Güneş batmaya başlamıştı. Mardin’in taş evlerinin gölgeleri uzamış, sokakların üstüne töre gibi serilmişti. Miralî Konağı ayaktaydı. Kadınlar telaşla son hazırlıkları tamamlıyor, erkekler avlunun kenarında bekliyordu. Ama herkesin kalbinde aynı şey vardı: > “Gelenler barış getirmiyor… Gelenler susturulmuş bir yangın taşıyor.” Tam ezanla birlikte, Xezrawî Aşireti'nin siyah araçları konağın önünde durdu. Kapılar açıldı. İlk inen, Mahfuz Ağa oldu. Yanında bastonuyla Dilsher, başında siyah tülbentiyle Arjin Hanım. Arka sırada erkekler: Soreş, dik duruşuyla. Rûbar, başı önünde, kalbi ayakta zor duran bir mezar gibi. Elleri boş değildi Soreş’in. Ama yüreği daha da ağırdı. Elinde 24 kırmızı gülden oluşan, özel yaptırılmış bir çiçek vardı. İçine el yazısıyla iliştirilmiş kü

