Acılar büyüdükçe,yara aldıkça çoğalırdı. Düşlerin,hayallerin yerle bir oldukça yıkılırdın. Umutların söndükçe,ellerin düşünce farkına varırdın acıların büyüdüğünü. Yarım kalmışlıklar çoğalır,hayat dediğin insanın avuçları düşerdü ellerinin arasından. Nefesim dediğinde seni nefes almandan men ederdi. Yaşama sebebim dediğinde seni kendi elleriyle öldürürdü.
Ben,iki sevdiğim tarafından büyük yaralar almıştım. Onların mutluluğu benim yıkılışımdı. Onların aşkı benim ölümümdü. Onların yuvası benim mezarımdı.
Annemin susması,ardından herkesin mutlulukla gülümsemesi benim en büyük yaramdı.
Kulaklarım uğulduyor,ellerim buz kesiyordu resmen. Bedenimin titremesi,dünyamın başıma yıkılması zelzele oluşturmuştu bedenimde. Bedenim zangır zangır titrerken gözlerim boşluğu çekmişti içine. Sanki şuan bütün duygularım yok olmuş beni anında terk etmişlerdi. Sanki,beni büyük bir uçurumun kenarından aşağı gözlerini kırpmadan atmışlardı. Can dediklerim,beni yavaş yavaş öldürmeye başlamışlardı. Nefes alamıyordum. Boğazımda kocaman bir düğüm vardı sanki. Yutkunamıyordum. Nefes almamı engelliyor,beni yavaş yavaş öldürüyordu.
Kulaklarıma amansız bir çığlık doldu. O kadar uzak o kadar yabancıydı ki her şey.. Ölmüş gibiydim. Ölüyor gibiydim. Sanki boşlukta sallanıyordum. Elimi sadece ufacık bir dal parçası tutuyordu. Düşmemem için o ufacık dala tutunuyordum. Fakat gücüm yoktu. Olmuyordu.
Sonra fiziksel bir acı kapladı bedenimi. Sonra ciğerlerim yoğun bir oksijenle açıldı. Soluk soluğa kaldığımı o an anladım. Ciğerlerim patlayana kadar derin nefesler alırken işte o zaman göz yaşlarım aktı usul usul. Sessizce yuvalarını terk ettiler. Yana savrulan başımı ağır ağır çevirdiğimde göz göze geldik. Eli havada kalmış göz bebekleri korkuyla titreşiyordu.
Herkes ismimi sayıklarken gözlerim hala onun gözlerindeydi. Acıyla kıvrıldı dudaklarım iki yana. İçimdeki yangın büyürken gözlerinin içine baka baka gülümsedim. Son gülüşüm gibi. Bir daha gülemeyecek gibi içten güldüm ona. Canım acıya acıya,içtenlikle gülümsedim. Yıkılışımın günü olarak son kez gülümsedim. Göz yaşlarım tane tane akarken son gülüşümü sunup ağır ağır ayağa kalktım. Kimseyle göz göze gelmemeyte dikkat ederek usulca arkamı döndüm. Anne ve babamın sözlerine kulaklarımı tıkayıp çıktım yıkıldığım yerden. Merdivenleri tutuna tutuna çıktım. Çökmüş omuzlarımla,ağrıyan kalbimle terk ettim kendimi yalnızlığa.
Odama giripde kapımı kilitlediğim an büyüdü kalp ağrım. Çökmüş omuzlarıma iyice acım bindi. Duvara sürünerek çöktüm yere. Ağrılarım attı acılarım çoğaldı.
İnanmıyordum. Konduramıyordum. Olamazdı bu. Yapamazlardı. Onun sevdiğim kadın dediği kişi ablam olamazdı. Canım dediğim olamazdı. Bu nasıl acıydı böyle. Her bir hücrem sarsılıyor,her bir uvzum yanıyordu. İçim ateşe verilmiş gibiydi. Sanki,sanki içten içe eriyordum. Kül olmuştum. Söndürmesini istediğim ise iyice harlıyordu canımı.
Konduramıyordum. Yapamazlardı. Olamazdı. Neden ? neden diye haykırmak istiyordum. Ablam neden onu seviyordu. Neden bir başkası değil de oydu. Aklım almıyordu. Bu nasıl bir kaderdi bu böyle! İki kardeş aynı adamı seviyorduk. Dayanamıyordum. Sanki kalbim yerinden sökülüp alınıyor gibiydi. Ablam ve o birbirini seviyor ve evlenecekti.
Bir kat aşağımda gelecekleri konuşuluyordu!
Duramazdım. Dayanamazdım buna daha fazla.
Ellerim titreye titreye telefonumu cebimden çıkardım. Beni anlayacak tek insan Aykut'tu. Ondan başkasına gidemezdim. Sırma duysa eminim ki bu sinirle gider ablama anlatırdı her şeyi. Yapamazdım,yaptıramazdım. Aykut'un numarasını tuşlayıp telefonu kulağıma dayadım. Göz yaşlarım sel misali akmaya devam ediyordu. O sıra Aykut'un ''Mira,alo Mira?'' demesini duydum ve hıçkırıklarımın arasından ''bize gel Aykut ne olur,al götür beni buradan'' dedim.
Aykut'un telaşla ''ne oluyor Mira? biri bir şey mi yaptı?'' diye korkuyla sormasıyla ''sadece gel ve al beni'' dedim. Aykut ''tamam canım geliyorum '' demesiyle telefonu titreyen ellerimle kapatıp sürünerek banyoya gittim. Hiç gücüm yoktu. Omuzlarım acıyla çökmüştü. Dayanacak gücüm yok gibiydi. Bedenim de,ruhum da yangın yeri misaliydi.
Titreyen ellerimle elimi yüzümü zorlukla yıkayıp kuruladım. Odama döndüğümde sırt çantamı yatağımın yanından alıp içine bir şort ve tişört koydum. Bu gece burada kalamazdım. Annem bu gece ki halimi elbet soracaktı. Hazır değildim. Acımı içime gömüp de 'yok bir şey' diyemezdim.
Çantamı sırtıma taktığımda derin derin nefesler almaya başladım. Yine gözlerim bulanıklaşıyordu. Tavana bakıp ellerimi salladıktan sonra odadan dışarı çıktım. Merdivenleri ağır ağır inip salona indim. Gözlerimi onun tarafına çevirmeden ''anne'' dedim. Annem bana dönüp kaşlarını çattıktan sonra ''Mira'' dedi. Gözlerimi annemde kaçırıp ellerime diktim. Ellerimi birleştirip "Aykut beni almaya geliyor. Nida, Berk falan toplanıcaz" dediğimde içimden iyi ki Sırma demedim dedim. Sırma desem babam anında Koray amcayı arardı.
Babamın "kızım şimdi sırası" demesiyle göz ucuyla ona baktım. Artık ismini söylemek bile acı veriyordu.
Gözleri sadece ablamdaydı. Öyle güzel bakıyordu ki ona, bana öyle bakması için nelerimi vermezdim.
Gözlerim dolarken boğuklaşan sesimle "kaç gündür planlıyoruz" dedim. Annem ayağa kalkıp yanıma gelirken babama dönüp "tamam canım ben hallederim" dedi.
Annem belimden nazikçe tutarak beni salondan çıkardığında gözümden süzülen bir damla yaşı hızlıca sildim. Dış kapıya yaklaştığımızda annem durup beni de kendine çevirdi. Ellerini yanaklarıma koyarken gözlerimin içine şefkatle baktı.
"bebeğim"
Anneme kendimi sıkarak bakarken "bu gece olanları konuşacağız. Ama şunu bil ki hiçbir erkek senden kıymetli ve değerli değil. Kimse için göz yaşı dökmeye deymez. Bu gece babanı tuttuysam senin iyiliğin için, kimsenin anlamaması için. Fakat böyle devam edersen herkesin öğrenmesi yakındır" demesiyle hem akmaya hazır göz yaşlarım akmaya başladı hemde şok oldum.
Annem göz yaşlarımı baş parmağıyla silerken "nasıl?" diye fısıldadım.
Annem gözlerimden öpüp "sen benim bebeğimsin. Senin bir bakışından ben senin ne hissettiğini anlarım meleğim" demesiyle hızlıca anneme sarıldım. Hıçkırıklarımı içimde tutmak için kendimi sıkarken annem "şştt" dedi. Ardından "hadi çık dışarı kendine gel biraz. Aykut lara gittiğinde ise beni ara olur mu? Merakta bırakma beni" demesiyle annemden ayrılıp başımı salladım. Annem yanaklarımı öptükten sonra kapıyı açıp dışarı çıktım.
Bir kaç dakika sonra Aykut'un motorla içeri girdiğini gördüm. Tam önümde durduğunda kaskın camını açıp bir kaç saniye yüzüme baktı. Ardından arkasına uzanıp diğer kaskı ellerimin arasına bıraktı. Kasko kafama geçirdikten sonra ayaklığa basıp arkasına oturdum. Kollarımı beline sıkı sıkı sardığım da anında hareket edip son hız bahçeden çıktı.


(AYKUT)
Son hız caddeye çıktığımızda daha sıkı sarıldım Aykut'a. Başımı sırtına yaslayıp huzur bulmaya çalıştım. Canımın acısı geçsin, bu ağırlık Üzerimden kalksın. Fakat azalmaktadır yerine evden her uzaklaşımda daha da artıyor gibiydi. Ondan uzakştıkça daha da canımın acısı artıyordu.
Kısa zamanda Aykut larda olduğumuzda dikkatlice indim. Kasko kafamdan çıkardığım da kaskı koltuğumun altına alıp gözlerimi hızlıca kuruladım. Aykut da kaskı çıkarıp motorun ayaklığını indirdikten sonra hiçbir şey demeden beni koltuğunun altına alıp eve doğru ilerledik. Aramızda sessiz bir anlaşma hakimdi. Ne zaman odasına çıkacaktık o zaman konuşacaktık.
Aykut 'un çatı katındaki kendi dairesine çıktığımız da hızlıca odasına geçtik.

Çantamı sırtımdan çıkarıp kapının kenarına koyduğum da Aykut elimden tutarak beni yatağına doğru götürdü. İkimizde yan yana oturduğumuz da "anlat bakalım" dedim. Bulutlu gözlerimi yüzüne çevirdiğimde dudağımı acıyla ısırdım. Başımı eydiğimde "ablamla evleniyorlar" diye fısıldadım,fakat beni duymuştu ve "kim?" diye sordu. Ardından "Merve abla evleniyor mu? Kiminle?" demesiyle acıyla gözlerine baktım. Göz yaşlarım hızla akarken ne dediğimi o an anladı ve "hayır!" dedi. Hızlıca ellerimi ellerinin arasına alıp "Mira sen ciddi misin?" dedi. Ardından ellerimi hızlıca bırakıp ayağa kalktı. Ağzımdan kocaman bir hıçkırık kaçarken Aykut deli gibi odanın içinde yürümeye başladı.
"inanmıyorum. Hayır lan olamaz böyle bir şey!"
Ellerimle yüzümü kapatıp ağlamaya devam ettiğimde "ştt" dediğini duydum. Aykut beni hızlıca kollarının arasında aldığında ona sıkı sıkı tutunup hıçkırıklarımı serbest bıraktım.
"Aykut canım yanıyor"
***
Olayın üzerinden bir kaç gün daha geçtiğinde daha beter hale düşmüştüm. Odamdan çıkmıyordum. Sürekli bir uyku halindeyim. Annem sürekli yanıma gelip benimle ağlıyordu. Babamlara hasta olduğumu söylediğini anlatmıştı bana. Zar zor duyuyordum bazen annemi. Telefonum sürekli çalıyordu fakat cevaplamıyordum. Arayanların bizimkiler olduğunu elbet biliyordum. Aykut anlatmıştı. Zaten o gece onda kaldıktan sonra beni sabah eve bırakmasını söylemiştim ondan sonra ise odama kapanmıştım.
Aşağıdan bir gürültü duyduğumda gözlerimi daha çok yumdum. Hiçbir şey duymak istemiyordum. Süreli ağlıyor, bu acının nasıl geçeceğini düşünüyordum. Fakat geçmiyordu. Gün geçtikçe büyüyor, büyüyor ve beni karanlığa hapsediyordu. Onunla kurduğum hayallerimin hepsi paramparça olmuştu. Yıkılmış ve dağılmıştı. Avuçlarımın içindeydi büyütün hayallerim, umutlarım. Kırıkları canımı yakıyordu. Birleştiremiyordum.
Daldığım buhrandan Sırma 'nın bağırmasıyla çıktım.
"yeter! Yeter.. Duydun mu beni Mira yeter. Çık artık şu yataktan. Sen sadece kendini değil annen ve beni de üzüyorsun."
Sırma sürekli başımda bağırırken daha çok yatağa gömüldüm. İçine girmek orada kaybolmak istiyordum. Fakat sırma tüm gücüyle üzerimdeki pikeyi çektiğinde sanki bütün acılarımın üzerime kapandı. Küçülen bedenim beni iyice kendine hapsetti.
Sırma 'nın "şu haline bir bak!" diye yeniden bağırmasıyla "sus artık" dedim kısılan sesimle.
Sırma "sen burda acı çekerken o şerefsiz akşama ablanı istemeye geliyor Mira. Kalk artık bir tek acı çeken de kendini yitip bitiren de sensin. Onun umurunda bile değil. Yapma bunu kendine" demesiyle dudaklarım titredi. Göz pınarlarım yaşla dolarken "biliyorum" diye fısıldadım.
Sırma yanıma uzanıp beni kollarının arasına çekerken "yapma lokumum. Dayanamıyorum. Senin bu halin canımı yakıyor" dedi o da benim gibi ağlayarak.
Boynuna başımı gömüp daha sesli ağlamaya başladığımda "dayanamıyorum" diye haykırdım. "dayanamıyorum Sırma. Bu acı beni öldürüyor. Sanki kalbimi biri avuçlarının içinde sıkıp öldürüyor"
Sırma yla son konuşmamız oldu o. Süreli sırtımı sıvazlayıp kendi kendine "geçecek" diye fısıldadı. Uzun uzun saçlarımı okşadı. Taki annemin yanımıza gelip "Mira artık kalkman gerekiyor" demesine kadar. Anneme gözlerimi çevirdiğimde "bugün gelecekler" dedi hüzünle. Annem bir kızının mutluluğunu yaşarken diğer kızının acısını yaşıyordu. Çünkü iki kızı da aynı adamı seviyordu ve elinden hiçbir şey gelmiyordu. Kimseye bir şey diyemiyordu. Benimle acımı yaşarken ablama mutluluğun da ortak oluyordu. Belki de bir anne için en zor ve kötü durum buydu.
Sildim göz yaşlarımı. Usulca sırma yla beraber doğruldum. Ardından "bu gece burada olmayacağım" dedim.
Annem panikle bana doğru yaklaştığında "yapma annem. Biliyorum senin için çok zor ama yapma bunu. Ablan ve baban anlayacak diye ödüm kopuyor. O zaman ne olur halimiz. Kıyamet kopar bebeğim." demesiyle "benimde içimde kıyamet kopuyor anne" dedim.
Annem beni kollarının atasına aldığında bir kaç şey daha dedi fakat duymadı kulaklarım sağır oldu. Ama odaya ablamın aniden girmesiyle zor toparlandık. Ablam bize tuhaf bir şekilde bakıp "mira hazırlanmamışsın" dedi. Ablama gözlerimi çevirdiğimde beyaz sıfır kol dizlerinde zarif bir elbise giydiğini gördüm. Saçlarını her zamanki düzlüğe inat doğal bir kıvırcık yapmış giyimi gibi sade bir makyajla tamamlamıştı. Ayaklarında ise bileğindeki altın saate uygun bir ayakkabı vardı. Gözlerim ona hasetlikşe bakarken ona bunu yapamazdım. Onun mutluluğunu bozamazdım. Ne kadar acı çekersem de çekeyim ablama yapamazdım bunu. Anlam her zaman benim yanımda olmuş, 2. Annem rölünü üstlenmişti her zaman. Dayanamazdım ona. Benim yüzümden üzülmesine Dayanamazdım.
"hazırlanacağız"
Ablam anında bana gülümserken Sırma güç vermek ister gibi elimi sıktı. Annem ablamı alıp çıkarken Sırma "yapma" diye fısıldadı. Başımı olumsuz anlamda sallarken "ona bunu yapamam. Ablamın mutsuz olmasına dayanamam" dedim. Sırma yeniden bana sımsıkı sarılıp yavaşça doğruldu. Ardından "o zaman hazırlanalım" dedi burukça gülümseyerek.
İfadesiz yüzümde yataktan kalkıp uyuşan bedeninle banyoya girdim. Önce ılık bir duş alıp bornozumu giyerek çıktım. Odaya girdiğimde Sırma yatağın üzerine bir kaç elbise koymuştu. Çıkardığı elbiseleri gördüğümde "giymeyeceğim bunları" dedim. Sırma hızlıca ellerini kaldırıp " giyeceksin!" dediğinde "hayır" dedim. Sırma hızlıca yanıma gelip ellerimi avuçlarına aldığında " giyeceksin lokumum. Giyecek ve o adama ne kadar güzel olduğunu göstereceksin" dedi. Ayala gülümseyip "neden ablamı bırakıp beni alsın diye mi?" diye sorduğumda Sırma bozulmuştu. Yüzüm anında pişmanlıkla kasıldığın da "özür dilerim" dedim. Sırma yanaklarımı öpüp "sen benim canımsın. Özür dilenecek bir şey yok" dedi. Başımı salladığımda sırma önüme bir elbise tuttu ve "bunları giyiyorsun" dedi. El mecbur iç çamaşırlarımı alıp giydikten sonra elime verdiği elbiseyi de giyindim.


Ayağıma da kırmızı topuklu ayakkabılarımı giydikten sonra banyoya girip saçlarımı kuruttum. Dalgalanan saçlarımı doğal bıraktım. Yüzüme bir gram makyaj yapmadan odaya girdiğimde Sırma da dolabımda bir kaç parça bulmuş ve giymişti.
Yüzüme bir kaç saniye baktıktan sonra "hadi" dedi. Hızlı atmaya başlayan kalbimin üzerine elimi bastırıp başımı salladım. Sırma 'nın koluna girip odadan çıktığımız da aşağıdan sesler geliyordu. Derin bir nefes aldığım da beraber aşağı indik. Salonun girişine geldiğimiz de sırma güven verici bir şekilde elimi sıktı. Beraber salona girdiğimiz de kalabalık salona şaşkınca baktım. Bazı insanlar sandalye üzerinde oturuyordu.
Gözlerimi etrafta gezdirirken onu gördüm. Gözleri baştan aşağı beni süzdükten sonra umursamazca başını çevirdi. Yüreğim acıyla burkulurken Sırma 'nın "Merhaba" demesiyle gözlerimi zorlukla onun üzerinden çektim. Babamın "gelin bakalım" demesiyle Sırma babasının yanına gitmek yerine beni yalnız bırakmayıp yanıma oturdu. Ortam da yoğun bir muhabbet dönüyordu fakat dinleyemiyordum. Onun o bakışı aklıma kazınmıştı.
Umursamaz ve soğuk!
Bana karşı böyleydi. Ben onun için hiçbir şeydim.
Fakat aslında bir şeyiydim ben onun.. Sadece ve sadece, Baldızı..
-bölüm sonu