"uzun yolculuk"

1147 Words

Akşamın serinliği çökmüştü. Güneş Mardin’in taş duvarlarına altın bir perde çekmişti. Soreş, aceleyle arabasına binmiş, çocukluklarından beri yalnızca ikisinin bildiği o eski mekâna doğru yol almıştı. Rûbar zaten oradaydı. Her zaman önce gelen, önce bekleyen oydu. Eliyle taşları yerden alıyor, ama aslında kalbinin ağırlığını yere bırakmak istiyordu. Soreş geldi, omzuna dokundu, yüzünde heyecan vardı. > “Kardeşim, sana bugün bir haberim var. Belki bu mekânın gördüğü en büyük mucize.” Rûbar, gülümsedi. Yüzünde sahte olmayan ama gerçek de sayılamayacak bir kıpırtı. > “Ne oldu?” Soreş, oturdu. Ceketinin iç cebinden bir küçük not kağıdı çıkardı. Üzerinde: iki kırmızı çizgi. Ve gözlerinin içi parladı: > “Solîn hamile. Baba oluyorum Rûbar… Gerçekten, baba oluyorum.”

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD