~ İLK BULUŞMA ~

2211 Words
Alper, salonda konuşulan muhabbeti dinlemese de kendine garip garip bakan üç adamda ara ara göz gezdirip tekrar rahatsızlıkla önüne dönüyordu. Ağabeyleriydi… Saçma bir şekilde hızlıca gelişen istemeden sonra hiç bir şekilde iletişime geçmediği kızın ve ailenin bir kaç gün sonra tekrar davet etmeleri ile evlerine gelmişlerdi. Gelmişleri gelmesine de Alper pek memnun değildi. Ne ortamdan ne de etrafını saran adamlardan. İçten içe oflayan genç adam izlenildiği hissi ile kafasını kaldırdığında kendini çekingenlikle izleyen kızı görmüş ve bir kaç saniye bakışlarını incelemişti. Konuşması gerekiyordu bugün… Gözlerini bir kaç kırpıştırıp kimsenin bakmadığından emin olunca dudaklarını oynatarak sadece onu izleyen genç kızın görebileceği şekilde konuşmuştu, bu galiba isteyerek kurdukları ilk iletişim olabilirdi, “Konuşalım.” Neva, adamın dudaklarını oynatması ile kaşlarını çatıp söylediğini anlamaya çalışırken söylediğini seçip derin bir nefes bırakmıştı. Konuşalım diyordu ancak nasıl konuşacaklardı onu söylemiyordu. Üç ağabeyi ve babasının olduğu ortamdan nasıl konuşmak için kalkacaktı. Kendini izleyen adama anlamasını umarak önce babasını sonra ağabeylerini kaşları ile işaret edince Alper gözlerini sinirle devirip önüne dönmüştü. Hem zorla evlendiriliyordu, hem de müstakbel karısı ile konuşmasına izin verilmiyordu. Sinirler bozulan genç aniden deli cesaret ile babası ile konuşan adama dönmüş ve net bir şekilde seslenmişti, “Necati bey?” Neva, Alperin babasına seslenmesi ile sırtını dikleştirirken stresle derin ve sıkıntılı bir nefes bırakıp dudağını dişleri arasına almıştı. Bu çocuk genç kızın dertsiz başına dert açacaktı… “Buyur oğlum.” Alper duyduğu sıfatla yüzünü buruşturmamak için kendini zor zabtedmiş ve net bir şekilde isteğini belirtmişti, “İzniniz olursa kızınızla özel konuşmak istiyorum.” Salonda bir sessizlik oluşurken Alper gözleri büyümeye başlayan adamın anlaması adına devam etti, “Takdir edersiniz ki evleniyoruz ama birbirimizin yaşını dahi bilmiyoruz.” Biliyordu elbette ama yine de bilmiyormuş gibi davranmasında bir sakınca yoktu. “İzniniz olursa yemeğe geçene kadar yarım saat özel konuşmak isterim.” Gözleri ile camdan görünen bahçe masasını incelemiş ve işaret parmağıyla gösterip devam etmişti. “Hatta şurada konuşabiliriz.” Necati, genç adamın gösterdiği yeri görmesi ile biraz rahatlarken okları üstüne çekmemek adına başını salladı, “Yarım saat görüşün.” Alper, aldığı izinle gülümsemesini engelleyemezken Neva aniden oluşan baş başa konuşma fikri ile terlemeye başladığını hissetmişti. Garipti… Tanımadığı bir adamdan bu derece çekinmesi çok garipti. Kendine bakmadan bahçeye çıkan adamı izleyen Neva bakışların kendine döndüğünü hissedince isteksizce yerinden kalkıp bahçe kapısını açmış ve içeri ses gitmemesi adına kapatıp herkesin görmesinden dolayı yaşadığı büyük stresle adamın karşısında boş hasır sandalyeye oturmuştu. Eteğinin yırtmacından bacağının görünmesini engellemek isteyen genç kız yırtmacını bir araya toplayıp ellerini de üstüne koyarak oldukça çekingen bir şekilde kendine dik dik bakan adama döndü. Neva kendine dik dik bakan adamdan rahatsız olarak yerinde rahatsıca kıpırdanmış ve gözlerini pencereden içeri görmek adına çevirerek kendine bakan gözlere kısa bir bakış atmıştı. Attığı bakışla beraber gözler üstünden çekilince rahat bir nefes alan genç kız adamın konuşması ile çekingenlikle ona döndü, “Kaç yaşındasın?” Bir kaç saniye kaba bir şekilde konuşan adamı izleyen Neva derin ve sıkıntılı bir nefes bırakıp sesini bulmak adına boğazını temizlemiş ve sakince cevaplamıştı, “On dokuz.” Başını sallayan adamın masanın üstündeki çakmak ile oynaması ile gözleri oraya dönerken hiç şaşırmayan adamın duruşu genç kızda zaten bu bilgiyi bildiği hissi uyandırdı. O biliyor olabilirdi fakat kendi bilmiyordu… Yani Alper’in kaç yaşında olduğunu bilmiyordu. Bu yüzden merak etse de meraklı olmamasına özen gösterdiği bir sesle sakince sordu, “Sen? Sen kaç yaşındasın?” Alper için bu büyük bir meseleydi mesela… Kendinden sekiz yaş küçük biriyle olmak büyük bir meseleydi. “Yirmi yedi.” Neva kaşlarının havalanmasına engel olamazken dudağını ısırarak şaşkınlıkla mırıldandı, “Sekiz yaş…” Alper memnuniyetsiz bir şekilde başını sallayıp çakmağı masaya bırakmış ve elini masanın üstünde birleştirerek genç kız verdiği dikkati ile net bir soru sormuştu, “Bu evliliği istiyor musun?” Neva duyduğu soruyu beklemediği için bir kaç saniye kalakalsada içeridelileri hatırlayıp hissettiği sıkışmışlık hissi ile gözlerini masaya çevirmiş ve tek düze bir şekilde cevap vermişti, “İstemiyorum desem bu işi bozabilir misin?” Alper duyduğu soru ile sıkıntılı bir şekilde başını iki yana sallamış ve fısıldayarak genç kızı cevaplamıştı, “Bozamam, söz ağızdan bir kere çıktı… Ama sen bozarsan sıkıntı yaratmam.” Neva duydukları ile dalga geçer bir ses çıkarıp gözlerini onu izleyen adama çevirdi. “Şu pencereden salonda oturan adamları bir incelesene… Sence bana fikrimi soran var mı? Sence ben bu evliliği bozabilecek güce sahip miyim?” Genç kızın gözlerindeki parlamadan ağlayacağını anlayan genç adam sırtını sandalyesine yaslayıp sıkıntıyla bir nefes bırakmıştı, “Kimse bana evleneceğim kadının evlenmek istemediğini söylemedi… Ben Amerikadan gelirken böyle bir durum içine düşeceğimden haberim yoktu. Bilseydim gelmezdim…” Neva akmak için bekleyen göz yaşını silip burnunu çekerek konuşmuştu, “İyi ki geldin.” Alper duyduğu sözler ile kaşlarının çatılmasını engelleyemezken Neva yanlış anlaşıldığını anlayıp devam etti, “Yani sen gelmeseydin bu husumet devam edecekti… Babam barut gibi dolaşıyordu etrafta, bana da etrafımızdakilere de zarar verecek kadar barut gibi… Halit amcaya ve Yağız Ali’ye zarar vermeyi bile düşündü…” Alper gözlerini Necatiye çevirip gülerek muhabbet eden adamın suratını görünce yüzünü buruşturmuş ve tekrar kıza dönmüştü. Kızın kızaran gözlerini görünce bu konuyu kapatmanın uygun olduğunu hissetmiş ve başka bir soru sormuştu, “Okuyor musun?” Neva başını evet anlamında sallayıp mırıldandı, “Okul öncesi öğretmenliği okuyorum.” Alper duyduğu ile gözlerini kısıp kızı incelemiş ve başını sallamıştı, “Güzel.” Adamın verdiği cevaptan sonra ortamda oluşan derin sessizlikten rahatsız olan genç kız laf olsun ve sessizlik ortadan kalksın diye sormuştu, “Sen? Çalışıyor musun, mesleğin ne?” Alper bozulduğunu hissettiği saçından parmaklarını geçirip normal bir şekilde cevaplamıştı. “E-ticaret şirketim var. Tabi buraya geldiğimden beri çok ilgilenemiyorum umarım batmamışımdır.” Neva duyduğu sözlerle gülmemek için dudağını ısırıp başını sallamıştı, belki arkadaş olabilirlerdi? “Umarım…” gözleri içeri kayan genç kız ağabeyinin kaşları ile içeriyi işaret ettiğini görünce gözlerini devirip karşısındaki adama dönmüştü, “İçer geçelim mi artık… Bakıyorlar da, rahatsız oldum.” Alper anlayışla başını sallayıp cebinden telefonunu çıkarmış ve kızın önüne itmişti, “Numaranı kaydet.” İkili birbirlerinin numaralarını aldıktan sonra içeriye geçmiş ve yemeği beklemişlerdi. Neva ve Alperin hikayesi böyle sakin başlasa da böyle sakin devam etmemişti. •••••••••••••••••••••• Yemekten sonra haftalarca konuşup görüşmediği kızın aklına dahi gelmemesi genç adamın gayet hoşuna gidiyorken Neva’da aynı şekilde hoşuna gidiyordu. Çünkü beklediği aksine görüyordu ki kendi gibi Alper de bu evliliği istemiyordu, istemediğini düşündükçe morali yerine gelen genç kız evlenseler de belki iki arkadaş olarak yaşamayı kabul edeceğini düşünerek bu evliliğin kendisi için bir çıkar yol olabileceğini düşünmüştü. Neva dersten çıkıp eve giderken telefonun titremesi ile derin bir nefes bırakmıştı bu bıkkınlığının sebebi kendini arayan sadece iki kişi olmasıydı, ya annesi arayıp nerede olduğunu sorar, ya da babası arayıp emirler yağdırırdı. Tam da beklediği gibi annesinin adını görünce gözlerini sıkıca kapatıp istemeden sonra yüzüne dahi bakmadığı kadının telefonunu açıp kulağına dayadı, “Evet?” Neslihan üzülüyordu, bu iş hep böyle mi devam edecekti? Hep kırgın, kızgın ve küs mü kalacaklardı? “Anneciğim nasılsın? Neredesin?” Neva ilk soruyu es geçerek hava alma isteği ile okuldan çıkıp yürümeye karar verdiği yolun sonuna göz atıp ikinci soruya cevap verdi. Sesi oldukça düz ve duygusuzdu, “Eve geliyorum.” Neslihan bu küslüğün süreceğini anlayınca yorgunca omuzlarının düşmesine engel olamadan üzgünce arama nedenini söylemişti, “Annem ben de söylemekten pek mutlu değilim ama söylemem lazım, baban arattı…” Yine bir şey olmuştu anlaşılan, Neva anlıyordu, “Ne için arattı? Uzatmana gerek yok anne.” “Bu nasıl nişanlılık ne konuşuyorlar ne görüşüyorlar dedi, Halit bey ile konuşup sizin buluşmanız için saat ayarladılar, bana da ara söyle dedi.” Neva yavaş yavaş yerine gelen keyfinin duydukları ile hızla kaybolduğunu hissetti, o adamla mı buluşacaktı? Buluşursa ne yapacaktı? Ne konuşacaktı? “Ne alaka!? Asla yazmam ona!” Neslihan biliyordu bunu zaten ama kendisi de kocası tarafından aratılmıştı, “Sinirlenme annem… Vallahi benim fikrim değil, bugün buluşun, oturun, konuşun istiyorlar…” Neva yüzünü buruşturmuştu, “İstemeye devam etsinler o zaman! Asla benimle iletişime geçmeyen bir adama yazıp onunla buluşmam! Eve geliyorum!” Annesinin bir şey demesini beklemeden kapattığı telefonu sinirle sokağın ortasına fırlatacak gibi olmuş olsa da son anda vazgeçip kendini sakinleştirmeye çalışmıştı. Resmen babası o adama kendisini yamamaya çalışıyordu. Bu istek Nevayı öyle aşağılık hissettirmişti ki şu an o aşağılık histen dolayı bu bomboş yolun ortasında durup hıçkıra hıçkıra ağlayabilirdi… Gözleri dolarken kendini tutmaya çalışıp derin bir nefes bırakmış ardından keyifsizce yolu yürümeye devam etmişti. Bir kaç dakikalık yürümenin ardından telefonunun ekranına düşen bildirim ile kimden olduğunu az çok anlayarak gözlerini sıkıca kapatmış ve kendini sakinleştirerek telefonunun ekranına gözlerini gezdirmişti, Alper Karabağlı: Sana da haber verdiklerini umarak yazıyorum, yarım saate attığım konumda buluşalım. Hali hazırda bence de konuşmamız gereken şeyler var. Son cümleyi okuyunca kendinin de aynı fikirde olduğunu hissetmişti. Bu buluşma ikisi için de bu saçma evliliği konuşmak için bir şans olabilirdi. Bundan dolayı ilk defa babasının doğru bir karar verdiğini düşünerek karşısında gördüğü taksi durağına yürümüş ve bir taksiye atlayıp konumu vererek genç adamın çağırdığı yere gitmişti. Alper Leyla’nın yaşadığı kazadan dolayı hali hazırda hastane yakınlarında bulunuyor olmasından dolayı buraya yakın bir kafenin konumunu atıp genç kızı da buraya çağırmıştı. Ayıp mı olmuştu? “Acaba ben mi gitseydim? Kız cevap da vermedi ki anasını satayım gelecek mi gelmeyecek mi onu da anlamadım.” Kendi kendine konuşup burada boşu boşuna mı oturduğunu düşünürken kafenin kapısının açılıp tanıdık yüzün içeri girmesi ile sorduğu soruların da cevabını almış olmuştu. Neva gördüğü adamın yanına ilerleyip ayağa kalkan adamın uzattığı elini sıkarak karşısına oturmuştu, “Merhaba.” “Merhaba hoş geldin.” “Hoş buldum…” Gözlerini ilk defa gördüğü kafede gezdirip çantasını omuzundan ayırırken muhabbet olsun diye öylesinde konuşmaya devam etmişti, “Bu kafeyi de ilk kez görüyorum, oysaki bu yoldan da çok geçerim, siz nereden denk geldiniz merak ettim doğrusu.” Alper şans seçim yapmadan ilk gördüğü kafeye girmişti, “Sen diye hitap edebilirsin, resmiyete gerek yok. Ben de şans eseri gördüğüm ilk kafeye girdim, Leyla bir kaza geçirdi duymuşsundur belki kazadan dolayı yolun başındaki hastanede ben de yanlarında olduğum için buraya gelmiş bulundum.” Neva duydukları ile bir kaç saniye kalakalmıştı, tamam her ne kadar o kıza pek ısınamasa da kaza deniyordu ve Neva kaza konusunu hiç duymamıştı. Böyle bir durumun varlığından haberdar olmadığı için şaşkınlıkla masaya yaklaşıp mırıldandı, “Kaza mı? Haberim yok, umarım kötü bir şey olmamıştır.” Alper üvey annesinin yaptığı hareketten dolayı yengesi olan genç kızın geldiği son halin aklına gelmesi ile yüzünü buruşturmadan edememişti, “Şu ana kadar pek iyi olduğunu söyleyemesem de şu an normal odaya alındı gayet iyi.” Aklına gelenle merakla kıza bakarak devam etmişti, “Görmek ister misin? Yakın zaten hastane, dilersen gidebiliriz, hem aranızdaki buzların da erimesine vesile olur bu durum belki…” Neva sunulan öneriyi duymayı beklemediği için bir kaç saniye kalakalmıştı, “Pek doğru olacağını düşünmüyorum.” “Yanlış düşünüyorsun…Evleneceğimizi düşünürsek sürekli yüz yüze geleceğin bir insanla aranda bu kadar büyük sorunların olması seni mutlu etmez bence.” Neva normalde sert görünen fakat oldukça sakin konuşan adamın ikna etmek istermiş gibi konuşması ile derin bir nefes bırakmıştı. Onunla ilk kez bu kadar uzun konuştuğu için kendini garip hissetmiyor değildi, “Sen görüşmemizi istiyorsun galiba.” Alper etrafa bir göz atıp açılır kapanır tavanı görmüş ve ilerideki garsona bir el işareti yapıp elindeki kutuyu göstererek açmasını istemişti. Garson genç müşterinin ne istediğini anlayınca başını sallayıp söyleneni yapmak için hareketlenirken Alper de kutudan bir dal çıkarıp dudakları arasına sıkıştırarak genç kızın cevapsız bıraktığı sorusuna cevap vermişti, “Yine yanlış düşünüyorsun. Benlik bir durum yok, senin için söylüyorum, seni düşünüyorum da diyebiliriz. Bir süre aynı evde yaşayacağımız insanlarla aran kötü olsun istemem açıkçası.” Neva genç adamın dudakları arasındakini görünce yüzünü buruşturmadan edemedi, “Kullanıyor muydun?” Alper vermekten bıktığı cevabı duymayı en çok hak eden kıza zaman kaybetmeden vermişti, “On yedimden beri, ee gidiyor muyuz?” Neva çok konuşacakları şeyin olduğunu biliyordu fakat ilk başta Alper’in dediğini yapmanın mantıklı olacağını düşünerek başını sallamıştı, “Haklısın galiba, gidelim…” •••••••••••••••••••••• “Ne? Neden öyle bakıyorsun?” Neva odaya girdiklerinde gördüğü manzaraya inanamamıştı. Hiç bu şekilde görmediği, aynı zamanda evliliklerine inanmadığı adamın ve genç kızın bu şekilde yakın olduklarını gördüğünde ister istemez aklındaki düşüncelerin değiştiğini fark etti. Bu ikisi bildiğin gerçek bir evlilik hayatı sürüyorlardı… Eskisi kadar kötü hissetmediğini fark eden Neva içten içe bu duruma zaten kendini hazırladığını anladı. Bu yüzden nasıl çıktığını bilmediği odadan çıktıktan sonra genç adamın ona bakışı karşısında bu soruyu sorma gereği hissetmişti. Alper mahçup hissetmişti, ister istemez bunu belli ediyordu… “Kusura bakma böyle bir şeyle karşılacağımızı beklemiyordum… Bilseydim şahit olmana izin vermezdim.” Önceden Neva’nın ağabeyini sevdiğini bildiği içindi bu mahcubiyeti… Neva omuz silkip saçını geriye atarken gayet doğal bir şekilde cevap vermişti, içten içe içinde garip bir sızı olsa da o sızının olmasına dahi hakkı yokmuş gibi hissediyordu, “Nereden bilebilirdin ki? Benim için bir problem yok,rahat olabilirsin…” Alper aldığı cevapla derin bir nefes bırakıp başını salladı, böyle söylüyorsa genç adam rahat hissedebilirdi. Artık bu iş de bittiğine göre oturup detaylıca konuşmaları ve bundan sonra nasıl ilerlemeri gerektiğini kararlaştırmaları gerekiyordu, “Eyvallah… Hala zamanımız olduğuna göre karşıdaki kafede bir kahve içelim…” Neva, bu evliliğin nasıl ilerleyeceğimi kendi de bilmediği için bu konuşmanın artık gerçekleşmesi gerektiğini düşünüp genç adamla birlikte az önce gördüklerini unutarak hastaneden çıkış yapmıştı…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD