirle bu kadar yakın olmamızdı.
Kadir bir kaç saniye yüzüme şaşkınlıkla bakıp gülmeye başladı. Ardından ''evet çok büyüksün'' dedi.
Yüzüne gülümseyerek bakarken yeniden ''Kadir'' diye fısıldadım. Kadir'in dudaklarını yalamasıyla dikkatim oraya kaydı. Dolgun dudakları o an o kadar çok dikkatimi çekmişti ki oraya bakmaktan kendimi alıkoyamıyordum. Dudaklarını kıpırdıyordu fakat ne dediğini algılayamıyordum. En sonunda Kadir 'in usulca başımı kaldırmasıyla gözlerine bakmak zorunda kaldım. Kadir hala bir şeyler derken giden aklımla beraber ''Doğum günü hediyemi vermeyecek misin Kadir'' dedim. Kadir yüzüme afallayarak baktıktan ''bilseydim hediyeni alırdım Mira'' dedi.
Başımı usulca sallayıp ''maddi istemiyorum '' diye fısıldayıp dudaklarımı aniden o dolgun dudaklara yapıştırdım. Ardından duyacağım sözcükler beni kıracak hatta üzecek,yıpratacak da olsa bu öpücükten hiçbir zaman pişman olmadım. Aksine ilk saf öpücüğüm bu olduğu için mutlu oldum. Çünkü yıllar geçtikte kirli hissedecektim kendimi.
Kadir'in aniden beni ittirmesiyle sırtım hızlıca ardımdaki duvara çarptı. Acıyla inlerken kulağımın dibinde bir gürültü duydum. Gözlerimi hızlıca açtığımda yanımdaki yumrukla göz göze geldim. Ardından korkuyla Kadir'e döndüğümde kıpkırmızı gözlerle bana baktığını gördüm. Öfkeyle burnunda solurken ''ne yaptığını sanıyorsun sen!'' diye bağırması beni yerimden sıçrattı. Hızla etrafa baktığımda kimsenin olmaması beni rahatlatırken Kadir'in yeniden bağırması beni iyice korkuttu.
''Mira!''
Gözlerim yavaş yavaş dolarken ''Ben aptal mıyım sanıyorsun. Hergün neredeyse gittiğim yerlere geldiğini görmüyorum mu sanıyorsun. Mira sen daha çocuksun. Çocukca bir heves için bunu yapmaman gerekirdi'' demesiyle hızlıca onu ittim. Sinirlenmiştim. Gözlerim daha çok dolarken duygularımı küçümsemesi beni kırmıştı. Ellerim yumruk olurken ''değil!'' diye bağırdım. ''bu duygular çocukça bir heves değil''
elimi hızlıca göğsüme vururken ''bu kalp çocukca bir heves için bu kadar hızlı atmıyor ben sana Aşığım Kadir'' dedim.
İlk defa itiraf etmiştim. Onu sevdiğimi ilk ona dile getirmiştim. Kötü bir başlangıçla hemde.
Kadir'in sertçe nefes aldığını duyduğumda ''vazgeç'' dedi Kadir yumuşamayan sesiyle. ''vazgeç Mira''
Başımı hızla sallarken ne dönen başım ne bulanan midem nede hızlıca akmaya başlayan göz yaşlarım umrumda değildi. Çünkü bu benim ilk itirafımdı.
''ben seni seviyorum Kadir. Ben seni bize ilk geldiğiniz andan beri içimde büyütüyorum. Benimle beraber büyüdü aşkım. Nasıl vazgeç dersin bana. Nasıl dersin bunu. Nasıl küçümsersin duygularımı!''
Kadir hızlıca ellerini saçlarından geçirirken bir çıkmazın içinde gibi duruyordu. Öyle kötü bir görüntüsü vardı ki sıkıca sarılıp tamam sen üzülme vazgeçeceğim demek geliyordu içimden. Fakat yapamazdım. Bunca senedir vazgeçememiştim. Şimdi bir anda nasıl geçebilirdim ki? hemde onu bu kadar çok severken.
Göz yaşlarımı silmeye çalışırken Kadir'in ''Bak Mira'' dediğini duydum. Ardından ellerini omzuma yerleştirip ''ben seni küçük kız kardeşim gibi görüyorum canım. Sadece kız kardeş. Eminim ki senin duygularında hayranlıktan başkası değil. Çocuklar kendilerinden büyüklere hayranlık duyar ve bunu aşk sanar. Ben senin abinim. Ve hep de öyle kalacağım. İleride aşık olduğunda ise buna gülüp geçeceksin'' demesiyle daha çok yaşlarım akmaya başladı. Ona kırgınlıkla bakarken ''hayranlık değil aşk bu'' diye fısıldadım.
Kadir iyice çileden çıkmak istemez gibi gözlerini kapatıp derin derin nefesler almaya başladı. Şuan içimde kopan fırtınaları bilseydi bunları demezdi. Omuzlarıma koyduğu ellerinin beni cayır cayır yaktığını bilseydi demezdi bunları.
Kadir başını kaldırıp yüzüme baktığında oflayıp ''hadi ama ufaklık'' diyerek göz yaşlarımı silmeye başladı. Sonra ise üzgünce yüzüme bakıp ''umarım bir gün aşk değilde bu duygunun hayranlık olduğunu anlarsın. Yoksa sevdiğim kadınla aramda büyük bir sorun olacaksın'' demesiyle sanki dizlerimin bağı çözüldü.
Sevdiğim adam,bana sevdiği kadını söylemişti. Benim sevdiğim yıllardır içimde büyüttüğüm aşkım başka birinden söz ediyordu. Başımı hayır anlamında sallarken ''yalan söylüyorsun'' dedim. Kadir yüzüme üzgünce bakıp ''doğru söylüyorum ufaklık. '' dedi. Onu hızlıca ittirirken ''hayır '' diye bağırdım. ''Senden vazgeçeyim diye bunu söylüyorsun ama bil ki vazgeçmeyeceğim'' dedim.
Kadir başını eydiğinde hızlıca göz yaşlarımı silmeye çalışıyordum.
''Bak Mira'cım'' dediğinde yavaşça duvarın dibine çöktüm. hıçkıra hıçkıra ağlarken ''ben yakında evleneceğim. '' demesiyle hızlıca yüzüne baktım. ''ileride sende sevdiğin insanla evleneceksin. Daha 17 yaşında küçücük bir kızsın sen. Ben '' demesiyle ''sus!'' diye bağırdım. Göz yaşlarım durmadan akarken ''sus'' diye fısıldadım. ''ben seni çok sviyorum kadir. Yemin ederim çok seviyorum. İlk gün ki gibi hemde. Nolur evlenme ''
kadir bir anda beni kollarının arasına almasıyla sıkıca sarıldım ona. Kokusunu zihnime kazımak için derin derin solumaya başladım. Sıkıca tutundum tişörtüne. Bırakmasın beni hep bu kolların arasında kalayım diye. Ama o bugün başlamıştı beni kırmaya ve devamı da gelecekti.
''ağlama kardeşim. Ben abin olarak her zaman yanındayım''
Hayal kırıklığıyla kollarından çıkarken,Yüzüne kırıkça baktım. Elini bana uzatacağı sıra bir adım geriledim. Beni ezmiş,küçümsemişti. Benim aşkımı küçük görmüş heves demişti. Ne diye bilirdim ki daha ona. Bir adım daha attığımda Kadir burukça bana bakıyordu. Yıkılmış ve hayal kırıklığımla arkamı dönüp yürümeye başladığımda daha çok akan göz yaşlarımla beraber elimi dudaklarımın üzerine kapadım. Köşeyi döndüğüm zaman Sırma'yla burun burna geldim. Arkadşım gözü yaşlı bir şekilde bana bakıyordu. Onunda her şeyi duyduğu belliydi. Beni hızlıca kollarının arasına aldığında ona sıkıca sarılıp tuttuğum hıçkırıklarımı bıraktım. Sesim koridorda yankı yaparken ona dahi gittiğinden emindim. Sırma ''şşt'' diyerek sırtımı sıvazlarken hızlıca göz yaşlarımı silip elimi tuttu. Burayyı hızlıca terk ederken herkesin sorularını duymazdan gelmiştik. Bardan en son çıkarken ufakcıkta olsa arkamı dönüp onu aradı gözlerim. Sanki sevdiğimin yerini bilir gibi gözlerim onu bulduğunda bir adamın yanına otururken gördüm. küçük bir kahkaha atıp konuştuğunu gördüğümde ise yıkıldım. Benimle dalga geçtiği ap açık ortadaydı işte. Sırma hızlıca beni dışarı çıkarırken bugünün başlangıç olduğunu daha anlamamıştım.
-bölüm sonu