Mardin akşam serinliğini yeni yeni indiriyordu taş sokaklarına. Sokak lambaları turuncu ışığını avlu duvarlarına bırakıyor, gölgeler uzuyor, şehir yavaşça yavaşlıyordu. Lara, otelin girişinde durdu. Gözleri önündeki taş binaya takıldı. Ankara’daki modern çizgilerden uzakta, ama bir yanıyla kalbinin kıyısına çok yakındı bu şehir. Renkli saçlarının ucu rüzgârla kıpırdadı. Gözlerinde, ilk kez başkasına değil, kendine verdiği bir söz vardı. Kapıdan içeri girdi. Otelde görevli kadın gülümsedi, başıyla selam verdi. Lara adını söyledi, kimliğini uzattı. Kısa sürede anahtar eline verildi. Üçüncü katta, şehir manzaralı odadaydı. Kapıyı kapattığında, sırtını yavaşça duvara yasladı. Valizini yatağın ucuna bıraktı. Ve telefonu eline aldı. Parmakları titremedi, bu kez çok netti: Sida

