5.Bölüm

1750 Words
Acı vericiydi. İnsanın gözlerinin önünde sevdiğinin bir başkasının elinden tutuyor olması.. Hemde o kişi canımsa.. Yıkık dökük bir hayat..Can ve kalp ağrısı.. Yıkılmış hayaller,umutlar onların yüzükleri takıldığı an başladı. Birbirlerine gülümseyip sım sıkı sarıldıkları an bende yıkılmışlık başladı. Acılarım çoğaldı,çarpıntılarım arttı. Gündüzlerim gece oldu,Gecelerim zifiri karanlık.. Kime haktı bu? bana hak mıydı? ne suç işlemiştim de böyle bir cezaya vurulmuştum. Yazık değil miydi bana? Günah değil miydi? dayanamıyordum. İlk aşkımdı Kadir benim. İlk sevdam..İlk çocukluğumdu. Şimdi ise ilk acım,ilk vazgeçmeye çalışım,ilk yaram,ilk kalp ağrım,ilk sızımdı. Neydi benim suçum.. Bunları görmeme ne sebep olmuştu. Çok sevmekten miydi bu gördüklerim.. Vazgeçmiştim. Çok sevmeyecektim onu. Yeter ki bu gördüklerim yalan olsundu. Ben onu çok sevmeyecektim. Bitsindi bu acı.. Bitsindi bu işkence.. Yeterki olmasındı. Onlar olmasındı. Kadir kimsenin olmasındı. Yeter ki olmasındı ben onu hala uzaktan da sevmeye devam ederdim. Geçmiyordu. Bu acı katlana katlana büyüyor beni yakıp yıkıyordu! ''geçti lokumum geçti''  Sırma'ya sıkı sıkı sarılıp bunun geçmesini istiyordum fakat geçmek yerine katlana katlana büyüyor gibiydi. Sırma kollarını sıkıca bana sarıp geçeceğini fısıldarken ''geçmeyecek'' dedim. ''hiçbir zaman geçmeyecek'' Her şey istemeden sonra olmuştu zaten. Ablamı,Kadir'e istedikleri zaman sıkabildiğim kadar sıkmıştım kendimi. Fayda ettiği kadar demiştim. Gözlerimi ondan sakınmaya çalışmış fakat her defasında bana ihanet ederek onu bulmuştu. Onun ise gözlerinin parlayarak ablama bakması beni yakmış her defasında dudaklarımı ısırıp başımı eymiştim. Sonra ise kahveler içilmiş,söz yüzükleri takılmıştı. İşte ondan sonra ise ben bitmiş tükenmiştim. Gizlice salondan çıkmış odama koşarak gitmiş ve ağlamaya başlamıştım. Böyle bir şeyi görmek kim için normal olabilirdi ki? kim sevdiği adamın ablasıyla evlenmesine dayanabilirdi? Sırma'yla ne zamana kadar orada oturduk bilmiyorum fakat yardımıcımızın odanın kapısını çalana kadar beraber ağladık. ardından hızlıca gözlerimizi silip 'geliyoruz' dedik. Biraz olsun toparlandıktan sonra aşağı indiğimizde içeriye girer girmez ablam '' Mira canım nereye kayboldunuz'' dedi. Sırma benim konuşmama müsaade etmeden ''bizimkiler aradı da abla onlarla konuşuyorduk'' dedi. Ablam başını salladığında '' hadi çantalarınızı alın hep beraber dışarı çıkıyoruz '' dediğinde Sırmadan önce ben ''siz gidin biz evdeyiz '' dedim. Sesim çatallı ve boğuktu. Annem oturduğu yerden kimseye çaktırmadan yanımıza doğru gelip elini belime yerleştirdikten sonra kısık bir sesle kulağıma ''Mira yapma '' dedi. Babam dikkatle bana bakarken ondan gözlerimi kaçırarak anneme döndüm. Annem ablama dönüp ''tabiki gelecekler '' dedi. El mecbur benim yerime Sırma onayladı ablamı. Ardından ''bizimkileri de arayayım mı Merve abla '' dedi. Ablam başını salladığında Sırma çoktan telefonunu çıkarmıştı. Bir zaman sonra hep beraber dışarı çıkılmıştı. Ablam,o ve onun arkadaşı Barut bir arabaya binerken biz ablamın itirazlarına rağmen Cem abinin kullandığı arabaya binmiştik. Birde onun arabasına binemezdim. Zaten bizim gelişimizden pek memnun gibi de durmuyordu. Arabadan indiğimizde yine 'judge ' bara geldik. Burası Kadir'in her zaman geldiği bardı. Bende arada Sırma'yla kaçıp sürekli buraya gelirdim. Zaten burası kadir'i ilk öptüğüm ve ilk yara aldığım yerdi. Sırma'yla kol kola onların arkasından giderken gözlerim gördüklerimle beraber dolmuştu. O,ablamın elini sım sıkı tutumuş kendinden emin bir şekilde önden yürüyordu. Onun arkasında Barut onun arkasında ise biz. Sırma sürekli elimi güç vermek için tutuyordu. Bardan içeriye girdiğimizde Sırma'yla yine birbimize sığınmıştık. Az ileride Aykut,Berk ve Baran ve Nida'yı gördüğümde ablam ''çocuklar gelmiş '' dedi. Dolan gözlerimi ondan saklayıp hızlıca kuruladım. Onlara doğru ilerlediğimizde hepsi ayağa kalkıp önce ablama sarıldı. Ardından Barut'la el sıkıştıklarında ablam ''çocuklar nişanlım Kadir '' dediğinde bir tek Kadir'in elini göstermelik olarak Nida sıktı. Diğerleri sadece baş sallamakla yetindi. Hep beraber oturduğumuz da biz hepimiz yan yanaydı. ablamla Kadir yan yana ve Barut ise başka tekli koltuğa oturmuştu. Berk elini omzuma atıp kulağıma eğilip ''şu surat ifadeni düzeltmezsen benden çok iyi bir dayak yiyeceksin'' demesiyle irkildim. Hızlıca başımı salladığımda Sırma'nın elime tutuşturduğu kokteyl den bir yudum aldım. ''demek aynı sınıftasınız'' Barut'un ortamı yumuşatmak için konuştuğu çok belliydi ve az önce söylenilen şeyi tekrar etmişti. Bu sefer Aykut sözü alıp daha yumuşak bir şekilde ''evet 9.sınıftan beri'' dedi. Barut başını sallarken göz ucuyla ona baktım. Başını ablamın omzuna yaslamış gözlerini kapatmış bir şekilde gülümsüyordu. Dolmaya başlayan gözlerimi kaçırdığımda dişlerini sıkarak bana bakan Baran la göz göze geldim. Derince yutkunduğumda Berk,Baran'ın saldırmak üzere olduğunu görmüş oldu ki hızlıca ayağa kalkıp ''hadi dans edelim'' dedi. Hızlıca elimden tutup ayağa kaldırdığında Nida ''ben dj ye gidiyorum müzik ayarlıyım'' dedi. Ablam bize gülümserken oda ne olduğunu anlamak için gözlerini açmış bize bakıyordu. Sahneye indiğimizde Aykut kamerasını ayarlıyordu ve Nida ise dj yle hararetli bir şekilde konuşuyordu.  Müzik başladığında Sırma'yla beraber kalçalarımızı oynatmaya başladık. Ardından şarkının sözleri başladığında Sırma'yla ufak adımlarla yürüyüp ilerlemeye başladık. 4 adım attıktan sonra geriye dönüp açık saçlarımızı salladık. Berk ve Baran elleri ceplerinde duruyordu. Ardından onlara ilerleyip ellerimizi göğüslerinde gezdirmemizle Baran'ın ''kendine gel böyle '' demesini duysam da onun elini belime atıp kenine çekmesiyle sustum. Şarkının Let's not kill the karma (Ay) Let's not start a fight (Ay) It's not worth the drama For a beautiful liar Can't we laugh about it (Ha Ha Ha) (Oh) It's not worth our time (Oh) We can live without 'em Just a beautiful liar kısmına geldiğimizde aynı anda sırma'yla dönüp kalçalarımızı onların karınlarına sürdük. Milletten yoğun bir çığlık döküldüğünde Baran ellerini belime sürdü ve bir anda beni kendine çekti. Hızlıca beni döndürdüğünde yüz yüze gelmiştik. Aynı hareketi bu seferde önden yaptığımda hızlıca belimi eydi. Herkese tersten bakarken üzerime doğru eğildi. Bir anda toparladık. aynı hareketleri yapmaya başladık. 2 adım öne atıp Sırma 'yla sırt sırta verip kalçalarımızı kıvırdık. ardından oryantal yapmaya başladığımızda herkes iyice çoşmuştu. Şarkının yeniden sözlere girmesiyle Baran beni çekip etrafında döndürdü. Yeniden belimi büküp eydiğinde kucağında salındım. Ardından son kısmı yapmak için beni bir kez havada zıplattı ve kendi çekti.Şarkı bittiğinde ise yeniden alkışları havada uçuşuyordu. Biraz olsun moralim yerine gelmişti fakat gülümsemek içimden gelmiyordu. herkes bizi deli gibi alkışlarken Berk ufak bir selam verdi. Baran hala elini belimde tutarken ben nefesimi kontrol etmeye çalışıyordum. Locaya çıktığımızda Nida ve Aykut ''işte bu iş bu kadar!'' diye bağırdı. İkiside ellerinde kameralarla ''süperdiniz!'' dedi aynı anda. Biz locaya geçerken Sırma ''gerçekten her şeyi çektiniz mi?'' diye soruyordu. Locaya geçtiğimizde gözlerimi ona çevirmeden bize hayranlıkla bakan ablama diktim. Ona ufak bir gülümseme sunduğumda ''siz .. muhteşemsiniz'' dedi. Ardından ''kendinizi bu kadar geliştirdiğinizi bilmiyordum'' dedi. Baran çapkınca gülerken çoktan oturmuştuk. Barut'un ''gerçekten güzel dans ediyorsunuz '' demesiyle Kadir 'de ''evet katılıyorum '' dedi. İşte o zaman gözlerine baktım göz göze geldik. Fakat gözlerinde bulmak istediğim hayranlık yerine sadece boşluk ve umursamazlık vardı. Hiç de Ablam ve Barut gibi etkilenmiş durmuyordu. Başımı eydiğim sıra Baran 'ın alayla ''güzel mi bence mükemmeliz. bunca senedir emeklerimizi fazlasıyla yerine getiriyoruz'' dedi. O sıra bizimkilerde gelmişti. Barut ufak bir gülümseme sunup ''demek mükemmel. O zaman bu mükemmelliği nasıl taçlandıracaksınız?'' diye sordu. O sıra Berk söze girdi ve ''hepimiz Amerika da okuyacağız. Sırma,ben Mira ve Baran dans eğitimi alırken,Nida ve Aykut ise yazılım üzerine alacak'' dedi. Ablam şok olmuş bir şekilde ''Mira?'' dediğinde ablama döndüm. Ablam şokla yüzüme bakmaya devam ederken ''benim neden haberim yok'' diye sordu. yüzümde acı bir tebessüm olurken ''yeni karar verdim'' dedim. Baran ''aynen öyle 1 senedir ikna etmeye çalışıyorduk fakat Mira hanım ısrarla kabul etmiyordu fakat şimdi her şey tamam '' dedi. Ablam yüzüme bakarken ''neden? '' Diye sordu. Gözlerimi ablama diktiğimde ''artık kalmam için bir sebep yok'' dedim. Ablam hızlıca öne eğilip ''Mira o ne demek?'' diye sordu. Gözlerimi ablamdan kaçırıp ''zaten annem onay verdi. Buradan gitmek istiyorum. Babamla annem görüşecek'' dedim. Sırma ''yeri burası değil Merve abla'' dediğinde ablam ''Sırma sus'' dedi. Ardından Baran da ''abla başkalarının yanında özelimizi konuşmayalım '' dediğinde gözlerini Kadir'e dikmişti. Ablam Baran'ın kime baktığını gördüğünde ''saçmalama Baran,Kadir benim kocam olucak yakında '' dedi. Baran alayla gülerken arkasına yaslanıp ''öyle tabi'' dedi. Kadir de koltuktan kayıp simsiyah olmuş gözlerle Baran'a bakarken '' bir sorun mu var?'' diye sordu. Nida ,Baran'ın koluna asılırken '' evet abla özel meseleler bunlar '' dedim. Sesim kısık da çıksa duyulmuştu. Kadir alaylı gözlerini bana diktiğinde ''Eminim'' dedi alaylı bir şekilde. ** O gece o şekilde sonlanmıştı. O saatten sonra herkes kendi arasında takılmış muhabbet etmişti. Ben ise sessizce oturmuş dinlemiştim. O geceden sonra ablamla iyice uzaklaşmıştık. Sabah erken den çıkıp eve geç geliyordu. Nişan hazırlıklıklarını tamamlıyordu ve birbimizden tamamen kopmuştuk. Ben ise bazen evde bazen dışarı daydım. Mutsuzluk artık tamamen iliklerime kadar işlemişti. Bir kaç gün önce ise babamla büyük bir kavgaya tutuşmuştuk. Babam yurt dışında okumam konusunda şiddetle karşı çıkıyordu. Çocuklarım yanımda olacak diye tutturmuş. 12.sınıfda burada olmak istemiyordum ve en önemlisi onların düğününü görmek istemiyordum. Ne kadar ablam da olsa bu canımı yakıyordu, kolay değildi. Evde saatlerimi harcarken dans kursuna gitme vaktimin geldiğini gördüm. İsteksiz bir şekilde dolabımdan siyah eşofman altını ve siyah üstlüğümü çıkarıp giydim. Spor ayakkabılarımı da giydikten sonra saçlarımı sıkıca at kuyruğu yaptım ve sırt çantamın içine gerekli eşyalarımı koyup kulaklığımı yanıma alarak dışarı çıktım.  Uzun zamandır dansı aksatıyordum ve hem bizimkiler hemde kocam kızmaya başlamıştı. O yüzden bugün gidecektim. Odadan dışarı çıktığım da kapımı kapatıp merdivenlerden inmeye başladım. Aşağı indiğimde annemle karşılaştık. Annem "salona mı?" dediğin de başımı sallamakla yetindim. "geç kalma kızım. Akşam yemeğine Pınar hanımlar gelecek" dedi. Yine başımı salladığımda annem yanağıma bir öpücük bıraktı. Dış kapıyı açtığım da onları gördüm. Kadir ablama sım sıkı sarılmıştı. Kalbimde bir sızı olsa da artık ağlayacak duruma gelmiyordum. Dış kapıyı gürültüyle kapattığım da ablamın korkuyla zıpladığını gördüm. Yürümeye başladığımda ablamın "ay Mira şu kapıyı yavaş kapatsana" demesiyle yüzüne baktım sadece. Ardından bana dönen Cem abiye motorum nerede abi? " diye sordum. Ablam ona cevap vermeyişime sinir olmuş olacak ki yüksek sesle" babam sana motoru yasaklamadı mı Mira! Ne demek Motor. Yaşın daha 17 senin" demesiyle artık bom boş olan hislerimle ablama döndüm. Yanında Kadir düşünceli bir şekilde bana bakıyor ve kaşlarını çatıyordu. Gözlerimi ablama çevirip "evet" dedim. Ardından "sonuçta ehliyetimi almamı o sağladı. Motor kullanmayı babam öğretti. 1 aydır kullanmıyorum diye bu sözlerinizi dinlediğim anlamına gelmeyecek" dememle ablam "Mira!" diye bağırdı. Kadir bey rahatsız olmuş olacak ki ablamın kolunu tutup "sakin ol canım" dedi. Ablam hızlıca onun elinden kolunu çekip "yine kaza mı yapmak istiyorsun. Bak o zaman ucuz atlattın ama bunun bir daha olacak diye bir anlamı yok. Hem polisler yakalarsa ne olacak. O gün komiser sana 3 ay kullanmayacaksın demedi mi!" demesiyle gözlerimi devirip " sen kendi işine bak" dedim. Ablam öfkeyle kolumu tuttuğunda "yetti be. Kaç gündür yüzüme bakmıyorsun şimdi mi bakacağın tuttu. Başkalarının yanında beni umursuyor muş gibi davranma. Kaç gündür görmezden geldiğini anlamadım mı sanıyorsun" dememle elinden kolumu kurtarıp arkamdan seslenmesini aldırış etmeden hızlıca garaja doğru ilerledim. Garaja girdiğimde motoru görür görmez hızlıca yürüyüp çantamı sırtımdan çıkardıktan sonra koltuğu kaldırıp çantayı koydum. Koltuğu yine oturttuktan sonra, masanın üzerinden siyah kaskı mı alıp başıma geçirdim. Motorun üzerine çevik bir hareketle atlayıp üzerindeki anahtarı çevirdim. Motoru bağırttıktan sonra açık kapıdan hızlıca çıktım. Artık özgürlüğü hissetme zamanıydı
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD