sekiz

1385 Words
"Sesin kötü geliyor," telefonu kulağıma daha çok yaslarken kafamı arkamda kalan evin duvarına sıkıca bastırdım ve gökyüzünü seyre daldım. Saatler önce kararmaya son vermişti. Zamanla gökyüzünde değişen tek şey dolunaydı. O da artık kaybolmak üzereydi. "O adam sana ters bir şey mi söyledi?" Babamın endişeli sesine karşın tebessüm ettim. "Dedem bana ne söyleyebilir baba?" dedim, kendimden emin bir edayla, "Ayrıca adamın trilyon tane işi var. Koskoca dekandan bahsediyoruz. Sandığının aksine beni gözü bile görmüyor, ben de zaten gözünün görmeyeceği yerlerde takılıyorum." Bugün hasta kaçırıp odasına götürmem dışında pek bir iletişimimiz yoktu. Ha birde az kalsın bana uzaklaştırma verecekti, o kadar. Dedem yani annemin babası sevmezdi babamla beni. Ona göre annemin hayatındaki yegane pürüzlerdik. Babam annemi kaçırarak -birlikte kaçmışlardı ama dedemin nezdinde bunun bir önemi yoktu- ona büyük bir zarar vermişti. Annemin hayatını bitirmişti. Yıllar sonra boşansalar da dedem ilişkilerinden doğan beni hâlâ sindiremiyordu. Okulda gördükçe de kravatını bollaştırıyordu. Ben neyse de babam bu duruma üzülüyordu. Arada olmasa kesinlikle dedemin odasını basıp onu kızılcık sopasıyla evire çevire döverdim. Ne çok üzmüştü babamı. Hatırladıklarımla kafamı iki yana sallayarak kendime gelmeye çalıştım. Akabinde "Baba," dedim. Doğrulduğum için gözüme kedi taşıma çantasındaki horoz çarptı. Bütün ciddiyetim giderken "Ben şimdi kapatsam olur mu? Arkadaşım gelmek üzeredir." dedim. "Arkadaşın geldiğinde kapatırsın." dese de "Babacığım," diye nazlandığımda daha fazla zorlamadı. "Görüşürüz bir tanem." "Görüşürüz babam." "Orada rahat edemezsen saat kaç olursa olsun beni ara." Gülerek "Ararım adamım," dediğimde gülüşü kulaklarıma doldu. "Seni seviyorum Hera." "Seni seviyorum baba." zor bela telefonu kapatabildiğimizde uzun süre sırıtmayı durduramadım. Bu adam harika bir adamdı ve benim babamdı. Telefonu çantama, çantamı kucağıma koyup bacaklarımı kendime çektim. Başımı dizlerime yasladığım sırada babamı unutmaya ve Behzat hocaya odaklanmaya çalıştım. Bir saati geçkin süredir buradaydım ama ne var ki o yoktu. Pekala, randevulaşmadığımız bir gerçekti. Ama yine de hasta bir adama göre bu saate kadar dışarıda kalması rahatsız olmama neden oldu. O sabah akşam alem yaparken ben onun yüzünden bütün gün Neslihan hocayı çekiyordum. "Lanet adam," diye homurdandığım esnada aklıma son yaşananlar geldi. Beni bilip bilmeden dedemin elinden kurtarmıştı. Minnet borçluydum. Başımı horozuma doğru çevirip dudaklarıma içten bir gülümseme yerleştirdim. Minnetimin nişanesi bir horozdu. Onu birlikte kesip dikecek bir daha kesip bir daha dikecektik. Behzat hocanın elinin titremesi geçene kadar aynı işlemi yapacaktık. "Tabii gelirse," derken iç çektim. Hastanede onca olay yaşamama rağmen bugün eve geçip kısa bir duş aldıktan sonra horoz alıp burada bitmiştim. Her açıdan bütün zamanımı ve duygularımı bu işe yoğunlaştırmak adına babama arkadaşımda kalacağımı söylemiştim. Gerekirse sabaha kadar bu evden çıkmayacak o horozu bu hocaya diktirecektim. Ne kadar daha horozu izledim bilmiyorum. Bir süreden sonra burnum kaşındı, esnedim ve gözlerim usulca kapadım. Mayıs ayında olduğumuz için gündüzleri güneşli bir havayla geçse de şu an çıplak bacaklarıma serin bir rüzgar çarpıyordu. Ürpermeme neden olup beni üşütmüyordu. Bu yüzden mini eteğimi çekiştirmektense anın verdiği huzura kendimi bıraktım. Uzun bir süre sadece doğadan gelen sesler kulağıma ilişti. Sonra sesler tam olarak da kayboldu, kaldığım araftan uyku evresine geçeceğim derken bir araba sesi işittim. Yanlış duymuşumdur diye bozuntuya vermek istemediğim sırada kulağıma ilişen anahtar sesleriyle gözlerimi araladım. Kafamı kaldırıp ne olduğuna baktığımda Behzat hocanın anahtarlarının içinden evin anahtarı olan anahtarı seçmeye çalıştığını fark ettim. Sarhoş olmalı ki bu zamanını almıştı. Beni fark etmemesine karşın zeminden destek alarak çantamla birlikte oturduğum yerden kalktım. İlk başta bir sendeler gibi olsam da yanımda kalan duvardan destek aldım. Kendimi iyi hissedene kadar, birkaç saniye, öyle kaldım. Ardından Behzat hocanın tek tek anahtarları denemesi karşısında daha fazla dayanamayarak eğilip kedi taşıma çantasını tutup kaldırdım ve horozumla birlikte kapıya doğru ilerledim. Yanına geldiğimde hissetmiş gibi dönüp bana baktı. Bu hareketiyle dengesini kaybeder gibi olunca hızla ona destek verdim. Önce kolunu tuttum durdurdum sonra durunca kedi taşıma çantasını yere bırakıp beline sarıldım. "Hocam ağırlığınızı verin bana doğru," "Sen nereden çıktın?" Dediğimi yapmaktansa söylendiğinde onu umursamadan elindeki anahtarlığı alıp tek tek anahtarları deliğe sokup şansımı denedim. Dördüncü de başarılı olunca "Şimdi içeri gireceğiz," dedim ve açılan kapıyla içeri doğru bir adım attım. Fakat gelmediği için kolum geride kalıyordu. Bu inatçı tavırlarına aynı inatçılıkla karşılık vermek adına geri bir adım atıp "Gücünüzü bana verin." dedim ve belindeki elimi sıklaştırıp onu kendime çektim. Boşluğuna geldi veya kabul etti, bilmiyorum ama ağırlığının bir kısmını nihayetinde bana verdi. Birlikte eve girdiğimizde duvara yaklaştı. Ne yapacağını anlamadığım için onunla birlikte oraya gittim. Duvara tutuna tutuna yere çökmeye başlamasıyla bir süre ona eşlik ettim. Ardından güvende olduğunu görünce kapıya dönüp kedi taşıma çantasını aldığım gibi içeri girdim. Bahçeden gelen ışıklar sayesinde ampul anahtarının yerini kısa sürede kestirip oraya ilerledim, ışıkları açtım. Başta elimdeki anahtarları vitrine koydum sonra kedi taşıma çantasını yere yerleştirip üzerine de çantamı bıraktım. Kedi taşıma çantasının önünü eğilip açtığım sırada "O ne?" diye sordu. "Horoz." dedim, gayet normal bir şeyi dile getiriyormuşçasına, "Siz kahvenizi içip ayıldıktan sonra birlikte onu keseceğiz." Horoz, taşıma çantasından çıkıp yoluna baktığında bu kadar kısa sürede adapte olması mutlu olmama neden oldu. Dönüp Behzat hocaya göz attım, arkasını duvara yaslamış garip bir ifadeyle horozumuza bakıyordu. "Benim işim yaşatmak Hera." Kafası yerinde olmasa da işini unutmaması gözümden kaçmadı. Fakat "Bu öyle bir şey değil." demekten geri durmadım. "O bir hayvan ve ilk defa görevi yenilmek olmayan bir hayvan. Tıpa birçok insandan daha çok katkısı olacak." "Tıpa mı katkısı olacak?" zor bela bakışlarını bana çevirdiğinde başımı hızla salladım. Aklımda kurduğum bütün sözleri sarf edip özgüvenini yerine getirmek adına dudaklarımı aralayacağım esnada vücudumu süzmeye başlamasıyla sekteye uğradım. Beyaz kısa kollu dar v yaka düğmeli hırkamda bakışlarını uzun uzadıya gezdirdikten sonra mini eteğimin açıkta bıraktığı bacaklarıma öylesine bir bakıp geçti. Bu an yaşanmamış gibi "Tıp dünyasının size, sizin horoza ihtiyacınız var." diyerek kendime gelmeye çalıştım. "Yani dolaylı olarak tıp dünyasının bu horoza ihtiyacı var." Sözlerimi dinledi mi dinlemedi mi bilmiyorum ama ayağa kalkmaya çalıştı. Beceremeyeceğini fark etmemle yanına koşmam bir oldu. Eğilip ona destek verdiğim esnada "Neden?" dedi. Anlayamadığım için sessiz kaldım. Başını kaldırıp "Neden buraya gelirken sütyen giyinmedin?" diye sordu. Sanki bu hoşuna gitmemişti. Çok mu belli oluyor diye dönüp üstümde göz gezdirdiğimde çok değilse bile belli olduğunu gördüm. Bunun benim için önemi normal şartlarda olurdu ama saatlerce sütyenle gezdikten sonra boğuluyormuş gibi hissetmiştim. Duştan sonra yanına geleceğim adam da Behzat hoca olduğu için fazla önemsememiştim çünkü babam yaşındaydı. Bakmazdı diye düşünmüştüm. Kafasına duvara vururcasına yaslarken "Rüyalarımda bile bunu yapmak zorunda mısın?" dedi. "Tamam, ben de yanlış olduğunu biliyorum ama bu kadarı fazla. Ben," parmağıyla kendini işaret etti, "Erkeğim ve sen bunu sürekli görmezden geliyorsun." Neden bahsettiği hakkında ufak tefek fikirlerim vardı. Ancak sözleri gerçek olamayacak durumları düşlememe neden olduğu için saçmaladığıma kanaat getirdim. "Hocam," dedim, normale dönmesi adına sakinleştirici bir sesle, "Horoz kesmemiz lazım." İnançla konuşmam bir yana, beni duymazdan gelmesi öte yanaydı. Horoza yöneldiğimde az ilerideki salona girdiğini gördüm. Elimle onu gösterirken "Hocam hadi onu tutalım." dedim. "Söz sonra kahve içmenize izin vereceğim." Kendi kendine bir şeyler düşündüğünü ve o düşündüğü şeylere tesir edip ana dönmesini sağlayamadığımı fark edince derin bir soluk alıp verdim. Onu ikna etmenin zor olacağını anlayınca pes ederek yanına geçtim, kendine gelince işe koyulurduk. İster istemez aramızda boşluk bırakarak oturdum. Arkamı duvara yasladığım sırada "Otuz beş yaşındayım." dedi. Bunu biliyordum. "Neden," bakışlarının ağırlığını üstümde hissedince yutkundum. "Neden beni babanın sağlıklı olmayan hayat hikayesine göre yargılıyorsun?" yargılanmaktan kastı ürpermeme neden olunca dudağımın içini dişledim. Belki de ben fesattım ve o sadece bu yaş mevzusuna erkeklik onuru olarak bakıyordu. "Hera," içli içli ismimi söylemesiyle başımı başka yöne çevirip gözlerimi kapadım. "Ne hissettiğimin hiç mi önemi yok?" "Ne hissediyorsunuz?" diyerek ona yöneldiğimde bana döndü. Bu dönüşü aramızdaki mesafenin çoğunu yok edecek cinstendi. Otuz beş yaşında bir erkeğe göre fazla yakışıklı olan yüzünü seyre daldığım esnada koyu kahveleriyle bana bir şeyler anlatmaya çalıştı. Anlamadığımı düşünmüş olmalı ki nihayetinde elini kaldırıp yanağıma sardı. Ben daha ne olduğunu anlamadan oradan çeneme oradan v yakanın açıkta bıraktığı tenime dokunarak yol izledi. Göğüs kafesim haddinden fazla yükselip inerken hırkamın üzerinden göğsüme dokundu. "Senden uzak durmam gerektiğini ben de biliyorum," dedi, göğsümün tomurcuğunu yoklarken, "Ama sözlerine dayanamıyorum. Davranışlarına da. Ben de pedofili olduğumu düşünüyorum ama hiç değil rüyalarımda bu saçmalığa karşılık bulmak istiyorum. Söz uyandığımda ilaçlarımı kullanmaya devam edeceğim." Rüya sanmasına mı yanayım yoksa hislerine mi? Her şeyi geçip onun yüzünden dikleşen göğüs uçlarıma ve sızlayan kadınlığıma yanmaya başladım. Ben bana ne olduğunu anlamazken "Hera," deyip üstüme eğildi. Öpecek sandım ama o bir süreden sonra gücünü kaybederek kucağıma yavaş yavaş sindi. Elinin çekilmesiyle oluşan müthiş boşluk hissiyle üşümeye başladığım sırada yüzünü karnıma bastırdı. Banaysa saçlarını okşamak düştü. Tabii kendime gelince evden çekip gitmiştim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD