3.Bölüm

1908 Words
Ne acıydı sevdiğin tarafından sevilmemek. Sen onun bir bakışına ölürken. O hep sana baksın isterken, onun gözlerinin sana haram olması, ne acıydı. Sen onun bir bakışı için ölümü göze alırken onun gözlerinin sana deymemesi çok acıydı. Ben onun kokusunu içime çekmek için kendimden geçerken, onun başkasının olması.. Ne acıydı. Sırma'nın kollarının arasında deli gibi ağlarken hala bana söyledikleri kulaklarım da çınlıyordu. Dudaklarının tadı hala dudaklarımdayken, beni itmesi iliklerimi kurutuyordu. Var mıydı bundan ötesi. Ben doğum günüm den ilk defa bugün nefret ettim. Ben, ben olduğum için ilk defa kendimden nefret ettim. Ben onun sevdiği kadın olamadığım için tüm benliğimden nefret ettim. Sırma 'nın sırtımı sıvazlayıp beni sakinleştirmek isteme çabaları bile fayda etmiyordu. Çünkü bugün benim ilk yıkılışımdı. Bugün benim ilk kalp ağrımdı. Bugün benim ilk acı çekişimdi. Ben acıyı ilk defa bugün iliklerime kadar hissettim. Ben onu uzaktan uzağa severken bile bu kadar acı çekmemiş, bu kadar ağlamamıştım. Ben bugün ilk kalp yaramı almıştım. "yapma lokumum bu kadar kendini yıpratma" Sırma'nın ağlamaklı konuşması beni daha çok ağlamaya sürüklemişti. Alkolün etkisi çoktan geçmiş ve acım artmıştı. Zaten eve gelmeden beni gözü yaşlı gören Cem abi, hiçbir şey sormadan doğruca kahve içmeye götürmüş ve zorla kendime getirmişti. Ama yüz ifadesinden anladığım kadarıyla da Sırma üstü kapalı bir şeyler anlatmıştı. Yine de.. İnsanların bana acır gibi bakıp "daha küçüksün Mira. Yeniden aşık olursun" demeleri beni daha çok yaralıyordu. Cem abi de aynen bunu demiş ve beni daha çok ağlatmıştı. Ben aşkımın, sevgimin küçümsenmesini istemiyordum ki! Ben birinin de bana arka çıkmasını istiyordum. Beni bu aşktan vazgeçirmelerini yada yeniden aşık olacağımı söylemelerini istemiyordum. "yapma Mira. Üzme beni artık" Sırma 'nın yüzüne bakıp burnumu derince çektiğimde Sırma göz yaşlarımı burukça gülümseyerek sildi. Sırma' ya acıyla bakıp "duydun demi Sırma. Başkasını seviyormuş. Ben senin abinim sen benim kardeşimsin dedi duydun mu? Benim sevgimi küçük gördü Sırma. Canım çok yanıyor" dememle daha sesli ağlamaya başlamam bir oldu. Sonradan odanın kapısının açılmasıyla yüzümü hızlıca yere eğdim. Kimsenin beni bu halde görmesini istemiyordum. Ablamın "Mira" dediğini duyduğum da dudaklarımı ısırdım. Sırma yeniden sırtımı sıvazlarken ablamın kolumdan tuttuğunu hissettim. Ablam zorla eğdiğim yüzümü kaldırdığında şok olmuş gözlerle bana baktı. Ardından beni hızlıca kollarının arasına almasıyla içimde tuttuğum her şeyi bir bir akıttım. "abla" diye ağlarken, yeniden ablamın beni sım sıkı sardığını hissettim. İçime o an huzur dolsa da kırılan kalbim bunu hemen kenara iteledi. Ablamın titreyen sesle "noldu miniğim" demesini duyduğum da Sırma'nın "Aşk acısı" demesi burukça gülümsetti beni o an. Fakat yeniden sözleri kulaklarımda çınladı ve ablamın tişörtünü avuçlarımın içine hapsettim. "ah küçüğüm" diyen ablama "abla canım çok yanıyor" dedim. Ablamın şefkatle dudaklarını saçlarıma bastırmasını hissettiğim de "yemin ederim ben onu çok seviyorum ama o benim sevgimi çocukça buluyor abla. Heves sanıyor" dedim. Ağlamaktan acıyan gözlerimi ablama diktiğimde onun da acıyla bana baktığını gördüm. Burukça göz yaşlarımı sildiğinde "biliyorum fındığım" dedi. Ablama bakarken göz yaşlarım hızlıca akmaya devam ediyordu. Ablam parmaklarının ucuyla yaşlarımı silerken "akıtma incilerini" dedi. "bir erkek için akıtma" Ablama yine sım sıkı sarılıp ağlamaya devam ederken artık göz kapaklarım ağırlaşmaya başlamıştı. Uykunun beni yavaşça kendine çekeceğini hissetsem de direndim. Fakat bir zaman sonra uykuya teslim oldum. ** Sabah gözlerimi yeniden açtığım da hiç açmamayı istedim o an. Dün gece ki sızı hala yüreğimdeydi. Yerli yerinde duruyordu. Üzerimde atamadığım bir yorgunluk ve kırgınlık vardı. Her an yeniden ağlayacak gibi hissediyordum kendimi. Battaniyemi avuçlarımın arasında sıkıştırmam da alt dudağımı ısırmam da fayda etmiyordu. Can acım hala yerli yerindeydi. Geçmeyeceğini bildiğim halde birinin kucağına kıvrılıp onun bana geçecek nasihatlerini dinlemek istiyordum. Birinizde kucağında yeniden saatlerce ağlamak belki de. Üzerimden pikeyi itip de yataktan kendimi kaldırdığım ise yorgunluk iyice çökmüştü omuzlarıma. Sanki bütün yük omuzlarım daydı. Zorda olsa kendimi toparladığım da ağır adımlarla banyoya girdim. Aynadan yansımamla göz göze geldiğimde titredim. Gözlerim şişmiş ve kızarmıştı. Dudaklarım ısırmaktan yer yer kanamış, hemen kabuk tutmuştu. Elim benden bağımsız dudaklarımın üzerine gidip gezinmeye başladığında gözlerim dolmuştu. Bir bir yaşlar yeniden akmaya başladığında sanki dudaklarımın üzerinde yeniden onun dudakları var gibi okşadım. Gözlerim kapanırken dün gece geldi yine aklıma ansızın. Dudaklarımı dudaklarına bastırdığım an. Sanki saatlerce öyle kalmış gibi hayal ettim. Dudaklarımı sevgiyle okşarken, sözleri çınladı kulaklarımda. Yine lanet ettim kendime onun için hala atan kalbime. Defalarca çarptım suyu yüzüme. Kendime gelmeye çalıştıkça ağladım. Ellerimi dudaklarıma bastıra bastıra ağladım. Sessiz kesilsin diye uğraş verdim ama her bir hücrem yine haykırdı. Kendime geldiğimde ise hızlıca toparlanmaya çalışıp elimi yüzümü hızlıca yıkadım. Hiç üzerimi değiştirmeden odadan çıktığımda evdeki sessizlik dikkatimi çekti. Salona indiğimde herkes masanın etrafında toplanmıştı. Büyük bir sessizlik hakimdi ortama. "günaydın" Diyerek sessizliği bozarken annem başını kaldırıp bana bakmıştı. Halimi görünce önce kaşlarını çatmış göz ucuyla babama bakıp " günaydın kızım" demişti. Bende babama döndüğümde ellerini çenesinin altına toplamış kaşlarını çatarak sofraya baktığını gördüm. Ardından yaval adımlarla oturmak için ilerlediğimde babamın aniden "dün gece ne oldu Mira" demesiyle olduğum yerde kaldım. Annemle göz göze geldiğimiz de aniden babama dönüp elini tuttu. "canım" demesiyle babam yüksek sesle "bu sefer karışma!" dedi sert bir sesle. Dün gecenin izleri hala aklım da yer ediyordu ve gözlerim dolarken"hiçbir şey baba " dedim.  Babam ağır ağır bana dönerken başımı hızlıca eydim. Masadan yükselen sesle ve annemin çığlığıyla hızlıca başımı kaldırdım. Annemin elleri ağzındaydı ve babam elini masaya vurmuştu. Babam ayağa kalkarken" biri ben evleniyorum der diğeri gece ağlayarak eve gelir. Bu ne sorumsuz davranışlar böyle. Ben sizi özgür, iradeli, güçlü yetiştirdim diye bunları mı hak ediyorum." demesiyle hızlıca gözlerim ablama döndü. Başını eymiş elleriyle oynuyordu. " benim iznimi almayacak mısın Merve hanım! Ben sizi en iyi şekilde yetiştirdim, sizi annenizden bile üstün tuttum diye mi bu sadece haber vermek " Babam aniden bana döndüğünde bir adım geriledim. "Ya sen Mira hanım! Sen benim en kıymetlimsin diye mi bu olanlar. En kıymetlimsin diye mi içki içip, zırlayarak eve geliyorsun" Annemin hemen ayağa kalkıp babamı çekmesiyle göz yaşlarımı avucumla sildim. Babam hala bağırırken annem zor da olsa onu odadan çıkarmıştı. Ablamın yanına çöktüğümde dirseklerimi masaya yaslayıp başımı ellerimin arasına aldım. Ablama hafif dönüp" demek evleniyorsun " dedim. Ablam başını eydiği yerden kaldırmadan sadece omuz silkti. " bana ne zaman söyleyecektin " dememle yerinden ağır ağır kalkıp" sonra Mira "dedi. Ardından arkasını dönerek odadan çıktı. Oflayarak başımı masaya yasladığım da her şeyin neden böyle üst üste geldiğine anlam veremiyordum. Canım öyle yanıyordu ki ablamın evlenecek olmasına bile sevinemiyordum. Neydi bu olan şimdi? Bende otur otur daha çok kafama çok şeyi takacağımdan dolayı yavaşça oturduğum yerden kalkıp odadan çıktım. Merdivenlerden çıkıp da odama ulaştığım da telefonumun çaldığını duydum. Elimi telefonu aldığımda Sırma 'nın aradığını gördüm. İkonu kaydırıp telefonu kulağıma tuttuğumda "lokumum hemen hazırlan kahvaltıya gidiyoruz" demesiyle "sırma" dedim. Ardından Sırma' nın '' itiraz yok lokumum. Bizimkiler yer ayırtmış gidiyoruz "demesiyle oflayıp" tamam "dedim.Şuan Sırma'yı hiçbir hayırlarım etkilemezdi. Bugün normalde hafta sonu olduğu için aile günleriydi fakat demek ki bugün gitmemiş benim için moral günü yapmıştı. Burukça gülümseyip dolabın önüne geçtim. İçinden bir beyaz tişört ve bir kot aldıktan sonra yatağın üzerine bıraktım. Üzerimdeki pijamaları aynı uyuşuklukla çıkardıktan sonra ağır ağır giyindim.  Tişörtümü pantolonumun içine koyduktan sonra,ayaklarıma beyaz spor ayakkabılarımı da giydim. Cüzdanımdan bir miktar para alıp cebime koyduktan sonra saçlarımı hızlıca tarayıp açık bıraktım. Cep telefonumu da cebime koyduktan sonra güneş gözlüklerimi alarak odadan çıktım. Şuan süslenip makyaj yapacak ne halim ne de keyfim vardı. O yüzden basitçe hazırlanmam en fazla 10 dakikamı almıştı. Merdivenleri inerken evden tek bir ses bile gelmiyordu. Babama görünmemek adına koşarak dış kapıya ulaşıp dışarı çıktım. Cem abi,yine yerinde duruyordu ve hızlı adımlarla yanına gidip ''abi beni bizim mekana bırakır mısın?'' diye sordum. Cem abi hızlıca fincanından bir yudum alıp başını salladı. Sürekli kahvaltı ve akşam yemekleri için gittiğimiz bir restorant vardı ve oradan başka bir yere gitmezdik. Orayı da ben tutturmuştum zaten. Sırf orası Kadir'in arkadaşının mekanı ve sürekli orada yemek yediği için. Fakat neredeyse son 2 senedir falan çok nadir geliyordu. arabaya bindiğim an kendi kendime düşünmeme kararı almayı denedim fakat etki etmiyordu çünkü ben Kadir le kafayı bozmuştum ve her an aklıma geliyor ve çıkmıyordu. Ne şükür ki mekana gelir gelmez arabadan indindim ve Cem abinin ''bekliyim mi?'' demesiyle az da olsa aklıjm dağıldı. Güneş gözlüklerimi hafif kaldırıp ''yok abi bizimkilerle dönerim'' dememle Cem abi irkilerek bana baktı ardından ''Mira hemen o gözlüğü tak ve bir daha çıkarma '' dedi. Neden olduğunu biliyordum gözlerim berbar bir haldeydi ve o görmese de gözlüğü taktığımda gözlerimi devirip arkamı dönerek içeri girdim. Bizimkilerin hepsi yine aynı masamıza oturmuş hararetli bir şekilde konuşuyordu. Nida benim geldiğimi gördüğümde bir şeyler söyledi ve herkes bana döndü. Sırma hızlıca ayağa kalkıp bana doğru gelmeye başladığında alt dudağımı ısırdım. Sırma ciddi şekilde çok ve güzel bir kızdı. Ve fiziğini de kullanmasını biliyordu. Koray amcaya rağmen!   Sırma'ya yaklaştığımda hemen açtığı kolların arasına girdim ve birbirimize sıkı sıkı sarıldık. Ardından onunla beraber bizimkilerin masasına ilerledik ve diğerleriyle de sarıldık. Yerlerimize oturduğumuzda bizimkilerin sinirli olduğunu gördüm. Kaşlarımı çatıp Sırma'ya doğru eğilip ''neyi var bunların?'' dedim. Sırma dudaklarını birbirine bastırıp ''ımm şey Mira'' dedi. Kaşlarım yukarı kalkarken ''Kadir burada. Tam arkanda'' demesiyle hızlıca arkamı döndüm.  Başını kaldırıp bir anda göz göze gelmemizle nefesim boğazımda kaldı. Ne nefes alabildim,ne de yutkunabildim. Kalbim dün yıkılmama rağmen yine olağanca gücüyle çarpmaya başladı. Sanki,sanki onu yine ilk görüşüm gibi. Deli gibi hızlı hızlı atmaya başladı. Bir anda bir gürültü kopmasıyla ve Nida'nın ufak çığlığıyla önüme döndüm. Elim kalbimin üzerinde bana gözlerini dikmiş; Aykut,Baran ve Berk le göz göze geldim. Üçü de kıpkırmızı gözlerle bana ve arkamdaki Kadir'e bakıyordu. Derince yutkunduğumda Baran ''eğer ona bir daha bakarsan'' diye başladğında Berk ''hem seni hemde'' dedi ve Aykut ''onu gebertiriz '' diye tamamladı. Tükürüğüm boğazımda kalırken Nida ortamı sakinleştirmek ''beyler sakin olun'' dedi. Kısıklan sesimle 'SİZ'' dememle Aykut ''başından biliyorduk aptal. Anlamamak için senin gibi aptal olmak lazım'' demesiyle dudaklarım titredi. ''ben '' derken titreyen sesim konuşmama mani oluyordu. Sırma elimi avuçlarının içine alırken ''burada değil'' değil. Usulca başımı sallarken yutkundum. Dolan gözleirm yavaşça akmaya başladığında Nida'nın verdiği mendille gizlice sildim. Arkamda oturan Kadir yüzünden ne bizimkileri duyabiliyordum ne de söylenenlere konsantre olabiliyordum. Pek çok sonra Baran'ın ayağa kalkmasıyla hepimiz kalktık. Aykut hesabı öderken bende göz ucuyla güneş gözlüklerime güveerek Kadir'e baktım. Fakat baktığım yer boşlukta ibaretti. Mutsuzlukla omuzlarım çökerken Berk kolunu omzuma atıp ''fındığım'' dedi saçlarıma öpücük kondurup. Ona sdığınırken içimdeki ağlama dürtüsüyle savaşmaya çalıştım. Elimden geldiğince de mani oldum. Sırma 'nın isteği üzerine mutsuzluğumu bir köşeye atıp onlarla bütün gün avm de ve oyun alanlarında vakit geçirip durdum. Onlar beni her gülerek gördüğünde iyi olduğumu sanıyordu fakat içten içe bitkin ve mutsuzdum. Bir zaman sonra annemin ''Mira misafir geldi kızım eve gel'' demesiyle Cem abiyi aradım ve beni almaya geldi. Açılan kağıdan içeri girdiğimde salona gidip ''ben geldim'' dedim. Salona tamamen girdiğimde gördüğüm kişiler yüzünden adımlarım dondu. Pınar teyze ,Ahmet amca ve Kadir buradaydı. Annemin ''gel kuzum'' demesiyle kendime gelip Kadir'e bakmamaya çalışarak yanlarına ilerledim. Annemin yanına otururken ''Hoşgeldiniz'' dedim. Pınar teyze ve Ahmet amca ''hoşbulduk'' derken Kadir sesszliğini korudu. Bir zaman sonra Kadir boğaznı temizlediğinde ona döndüm. Göz bebeklerim özlemle onu izlerken o tam karşısına babamın yanında oturan ablama bakıyordu. Ablama gözlerim kaydığında Ahmet amcanın '' siz ne zaman müsaitseniz biz o zaman istemeye gelelim Turan'' demesiyle beynimin algıladığı cümlelerle gözlerim kocaman oldu. Babamın ''salı akşam bekleriz'' demesiyle ''ne oluyor burada'' dedim. Sesim Kısık ve bir o kadar güçsüz çıkmıştı. Bir tek yanımda oturan annem duymuş ve neşeyle ''ablanın evleneceği kişi Kadir'miş bebeğim. Neredeyse 3 senelik bir ilişkileri varmış '' demesiyle sanki yer ayağımın altından kaymış gibi oldu. Zorla koltuğun başına tutunurken gözlerimle hem kadir'e hemde ablama bakmaya çalışıyordum. Böyle bir şey olabilir miydi? Benim sevdiğim adam,ablamla mı birlikteydi yani? o yüzden miydi dün gece ki lafları.. İŞTE YIKILIŞIMA İLK ADIMLARI ATIYORDUM! -bölüm sonu
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD