Sabahın ilk ışıkları henüz konağın taş duvarlarına vurmamıştı. Ama Miralî Konağı çoktan uyanmıştı. Uyanmak demekse, herkesin gözünü açtığı ama kimsenin gülmediği bir bekleyişti bu. Avluda birkaç kadın, sessizce sedirleri silkeliyor, kına tepsileri kontrol ediliyor, bindallı odada asılı… ama hiçbir kumaş, Solîn’in içine sinmiyor. Şahide Ana, mutfakta duruyor. Bir cezve kahve pişiyor ama o kahve kızının gözyaşına karışacak kadar acı. Azad, avlunun köşesinde bir sigara yakıyor. Kardeşine “mutlu ol” diyemediği için, sessizce havaya “affet beni” savuruyor. Selman, sabah dualarını okumuş ama bugün Allah’a değil, kız kardeşinin boynuna bükülen gurura bakıyor. Ve Solîn Avîn… Kendi odasında, pencereden dışarı bakıyor. Ama Mardin’in sabahına değil, giydiği beyazın içinde gömdüğ

