İnsan gerçeklerden kaçamazdı. Kaçmaya çalıştıkça,kaçtıklarında boğulurdu. Gerçekler gün gün yakardı da canını sesini çıkaramazdın. Sevdiğin,gözlerinin önünde ellerinin arasından kayıp giderken,sen sadece izlerdin. İlk aşk unutulmuyordu. İlk aşk çok can yakıyordu. Doğruydu. Aşkım canımı çok yakıyordu. Bitecekti bu acı.. Bitecekti bu kalp ağrım. Ama olmuyordu. Üstesinden gelemiyordum. Çok güçsüzdüm. Başaramıyordum.
Nişan günü benim için acı dolu geçmişti. Onlar mutlulukla dans ederken de,arkadaşlarıyla oynarkende,yüzükleri takılıp pastalarını kestiklerinde de ben hep bir köşedeydim. Nişan fotoğraflarında benden başka herkes vardı. Her kızın ablasının nişanın da ve düğünde mutlu olmaya ,ablasından daha heyecanlı olmaya hakkı vardı. Fakat benim yoktu. Bana haramdı. Ben hep uzaktan izledim onları. Onların mutluluğu benim mutluluğum olacakken,onların mutluluğu benim acım oldu. İkisinin birbirlerinin gözlerinin içine bakması benim göz yaşım oldu. Benim acımdı onlar. Onların nişandan sonra tatil fotoğraflarına bakıp sadece ruhsuzca gülümsememdi.
Git gide soyutlanmıştım her şeyden. Kendi dünyamda yaşamaya başlamıştım. Kendimi sadece motora ve dans vermiştim. şu 3 gün içinde epey zayıflamıştım. Artık ailemle ne kahvaltı yapıyor nede akşam yemekleri yiyordum. Sonra ise her şey değişti.
Her şey o gün açığa çıktı. Her şey o gün sona erip,o gün başlangıç oldu.
o gündü işte. Nişandan 3 gün sonra babam ansızın odaya girmişti. Öyle öfkeli öyle sinirliydi ki.. Bir anda ''demek o yüzden bu haldesin'' demesiyle yattığım yerden irkilmiştim. Annem nefes nefese odaya girdiğinde ise gözü yaşlı bir şekilde bana bakıyordu. İşte o an anlamıştım babamın öğrendiğini.
Yataktan doğrulduğum da ise babam hızlıca yanıma gelip kolumu kavramış ve ''Mira!'' diye yüzüme kükremişti. ''sen ne yaptığını sanıyorsun ha! ablanın nişanlısına mı aşıksın'' demesiyle irkilmiştim. Babamın sıktığı kolum ağrıdan uyuşmaya başlarken susuyordum. Annem can havliyle babama yetişip elinden beni almaya çalışmıştı. Yetmemişti ama annemin gücü. Babam izi kalacak bir yara bırakmıştı kolumda. Hayır kolumda izi kalmamıştı ama yüreğimde çok derin bir yara bırakmıştı.
Annem ''yapma Turan o daha çok küçük. Heves onunkisi '' derken babam yine bağırarak ''karışma Ayla '' demişti ve beni daha çok sarsmaya başlamıştı.
Göz yaşlarım yanaklarımdan hızlıca akmaya devam ederken babamın'' ablanın nişanlısına mı göz koydun!'' diye kükremesiyle annemin ağzından kocaman bir çığlık kaçmıştı ve benim yüreğim ise büyük bir yara almıştı. Bu yara her şeyden öteydi. Bu yara hiçbir zaman geçmezdi. Küçük görülen aşkım bile babamdan duyduğum bu cümlenin yanında küçücük kalırdı. Çünkü ben ilk aşkım olan babamdan büyük yara almıştım. Ben kime aşıksam ondan en derin yaraları birbir almıştım.
Annem bir kuvvet babamı itip benden uzaklaştırdığında ilk defa babama tokat atmıştı. Babamı yeniden ittirip ''o senin kızın be! senin kızın! sen kızına bu cümleyi nasıl yakıştırırsın?'' diye bağırmasıyla babam irkilmişti. Ben dizlerimin üzerine çökerken,aldığım yaranın kanamasına engel olamıyordum. Büyüdükçe büyüyor,kanadıkça kanıyordu.
Annem hızlıca bana dönerken, ''bebeğim'' diyerek yanıma ulaşmaya çalıştı. Taki babamın '' 2 gün içinde gideceksin'' demesiyle annem hızlıca arkasını döndü. Gözlerim sadece onları izliyordu. Ne bir şey diyebiliyor ne de hareket edebiliyordum. Canım fazlasıyla yanıyordu.
Annemin ''hayır!'' diye bağırmasıyla gözlerimi yumdum. Öyle bir feryatla hayır demişti ki bu sefer yüreğim annem için kanamaya başlamıştı. Her zaman babamın beni daha çok sevdiğini düşünürdüm ve her zamanda yanılırdım. Annem beni en çok sevendi. Belki de hep kendimi kandırırdım. İstediklerim konusunda babam her şeye evet derken annem hayır derdi ve babam evet dediği için aslında onun beni daha çok sevdiğini düşünürdüm fakat her zaman yanılıyordum. O kısacık anda gelmişti bütün bunlar aklıma. Fakat aksine annemdi dayanağım. Düştüğümde o kaldırırdı. Babam ise beni seviyor desemde hep ablamı üstün tutardı. Ben her zaman beni seviyor diye kandırırdım. Bu gece daha iyi anlamıştım. Çünkü babam beni başından atmak için her şeye tamam derdi. Belki de ablamı kıskandığım için babamla en çok ben anlaşıyorum derdim.
babamın ''yeter Ayla,Merve'nin mutluluğu söz konusu'' demesiyle irkildim. Gözü yaşlı bir şekilde babama bakarken annemin ''kızımı bu şekilde gönderemezsin. Mira'm burada kalacak'' demesiyle içim sızladı. Fakat babamın ''Ayla senin kızın Merve. '' demesiyle dondum. İşte o zamandan sonra ruhsuzluk kanıma işledi.
Annemin hızlıca bana dönmesiyle cümleler yeni yeni beynime idrak etti. Babamın ''Allah kahretsin'' demesiyle güçsüz bacaklarımı zorla hareket ettirip ayağa kalkmaya çalıştım. Babamın ve annemin bir anlık pişmanlıkla bana bakmasıyla ''anlamadım'' dedim kekeleyerek.
Annem babama hışımla dönerken ''Allah seni kahretsin'' dedi isyan ederken. Babam gözlerimin içine bakarken ''özür dilerim '' diye fısıldamasıyla anneme döndüm. İşte o zaman anladım. Bildiğim her doğru,yanlıştı.
Kendimi epey dağıttım. Daha çok uzaklaştım,Daha çok yıprandım. Gerçekleri annem dediğimden öğrendim. Babam annemi aldatmış ve biyolojik olan kadında bana hamile kalmış. Fakat beni doğurduktan sonra onların kapısına gidip 'bana bakamayacağını,babasında kalmasını hatta evleneceğini' söylemiş. İlk önce annem babamdan boşanmak istemiş beni görmek istememiş,babam beni gönderme yolları aramış yetiştirme yurdu bile ayarlamış fakat benim ağladığım bir gün gözü yaşlı bir şekilde annem bulunduğum odaya girmiş,beni kucağına aldığında parmağını tutup gülümsediğimde ise bir daha bırakmamış,bırakamamış. Beni değil o biyolojik kadınla babam olacak adamı suçlamış. Kaldıramadım. Dayanamadım. Sıkı sıkı sarıldım anneme. Beni bırakmadığı için,bir başıma yapayalnız bırakmadığı için sıkı sıkı sarıldım. Babam defalarca özür dilese de bitmişti benim için. Yaşam olmazdı artık. Yeniden ona baba diyemezdim. Çünkü annemin anlattıklarının yanında bir de anlatmadıkları vardı fark etmiştim bunu. Annemdi çünkü o benim.
Kararımı vermiştim. Gerçekleri kimseye anlatmayacak ve gidecektim. Ablama da anneme de acı çektiremezdim. Benim yüzümden mutsuz olmalarına razı gelemezdim. Annem benim için zaten büyük bir fedakarlık yapmıştı. Beni kendi kızı gibi sevmiş ve büyütmüştü. Şimdi de sıra bendeydi. O bana bunları yaparken ben ablamın yanında olamazdım. Şimdi olmasa bile bir gün mutlaka anlayacaktı.
Önce herkesten habersiz bir uçak bileti aldım. Ondan sonra ise okul ayarladım. Evraklarımı mail yoluyla alabileceklerini söylediklerinde ise tamamen gitme fikri aklıma yatmıştı. Ablam gelmeden gitmem gerekiyordu. Çünkü en çok da ondan ayrılmak zor gelecekti bana..
İnternet üzerinden ev de ayarladığım da her şey tamamdı.
Valizi topladığım ise büyük bir burukluk vardı içimde. Kimse bilmeden gidecektim. Kimseye söylemeden. Zaten kaç gündür kimseyle tek kelime etmemiştim. Kimse gözümü gelmiyordu. Yaşadıklarım kolay değildi. Annem dediğim annem değildi,babam dediğim beni istememiş ve bunuda benim yanımda dile getirmişti. Artık hiçbir şey eskisi gibi değildi.
Üzerime yazlık elbisemi giydiğimde ayağıma yine spor ayakkabılarımı giydim ve çantamı sırtıma taktım. Artık hazırdım. Gitme vakti gelmişti.

Merdivenlerden zorlanarak indiğimde elimdeki valizi düşürmemeye gayret ediyordum. Fakat valiz epey gürültü çıkarıyordu. Annemin koşarak merdiven başına geldiğini gördüğümde babam dediğimde arkasında belirmişti. Annem korku dolu gözlerle bana bakarken Annem ''Mira?'' dedi soru dolu bir sesle. Babam sesini çıkarmazken annemin ''kızım'' demesiyle sonunda merdivenlerden inmiştim.
Başımı kaldırıp anneme baktığım da ''gidiyorum'' dedim. Annem hızlıca kollarıma yapışırken ''izin vermem. Göndermem seni'' dedi. Gözleri anında dolarken bir damla çoktan firar etmişti. Usulca o yaşı silerken ''kendime gelmem lazım'' dedim.
Babam ise ''kendine gelmek için mi yoksa temelli mi?'' diye sormasıyla ona döndüm. Yüzüne ifadesiz bir şekilde baktığım da onu hiçbir zaman affetmeyeceğimi biliyordum. Beni istememesinden değil,annemi ,o biyolojik olacak kadınla aldattığı için..
Hiç onu umursamadan anneme döndüğümde eli ağzında bana bakıyordu. Annemin yanaklarından öpüp ''her zaman geleceğim. biliyorsun zaten eğitimim için gitmek istiyordum'' dememle o adam ''hayır Mira gidemezsin. Kızlarım yanımda olacak'' demesiyle sessizliğimi işte o an bozdum.
''ben senin kızın değilim. Bundan sonra da olmayacağım''
Babam bir adım bana yaklaşırken ''Mira'm'' demesiyle ''sakın'' dedim.
Fakat o beni dinlememiş ve ''gidemezsin duydun mu? göndermem seni. sen benim kızımsın. Anneni yalnız bırakamazsın'' demesiyle ''o gün öyle demiyordun'' dedim sesim titrerken. Yapamıyordum ki.. daha küçüktüm ben,17 yaşındaydım..
babam ve annem ikisi aynı anda elimi tuttu. babam ''özür dilerim .. duydun mu? biliyorum bunca zaman tam sevgimi belli etmedim. Ama seni her şeyden çok seviyorum. Kendimden bile. Sadece o gün ,korktum duydun mu korktum.'' demesiyle ''o kadın gibi olacağımda mı?'' dedim. Başını sallarken alayla güldüm. ''sadece suç o biyolojik olanın değil. sende suçlusun. o kadınla beraber olmasaydın o zaman. annemi bu acının ortasına atmasaydın.'' dememle annem hızlıca beni kendine çekip ''iyiki olmuş bebeğim. Çünkü sen geldin kucağıma. Seni kazandım ben. Çok şey kaybetsem de seni kazandım. Güzel bir kız kazandım.'' demesiyle göz yaşlarım süzüldü. Başımı iki yana sallarken ''seni seviyorum'' diye fısıldadım.Annem sıkı sıkı bana sarılırken ''gitmek istiyorum'' dedim.
Annem de artık benim gibi pes etmişti ve sonunda ''tamam'' dedi.
Beraber havaalanına doğru yola çıktığımızda herkesi geride bırakmıştı annem. Babamın ısrarlarına rağmen gelmesine engel olmuştu.
her geleceğime dair sürekli söz istemişti benden. Ben ise tutmayacağımı bile bile söz demiştim.
Sonra ise ayrılık vaktiydi. Birbirimize sıkı sıkı sarıldıktan sonra ayrılığımızı gerçekleştirmiştik. Gözü yaşlı bir ayrılık olmuştu bizimkisi. Annem için dayanacaktım sadece...
-bölüm sonu