Solîn odasında pencere önünde sessizce oturuyordu. Geceden kalma saç kırıkları hâlâ içindeydi. Ama gözlerinde ilk defa bir merak vardı. Bir şey olacakmış gibi… Kapı hafifçe tıklandı. İçeriye Şêrin Abla girdi. Eline tepsi almış ama bakışları heyecanlıydı. > “Gelin hanım…” Solîn döndü, başıyla selamladı. Şêrin, bir an sustu. Sonra gözleri dolarak konuştu: > “Sana bir haberim var kızım. Soreş Bey sabah odada dedi ki: ‘Yarın akşam konağımızda yemek var. Karımın annesi, babası, abileri, kuzeni… Hepsi bizim misafirimiz.’” “Senin için yaptı bunu kızım. İlk kez biri senin için masayı kuruyor, senin adına söz söylüyor.” Solîn’in elleri kucağında kenetlendi. Gözleri doldu ama bir damla bile düşmedi. > “Ben bir gün bu evde, bana ait bir sandalye olacak diye ummamıştım…”

