Eylül 1997
“Fikrimin ince gülü
Kalbimin şen bülbülü
O gün ki gördüm seni
Yaktın ah yaktın beni
Gördüğüm günden beri
Olmuşum inan deli
O gün ki gördüm seni
Yaktın ah yaktın beni”
Genç kadın dudaklarına değen mikrofona söyleyeceği son sözleri mırıldanması ile sessizleşen ortamda kalabalık bir alkış sesi duyması ile dudaklarına yerleştirdiği gülümseme ile gözlerini yavaşça açmıştı. Görüş açısına giren envai çeşit adamla dudaklarındaki gülümsemenin yavaş yavaş solmasını engelleyemeyen kadın garsonun getirdiği peçeteyi almak için hareketlenmişti. Biliyordu ki bu hareket istek parça olduğu anlamına geliyordu peçeteye tükenmez kalemle yazılan kelimeleri okuyan kadın istek şarkının altında yazan isimle kaşlarının havalanmasına engel olmamamıştı,
Zeki Müren- Yıldızların Altında
Bu gece benim ol
Halit Karabağlı
“Zeki Mürenden Yıldızların altında geliyor…” Gözlerini gezdirdiği mekanda aradığını bulmuş gibi sabitleyen İlknur son zamanlarda çokça gördüğü adama sadece onun anlayabileceği bir baş selamı vermiş ve devam etmişti,
“Daimi müşterimiz Halit bey için gelsin…” Orkestranın çalmaya başlaması ile gözlerini normalde kapatan genç kadın gözlerini genç adama sabitleyip istek şarkıyı okumaya başlamıştı,
“Benim gönlüm sarhoştur
Yıldızların altında
Sevişmek, ah, ne hoştur
Yıldızların altında
Benim gönlüm sarhoştur
Yıldızların altında
Sevişmek, ah, ne hoştur
Yıldızların altında
Ettiğim ah değildir
Bahtım siyah değildir
Sevmek günah değildir
Yıldızların altında
Ne keder ne yas olur
Yıldızların altında
Çakıllar elmas olur
Yıldızların altında
Ne keder ne yas olur
Yıldızların altında
Çakıllar elmas olur
Yıldızların altında”
Şarkı boyu kendini ışıltılı gözlerle izleyen adamın kim olduğunu Nevşehirdeki herkes gibi bilen İlknur yakın zamanda bir oğlu olduğunu da biliyordu ama o bakışlar öyle bir içine işlemişti ki bir an kafası karışmıştı genç kadının, bir güç hissetmişti ve o gücü istiyordu, tüm bedeninde… Bilmiyordu belki de sadece bu yalnız hayatında yaşayacağı bir kaç dakikalık mutluluktu istediği,
“Yanmam gönül yansa da
Ecel beni ansa da
Gözlerim kapansa da
Yıldızların altında…”
Genç adamın gözlerinin en derinine bakıp alkışlamaya başlaması ile bakışlarını gözlerinden ayırması gerektiğini hisseden İlknur gözlerini hızla mekandaki diğer müşterileri arasında gezdirmiş ve süresinin sonuna geldiğinin farkındalığı ile ilk kez sahneden inmek istemeyerek mikrofona yaklaştırdığı dudaklarını hareket ettirmişti,
“Bugünlük bana ayrılan sürenin sonuna geldik, sahneyi arkadaşım Alev’e bırakıyorum. Hepinize iyi eğlenceler…” Alışık olduğu gibi her kafadan ayrı çıkan ve sahneden inmesini istemeyen sesleri umursamayan İlknur eteklerini zor da olsa toplayarak hissettiği bu duygudan kurtulmak adına hızla sahneden inmeye çalışmış ve kulisine ilerlemişti. Sahneden indiği an kulisinin olduğu koridora girecekken içine doğan bir hisle bakışlarını Halit’in olduğu masaya döndüren genç kadın bomboş bir masa ile karşılaşması ile neden uğradığını bilmediği bir hayal kırıklığını tüm iliklerinde hissederek çöken omuzları ile kulisine doğru ilerlerken içine dolan umut kırıntılarının da bir bir solduğunu hissetmişti. Şimdi yapacağı şey tüm yükleri omuzlayıp üstünü değiştirmek ve hiç bir şey olmamış gibi ve bir pavyon şarkıcısı değilmiş gibi normal bir hale bürünerek bu dünyadaki tek varlığı kardeşinin yanına gitmekti fakat bilemediği bir şey vardı o gece yeni bir hikayenin başlangıcı olmuştu, boş beklediği kulisinide beklediği aksine Haliti onu beklerken görmesi ile ateşli bir gece yaşanmış, yaşanan o gece Alper’in doğumuna zemin hazırlarken zorluklarla mücadele edecek o adamın acılarla dolu hikayesinin başlangıcı olmuştu. Gayrimeşru bu çocuğun çektiği sıkıntılar bir bir yaşanırken yalnızlığının tam bitti dediği evrede işler hiç düşündüğü gibi olmamıştı. İşte o zaman Alper ile Neva’nın kaderin oyunu ile tekrar karşılaşması ve kaderin onlara verdiği ikinci bir şans ile onların ikinci şans hikayesi başlamıştı…