ASEL
Arabanın camından başımı kaldırdım etrafa bakındım düğün için gerekli ne varsa ilgilenmedim her şeyi bir başına üstlenmiş fikir sahibi değildim. Hepsinde olduğu gibi hiçbir masraftan kaçınmadığının kanıtı kiraladığı lüks mekan... Benden tarafı aracın kapısını açtığı sırada düşüncelerimden arındım uzattığı eli tutmazdım arkada beliren araçtan inen Dinçer ailesini gördüm. Mecbur elinin üzerine elimi yerleştirdim gelinliğin eteğini toparlayacağım anda beden önce davrandı. Centilmenliği elden bırakmıyor arabadan inişime yardımcı oldu soğuk tenime işlerken içimdeki yangınlarımı sönmüyor. Omuzlarıma şalı bıraktı gözleri gözlerimde artık onunla ilgili sorularımı rafa kaldırdım nasıl olsa yanıt bulamıyorum. Yormayacağım kendimi zamana bırakıyorum kim bilir? Gerçeğini öğrenemeden çoktan ondan gitmiş olacağım. Mekan görevlisi bizi karşılamasıyla gözlerimi ondan çekebildim önden yol göstermesine eşlik ederek mekana giriş yaptık. Peşimizden takip eden ailelerimiz bize ayrılan odayı işgal ettiler aralarında ki ilişki uyumu denen bir şey olmadığı aşikar. İster istemez geriliyorum Bartu ‘un gözünden kaçmadığı da kesin yanından ayırmadığı Şahin kaşla göz arasında işaretiyle. Davetlileri karşılamak gerekir diyerek odayı boşalmasına sebepti. Her ne kadar ondan kaçma istediğime rağmen baş başa kaldık ortada masada duran boş kadehi doldurup bana uzattı.
“ gerginliğini alır “
“ çok düşüncelisin “
Elinden aldığım içkiden yudumladım ses etmedi
“ bütün bunlara ne gerek vardı? “
“ soru sormak yerine anın tadını çıkarmalısın “
“ gerçekten mi? her şey normalmiş gibi anın tadını mı çıkarmam gerekir? “
“ Asel… “
“ zorla diretmelerinden sıkıldım senden nefret ediyorum… “
“ bu yüzden mi karşı koyamıyorsun? Hayatının düzene girmesi için çaba…”
“ teşekkür mü etmeliyim? Senden böyle talebim olmadı. Başta türlü, türlü oyunlara girdin yetmedi hayatımı işgal atına aldın. Geçmiş karşıma karmaşık yaşantımı aşmamda yardımcı olacağını ima ediyorsun laflara bak duyda inan söylesene benden ne istiyorsun?“
Sinirden çenesi seğirdi yine de susuyor
“ verecek cevabın yok değil mi? Hayır anlamıyorum bu manyaklık seviyesi neden? “
“ bitti mi? sar başa aynı şeyleri söylenip duruyorsun git hadi herkese iptal olduğunu haykır. Sonra ne olacak? Ailen kucak açıp teselli etmesini bekliyorsan? Hiç sanmıyorum beklentilerini karşılayacak bir Allah ‘ın kulu çıkmayacak. O kendine reva gördüğün hayatın daha da beter hale bürünecek “
Boğazım düğüm gerçeği yüzüme vurmaktan kaçınmıyor
“ ne o acıdın mı? Kimsenin merhametine ihtiyacım yok. Beni bu evlilik saçmalığına mecbur bıraktın sayende işin içinden sıyrılmama fırsat vermedin…. “
“ istediğini düşün, söyle geri dönüşü olmayacak gidebileceğin, kapısını çalabilecek hiç kimsen yok. Sana fırsat tanıyorum daha ne istiyorsun? “
“ sana da gün mü doğdu? Kimsesizliğimden dem vuramazsın hem ne fırsatından bahsediyorsun? Zorla çalınan bir hayatım uğruna nefret ettiğim adamla bir ömür geçirmek mi? Boşa hayallere kapılma çok uzun vadeli kalmayacağım. Ruh hastası ego manyak biriyle değil bir ömür bir güne tahammülüm yok “
“ elinden geleni ardına koyma o kadar basit değil “
“ buna sen karar veremezsin şansını fazla zorlama yoksa…. “
“ yoksa ne? Yine çareyi intihar ederek mi bulacaksın?“
“ yaşamam için hiçbir gerekçem olmadığı gibi ölürüm öldürürüm fark etmez “
“ karşındayım hadi ne duruyorsun? Ne yapacaksan yap ama şunu unutma gün gelecek bütün bu sözlerini yutacaksın “
“ kendini fazla önemseme asla dediğin olmayacak “
Aramızda gerginlik sürüp giderken poz için fotoğrafçı çıka geldi. Yok artık dedirtiyor gerçekten anlamıyorum kapsamlı olarak neden bunları yapıyor?…..
Zoraki anlardan biri daha dinleyeceği yoktu nefretimi kusmama rağmen sahte mutlu pozları verirken takıldığım detay. O gözleri başka bakıyordu anlam yükleyemediğim takıntı mı? aşk mı? İlk şıkkı seçmeyi tercih ederim aşk böyle bir şey değil. Yaşatmak için canın ortaya koymak yerine beynimi sulandırmaktan başka alternatifi bulunmuyor nefes aldıracağına öldürüyor…. Fotoğraf çekiminden sonra vakit gelmişti müzik eşliğinde giriş yaptık. Pistin ortasında yerimizi aldığımızda etrafa göz attım devasa salona rağmen çok fazla kalabalık boş masa kalmamış. Benim aksime bu evliliği ciddiye alıyor eşi dostu kim varsa çağırmış aile bağımız olmadığı gibi akraba ile bağları kuvvetli söz konusu olamaz çok çevremiz bulunmuyor. Salonun yarısını dahi doldurmaz dans sırasında gözüme takılan arkadaşlarım onları davet ettiğinden habersizdim ve davet edeceğini zannetmiyordum. Okuldaki öğretim kadrosu tas tamam hepsi kalkıp gelmiş evliliğimizi ilan ederek belgelemek istediği kesin. Etrafa göz gezdirirken yeşillerim mavilerini buldu o bakışı üzerimde tutarsız tavırlarının yanı sıra anlam çıkartamadığım sabit bakışı çok şey haykırıyor bir tek ben kavrayamadım.
“ bütün bunlara ne gerek vardı? “
Gözlerini devirdi
“ gerçek evlilik olmayacak neyin çakasını yakıştırıyorsun? “
“ isyankarsın aklında soruların bitmeyecek benden sana verilecek sözüm yok. Sorgulamayı bırakmalısın anın tadını çıkarmaya bak geri dönüşü olmayacak bir daha yaşanmayacak “
“ bu kadar emin konuşmasın seninle olmayacak “
“ benden başkası da olmayacak…”
“ neyim ben? Elinde tutabileceğin canın sıkıldığında oynayabileceğin oyuncağın mı? Hayatıma damdan düşer gibi girdin sanma ki kölenim asla sana boyun eğmeyeceğim. İstediğin kadar prangalar tak gerçeklerimden dem vur zindanlara kapatsan bile benim hayatımda sana yer yok er yada geç bu saçmalık bitecek “
“ sonunu göremediğin büyük sözlere kalkışma kendi isteğinle benden gidemeyeceksin “
“ ruh hastası “
Çok komik söz etmişim de dudağının kenarı yukarı kıvırdı aradaki mesafeyi kapatmış kulağıma eğilip fısıldadı
“ bende seni seviyorum karıcığım “
Yanağımdan öpmesi çileden çıkardı uzaklaşma istediğime engel olan eli belimi iyice kavramıştı.
“ seni öldürürüm “
“ ellerinden ölmeye hazırım karıcığım “
“ kes şunu “
Müziğin sona ermesi zamanlaması harikaydı davetlilerin akışlarıyla vakit kaybetmeden nikah masasına geçtik. Öfkeme hakim olamıyorum evcilik oyununu gerçeğini aratmayacağını tesiri altına tutmaya çalışıyor. Mecbur bıraktığı evliliğin sandalına binerek kendimi onun kollarına teslim edemem. Kalbim başkasına ait bedenimse ona can çekişen benliğim başa çıkamıyorum. Sırf akılımı yitirecek kadar sarhoştum hataya yer açtım bu da onu tepe, tepe kullanıyor aslında bilmiyor ki sevdiğim adam ihanet ettim. Düşüncelerimle boğuşurken o malum soru tekrar edilmiş bütün gözler üzerimde sahte nikah memuru insanların gözlerini boyamak için bulunuyor. İkinci kez isteğim dışında nikah masasına oturdum kaçarım yoktu kısık seslerin uğultusu kulağımda Bartu ‘nun keskin bakışı himayesindeyim.
“ evet “
Sesimi yüksek tutmaya çalışsam dahi başarısızla sonuçlandı. Yine tekrarı olan soruya karşılık vermek durumunda kaldım el çırpmaların yankılandığı salon inlemişti. Şahitlerin huzurunda bir kez daha imzalar atılırken ayağına bas diyen arkadaşlarımın çığlıkları duyuldu. Ayakkabımın sivri topuğu ile delmekte kalmadım tekmenin tadına vardı ters bakışlarına aldırmadım. Nikah tamamlanmış evlilik cüzdanı elime tutuşturuldu bundan sonra yenik düşemem zaferimi ele alacağım günler kapıya dayanacak elbet. O zaman büyük kutlama yapacağım ondan bir adım uzaklaşacaktım beklemediğim yerden soruyla çakılı kaldım. Belimden kavrayıp kendine bastırdı engel olmaya fırsat yaratmazken herkesin içinde dudaklarımı mühürledi. Saniyelik afallamamı toparlayıp geri çekildim suratına yumruğu geçirmemek için zor tuttum.
“ ne yaptığını zannediyorsun? “
“ karımı öptüm ne var bunda? “
“ eceline susuyorsun asla ve asla karın olmayacağım sınırları aşayım deme “
Dişlerimin arasından tıslasam da yerine varamadan etkisini yitirmiş hali çıldırtıyor…. Danslar edilmiş, kurtlarını dökmek için bugünü bekleyen dostlarım dahil herkes pisten inmemişti. Pasalar kesilmiş, zengin kesim ağırlığınca altınlar, değeri biçilemeyen takılardan ibaret ziynetlerle donatıldım. Hoşnut değildim bu durumdan benim tarafımda ise onlar gibi servetini ortaya döken olmamıştı umurumda değildi lakin gözden kaçmayan. Gelen takıları benden kaçıran ailem vardı bu kadarında pes dedirtti iyi günün bir de kötü günü var gün gelir kızımızın ihtiyacı olur demediler. Sözden, düğüne kadar olan süreçte ellerini ceplerine atmadıkları gibi aç gözlülüklerini konuşturuyor etrafa bakındım kimse yangından mal kaçırdıklarına şahit olmadığına emin olmak istedim. Yaptıkları çok utanç verici hele ki mecbur bırakıldığım evlilikte onların adına Bartu ‘ya karşı kendimi mahcup hissediyor ve utanıyorum….
Düğün konvoyu ile bilmediğim malikanesine yelken açtık son durağa kadar ailesi eşlik etti. Şatosunun avlusunda araçlar durmuş evden nasıl çıktı isem aynı şekilde evin kapısının eşiğinden içeri adım attım. Teyzesi koluma girmiş basamakları kat ederek üst kattaki odalardan birine getirdi. İçimi kaplayan huzursuzluk zaman anlamını yitireceği dakikalar veya saniyeler içinde herkes çekip gidecek. İkimizden başka kimse kalmayacak teslim olarak aynı hataya düşmeyeceğim.
“ Asel “
Ellerimi tuttu gözlerimin içine bakarak
“ ailemize, evine hoş geldin bundan sonra ailemizin gelini değil sen bizim kızımızsın canımın canısın. Sakın kendini yalnız hissetme ailen olarak hep yanındayız dilediğin zaman çekinmeden benimle konuşabilirsin. Bartu bizim evladımız olabilir fakat sende bizim kızımız olduğunu unutma eğer seni üzecek, kıracak olursa söylemekten kaçınma. Tek bir sözün bizim için kıymetli kendi canımız olsa dahi senin gözünden bir damla akıtmasına izin vermeyiz “
Ailem bile bu kadar süslü cümleler kurmadı içten ve samimi oluşunu inkar edemem.
“ teşekkür ederim “
“ teşekküre lüzum gerekmez biz bir aileyiz “
Başımı hafifçe salladım
“ bu gece sizin geceniz seni ürkütmesin sakın korkma gerçi şimdi ki gençler bilinçli eğer sormak istediğini çekinmeden dile getirebilirsin “
Başımı iki yana salladım yanağımda sıcak avuç içini yerleştirdi gözlerime bakarak gülümsedi.
“ peki o zaman ben gidiyorum gül yüzün solmasın hep mutlu ol “
Hangi birine dert yanayım? Birkaç günlük tanımadığım insan mutlu olmamı isterken. Ailemin yerine büyüklüğü ortaya koymuş üstüne düşen görevini gösterip sevgisini esirgemedi. Bir yandan istemediğim evliliğin içinde olup gece hazırlanıp koynuna mı gireceğim? Asla onun kollarına atılmayacağım…..