Lüks aracın camından boğazın serin sularına baktım.Kapının dışında,ellerini saygıyla önlerinde bağlamış korumalara göz ucuyla baktım.
Karanlık dünyamın karanlık korumları.Hepsi özel olarak yetiştirilmiş adamlardı.Bana seçim şansı verilmeyen hayatımda canımı koruyan değersiz insan sürüsü.
Siyah aracın kapısını açarak bedenime buz gibi bir havanın çarpmasına sebep oldum.Ama soğuk havayı hissetmeyen bedenimle ellerimi pantolonumun cebine koydum ve denize daha da yaklaştım.
Dalgalardan sıçrayan sular üzerimde geliyordu ama bunu umursamadım.
Kafam içinde binlerce karanlık düşünceden daha fazla değillerdi soğuk damlalar.
Telefonum çalınca yavaş hareketlerle çıkarıp kulağıma yasladım.
"Buldun mu?"
Boğuk ve ürpertici sesim karşısında bir kaç saniye duraksadı telefonun karşısında ki adam.Oysa ki normal ses tonum buydu zaten.Sadece insanlar ilk duyduklarında ürperiyorlardı.
"...... "
Duymak istediğim şeyi duyduğum da telefonu kapattım ve arkamı döndüm.Kafalarını eğen korumlara hitaben konuştum.
"Gidiyoruz."
Hızla kapımı açan korumayla araçtan içeri girdim.Araba hareket ettiğinde arkama yaslandım ve çelik gibi bir ifade ile gideceğimiz yere varmayı bekledim.
***
"Efendim biz halledelim mi?"
Korumanın saygılı konuşması ile kaşlarımı çattım.
"Ben de geleceğim."
Arabadan inerken izbe sokağa kısaca göz gezdirdim.Gece konduların yan yana sıralandığı küçük ve eski mahalle de bacalardan çıkan dumanlar ve duyulan köpek seslerinden başka bir canlılık işareti yoktu.Korumalar paslı ve demir bahçe kapısını kolaylıkla açıp bir kaç adımlık eski,tahta kapıya ulaşmışlardı.
Arkalarından onları izliyor,keskin bakışlarla evin bakımsız camlarından içeri bakıyordum.Burada yaşamak Yavuz Karan Seyhanlı için neredeyse imkansızdı.
O lüksün ve zenginliğin içine doğmuştu.Yokluğun ne demek olduğunu hayatı boyunca tatmamış ve mevcut servetinin yedi kuşağına yeteceğini bilecek kadar kaygısızdı.
Açılan kapı ile bakışları oraya kaydı.Korumlar açılan kapı ile hızla kapıyı geriye çarpmış ve kapıyı açan adamı etkisiz hale getirip kollarını tutmuşlardı.Çok da güç sarfetmelerine gerek yoktu,adam sarhoştu zaten.
"Kimsiniz siz!Bırakın beni! Ne oluyor!"
Yavaş ama yeri döven adımlarla onlara ilerledim.Adamı içeri sokup salona benzeyen yerde diz üstü çöktürdüler.
"Ne istiyorsunuz!Benim bir şeyim yok! Bırakın!"
Sarhoşluktan domayı doğru düzgün çıkmayan kelimelerle bağırıyordu.
İki tane eski kanepe ve ahşaptan yapılmış bir sehpadan başka bir şey olmayan odanın ortasında durdum.
Adam korku ile bana bakıyor,tepesinde ki korumların güç uyguladığı omuzlarından dolayı ara ara yüzünü buruşturuyordu.
Belimde ki ağır silahı çıkarıp ortada ki sehpaya bıraktım ve eski kanepelerden birine, adamın tam karşısına oturdum. Adamın gözleri telaşla irileşmiş ve yüzü korkudan kızarmaya başlamıştı.Gözleri silaha kayıyor ve korumlardan kurtulmak ister gibi çırpınıyordu.
Arkama yaslanıp bacağımın tekini diğerinin üstüne atıp ona baktım.
"Dün gece haber uçurduğun kuşlar seni ele verdiler.Ben de bir yakından tanıyayım dedim.Neticede zararımın tamamını ödeyecek adamın nasıl biri olduğunu bilmem gerekiyor."
"Ben... ben bir şey yapmadım.Kimseye haber falan vermedim."
Sarhoş zihni ayılmaya başlamış, sözleri titreyen çenesinden anlaşılır çıkmaya başlamıştı.
"Bu çapsızlığınla böyle bir işi sana nasıl verdiler anlamadım."
Dedim etrafa kısaca göz gezdirip.İleri de iki tane kapalı kapı dışında bir şey yoktu.
Evin boyası dökülmüş, rutubet ve küften burnumun direği sızlamıştı.
"Ben bir şey yapmadım!Yalvarırım bana birşey yapma!"
Gözleri silaha kaymış, ağlak bir ifade ile konuşmuştu.
"Yapmayacağım merak etme."
Dedim karanlık bir ses tonu ile.Evin içinde ki bakışlarımı bana umut ile bakan adama çevirdim.
"Zararımı karşılamadan önce ölmeyeceksin."
Adam söylediğim şeyden sonra ağlamaya başlamıştı.
"Benim param yok...yemin ederim.. .Vermediler paramı zaten bana.Acı bana lütfen..."
Ağlayarak söylediği sözlerden sonra yüzümü buruşturdum.Sesi çok kötüydü ve ağrıyan başımı daha da tetikliyordu.İfadesiz bir şekilde ona bakıyor ve yalvarışlarını duymazdan geliyordum.
Gece klüplerinin birinde çıkardığı yangınla dünden beri uyumuyordum ve bu oldukça can sıkıcıydı.Yoksa verilen zarar benim için para bile değildi.Kimin yaptırdığını bildiğim gibi bu adamdan o paranın çıkmayacağını da biliyordum.
Bedelini ya canı ya da malı ile ödeyecekti.
E ortada verilmeye değecek bir mal olmadığına göre elim az ileride ki silahıma uzandı.
Silahı elime aldığım an adam çırpınmaya başlamış ve bağırarak yalvarmaya başlamıştı.
Yüzümde ki can sıkıntısı ile mermiyi namluya sürdüm ve adama doğrulttum.
"Dur!Yalvarırım öldürme beni!Ödeyeceğim yemin ederim ödeyeceğim!Birazcık zaman ver bana!"
Palavralarını dinlemek yerine tetiğin üstünde ki parmağımı hareket ettirecektim ki adam bağırdı.
"Kızım var!"
Anlamsız sözleri ile silahı göz hizamdan çıkardım.
Ne diyordu bu?Borcuna karşılık bana kızını mı verecekti?
"Ne yapayım ben senin kızını."
Dedim sanki çok salakça bir şey söylemiş gibi.
"Kızımdan başka bir şeyim yok!Senin olsun!Ne yaparsan yap!"
Soktuğumun şerefsizi!
Düşünceler kafamda hızla akmaya başladığın da evin açık kapısından gelen ayak sesleri ile bekledim.
"Bu kapı neden açık!Baba!"
Duyduğum ince ve naif ses ile elimde ki silahın ucunu adamdan çekip yere çevirdim.Yavaşça ayağa kalkıp içeri giren kıza döndüm.
Gördüğüm ilk şey ince bir beden ve çillerin süslediği küçük bir yüzdü.
"N-ne oluyor burada?Siz kimsiniz.."
Keskin bakışlarım kızın yüzünü dikkatle inceledi.Siyaha yakın koyu gözler, küçük bir burun, dolgun ve küçük dudaklar.Küçük bir kız çocuğuydu bu.Gözlerinde ki korkuyu gördüğümde yerde ki adama döndüm.
"Kaç yaşında?"
Adam sanki kabul etmişim gibi hevesle doğrulmaya çalışıp gözlerime minnetle bakmıştı.
"Ondokuz.Ondokuz yaşında!"
İfadesiz bakışlarımı ondan çekip anlamsızca babasına bakan kıza çevirdim.Yüzünü gören biri en fazla onbeş yaşında derdi.Ellerimi cebime sokup ona dikkatle baktım.Bu adamın benim zararımı karşılayamayacağının farkındaydım.Kız işime yarayabilirdi.
Kız bana korku ile bakıyor, ne döndüğünü anlamaya çalışıyordu.Gözleri elimde ki silaha kayınca titredi.
"Baba?Ne oluyor,kim bunlar?"
Dik bakışları yaşlarla dolmuştu ama ağlamıyordu.Korktuğunu biliyordum.Çok uzun zamandır insanların gözlerinden ne hissettiklerini anlıyordum.Kıza doğru yürüyüp tam karşısında durdum.
Göğsüme bile gelmeyen boyu ile kafasını kaldırıp bana baktı.
"Çıkın evimizden!"
Sert bir sesle konuşmuştu.Gözlerimi kısarak bana daha yakın olan yüzüne baktım.Sanki çözmesi zor bir bilmece çözüyormuşum gibi bakıyordum ona.
Kıza eğilip bir şey söyleyecekmiş gibi baktım.Titreyen bedenini zapt edemiyordu ve ona yaklaşmamla nefesini korku ile tutmuştu.Hemen sonrasında yanından geçip kapıdan dışarı çıktım.
Çıkmadan önce ifadesizce konuşmuştum.
"Kız bizimle geliyor.Adamın işini bitirin."
Karanlık sesimden çıkan sözler havaya ağır ağır dağıldı.Eski kapıdan dışarı çıktığımda evin içinden bağıran adam ve kızın çığlıkları yükseldi.
Onları umursamadan kapımı açan koruma ile arabaya bindim.Az sonra havaya dağılan ve gecenin sessizliğini bir bıçak gibi kesen silah sesi ile arkama yaslandım.
Kapıdan yaka paça çıkarılan kız ağlayarak adamlardan kurtulmaya çalışıyordu.Camın açma düğmesine basarak onlara baktım.İşaret ve orta parmağımı birleştirip yaptığım hareketle kızı benim olduğum araca çektiler.Küçük bedeni ona uygulanan güç ile neredeyse havada taşınıyordu.
Kapı açılıp kızı arabadan içeri zorlukla soktuklarında bağırarak ağlayan kız öfke dolu bakışlarını bana çevirdi.
"Allâh belanı versin!Bırak beni!Bırak!"
Sanki hiç bağırmıyormuş gibi ona normal bir ifade ile bakıp konuştum.Gözlerinden akan yaşlar çilli yanaklarını ıslatmıştı.
"İşim bittikten sonra bırakacağım merak etme."
Bana korku dolu,ürkek gözlerle bakan kızı umursamadan sigaramı yaktım ve ona bakarak zehirli dumandan derin bir nefes aldım.