bc

Karanlıktan Sonra

book_age18+
1
FOLLOW
1K
READ
dark
love-triangle
family
fated
opposites attract
heir/heiress
drama
sweet
bxg
soldier
campus
city
mythology
office/work place
lies
war
like
intro-logo
Blurb

+18 + 21 ileriki bölümlerde iliklerinize kadar hissedeceksiniz.

Nefretin içinde büyüdü. Aşkın içinde yeniden doğdu. Mavi gözlü bir komutanla yolları kesiştiğinde, sadece kalbi değil, bütün dengesi altüst oldu. Birbirlerine her yaklaştıklarında nefes almak bile zorlaşırken, aralarındaki yasak çekim inkâr edilemeyecek kadar büyüktü. Her dokunuş, her öpücük onları geri dönüşü olmayan bir yola sürüklüyordu. Fakat tutkularının önünde töre, sırlar ve kanla yazılmış bir kader vardı. Bazı hikâyeler aşkla başlamaz... Önce acıyla tanışırsın.

chap-preview
Free preview
karanlıktaki NEFRET
Bazı çocuklar dünyaya gözlerini açtığında ilk gördükleri şey annelerinin yüzüdür. Asmin ise dünyaya gözlerini, babasının nefret dolu bakışlarıyla açtı. Mardin'in üzerine çöken gece, alışılmış gecelere benzemiyordu. Gökyüzü tek bir yıldızını bile göstermeyecek kadar cimriydi. Ay, koyu bulutların ardına gizlenmiş, rüzgâr taş sokakların arasında dolaşırken eski evlerin ahşap kepenklerini usulca sallıyordu. Köy derin bir sessizliğe gömülmüştü. Ama Kaya Konağı'nın içinde aynı sessizlikten eser yoktu. Avluda hummalı bir telaş vardı. Bir yanda kaynayan bakır kazanlar, diğer yanda ellerinde temiz bezler ve sıcak su taslarıyla odadan odaya koşuşturan kadınlar... Yaşlı ebe, bir yandan dualar okuyor, bir yandan da doğum odasının kapısını aralayıp içeridekilere talimat veriyordu. O odadan yükselen her sancı sesi, taş duvarlara çarpıp bütün konağın içine yayılıyordu. Kapının hemen önünde ise Derviş bekliyordu. Hayatı boyunca nice düşman karşısında dimdik durmuş, sözü kanun sayılmış bir adamdı. İnsanlar onun gözünün içine bakmaya çekinir, verdiği kararı sorgulamaya cesaret edemezdi. Ama o gece... Ne ağalığının... Ne servetinin... Ne de gücünün... Hiçbir anlamı yoktu. İki eli arkasında kenetliydi. Bir adım atıyor, sonra duruyordu. Kapıyı açıp içeri girmek istiyor ama gidemiyordu. Çünkü ilk defa korkuyordu. İçeride canından çok sevdiği kadın vardı. Hayatında ilk ve tek kez âşık olduğu kadın... Gülnihal. Yıllar önce diyar diyar dolaştığı bir yolculukta tanışmıştı onunla. İlk defa âşık olmuştu Derviş. Aşkı Gülnihal ile tatmıştı. İlk kez bir kadının gözlerine bakarken kendini güçlü değil, huzurlu hissetmişti. Bu yüzden ilk oğulları doğduğunda adını hiç düşünmeden Diyar koymuştu. Çünkü hayatının en güzel hikâyesi, diyar diyar gezerken başlamıştı. Şimdi ise hayatının en güzel hatırası, o odanın içinde ölümle yaşam arasında nefes alıp veriyordu. Bir çığlık daha yükseldi. Derviş istemsizce gözlerini kapattı. "Allah'ım..." diye fısıldadı. "Ne olur onu bana bağışla." Bu, yıllardır ettiği en çaresiz duaydı. Konağın taş duvarlarını delen çığlıklar, evin her köşesine yayılıyordu. diyar ise babasıyla kapının önündeydi.Annesi Gülnihal saatlerdir doğum sancısı çekiyordu. Evin kadınları telaşla odadan odaya koşuyor, kimse küçük çocuğun korkuyla açılmış gözlerini fark etmiyordu. Diyar hiçbir sesi duymuyordu. Ama insanların yüzündeki korkuyu görebiliyordu. İçeri girmek istedi. Tam kapıya uzanmıştı ki derviş kolundan tutup onu geriye çekti. Dudakları hareket ediyordu. Muhtemelen "Olmaz oğlum ." diyordu. Diyar başını iki yana salladı. Gitmek istemiyordu. Annesini görmek istiyordu. Kapının aralığından yalnızca bir anlığına Gülnihal'i görebildi. Solgun yüzü ter içindeydi. Güçlükle gözlerini açtı. Bakışları oğlunu bulunca dudaklarına yorgun bir tebessüm yerleşti. Titreyen eliyle onu yanına çağırdı. Kimse fark etmeden Diyar koşup yatağın başına diz çöktü. Gülnihal, oğlunun yüzünü iki avucunun arasına aldı. Parmakları titriyordu. Diyar annesinin dudaklarını okumaya çalıştı. "Kardeşini koru..." Sonra... "Onu hiç yalnız bırakma." Diyar'ın gözlerinden yaşlar süzüldü. Defalarca başını salladı. Söz veriyordu. Konuşamıyordu ama gözleri annesine verdiği yemini haykırıyordu. Tam o sırada içeride yeni doğan bebeğin ilk nefesi alındı. Küçücük Asmin hayata gözlerini açarken, Gülnihal son kez kızına baktı. Ardından Diyar'ın yanağını okşadı. Eli yavaşça düştü. Gözleri bir daha açılmadı. Odadaki herkes ağlıyordu. Diyar ise neden herkesin ağladığını tam olarak anlayamıyordu. Annesini sarsıyor, uyanmasını istiyordu. Ellerini tutuyor, yüzünü okşuyordu. Hiçbir şey değişmedi. O gün Diyar yalnızca annesini kaybetmedi. Çocukluğunu, güvenini ve içindeki son sıcaklığı da o odada bıraktı. Ve o gün, daha altı yaşında bir çocuk, ömrü boyunca tek bir sözü bile söyleyemeyeceği hâlde, annesine verdiği sözü kalbinin en derin yerine mühürledi: Asmin'i ne olursa olsun koruyacaktı. Derviş kapının önünde delirmişçesine dönüp durıyordu. içeridekilerden habersiz bekliyordu. Bir anda...bir bebek ağlaması duyar gibi oldu ve Her şey sustu. Ne içeriden bir ses geliyordu ne de kadınların telaşı duyuluyordu. O sessizlik, Derviş'in içine korkudan daha ağır bir şey bıraktı. Avludaki kadınlardan biri gözyaşlarını silerek, "Çok şükür..." diye mırıldandı. Derviş'in yüzünde küçücük bir umut belirdi. Kapı yavaşça açıldı. Yaşlı ebe, kucağında beyaz kundaklara sarılmış minicik bir bebekle dışarı çıktı. bebek anesine çok benziyordu Ebenin kollarında duran bebek, sanki porselenden yapılmış kadar beyaz bir tene sahipti. Başını örten yumuşacık turuncu saçlar, daha şimdiden ince ince parlıyordu. Minicik burnu nohut tanesi kadar küçüktü. Gül yaprağını andıran dudakları usulca aralanıyor, aldığı her nefeste hafifçe titriyordu. Uzun kirpikleri kapalı gözlerinin üzerine gölge düşürüyordu. Yanakları süt kadar beyaz teninin üzerinde belli belirsiz pembelik taşıyordu. Avuç içi kadar olan bedeni, beyaz beze sarılmış hâliyle öylesine narin görünüyordu ki, sanki sert bir rüzgâr esse kırılacak gibiydi. Ebe kadın bebeği dervişe uzattı fakat yüzünde doğumu müjdeleyen bir sevinç yoktu. Sadece yorgunluk... ve gizlemeye çalıştığı büyük bir acı. ve acıyla ağzından dökülen o son kelime, "Diyarı odadan çıkarsınlar ağam" oldu, dili tutulmuştu resmen gözleri konuşuyordu, Derviş, ebenin ağlamaklı gözlerine baktığı anda kalbinin sıkıştığını hissetti. "Neden susuyorsun?" dedi. Sesi önceki kadar güçlü değildi. "Gülnihal'e bir şey mi oldu?" Yaşlı kadın cevap veremedi. Başını eğdi. Ellerindeki kundak hafifçe titriyordu. Derviş'in sabrı tükenmişti. "Konuş!" Yaşlı ebe derin bir nefes aldı. "Kızın oldu ağam..." O cümle havada asılı kaldı. Derviş'in dudaklarında belli belirsiz bir tebessüm belirdi. Ama ebenin susması... O tebessümü yavaşça söndürdü. Kadın dudaklarını birkaç kez araladı. Kelimeler boğazına düğümleniyordu. "...Ağam..." Derviş'in yüreği yerinden çıkacak gibiydi. "Gülnihal..." Bir an durdu. Gözlerinden yaş süzüldü. "...Çok kötü." Derviş, hiçbir şey duymamış gibi kapıyı iterek içeri girdi. "Gül!" Sesi odanın taş duvarlarında yankılandı. Yatağa doğru yürümek istedi. Ebeler ve konağın kadınları önüne geçti. "Ağam... yapma." "Çekilin!" "Hastaneye götürelim..." Bu cümleyi söyler söylemez kendi sesi bile ona yabancı geldi. Çünkü o da biliyordu. Doğum ansızın başlamıştı. Mardin'in o uzak köşesinde, gecenin bu vaktinde hastaneye yetişmek artık mümkün değildi. "Olmaz..." dedi yaşlı ebe gözyaşlarını tutamayarak. "Artık çok geç." Kadınlar, Gülnihal'i dikkatle beyaz çarşafın üzerine uzattılar. Sanki yalnızca derin bir uykuya dalmış gibiydi. Yüzünde huzurlu bir ifade vardı. Sanki birazdan gözlerini açacak, Derviş'e gülümseyecekti. Derviş dizlerinin üzerine çöktü. Titreyen eliyle Gülnihal'in saçlarını kulağının arkasına itti. Parmakları tenine değdi. Soğukluk, avucundan bütün bedenine yayıldı. İşte o an... Gerçek bütün ağırlığıyla omuzlarına çöktü. Odadaki kadınların hıçkırıkları yükselirken Derviş tek kelime etmedi. Dakikalar sonra yaşlı ebe, kundaktaki bebeği usulca kucağına alıp yanına yaklaştı. "Al ağam..." "Bu sana Gülnihal'den emanet." Derviş yavaşça başını kaldırdı. İlk kez kızına baktı. Kundaktaki minicik bebek, gözleri kapalı hâlde ağlıyordu. Ne annesinden haberi vardı... Ne de doğduğu anda değişen kaderinden... Derviş uzun süre sustu. Sonra gözlerini kızından çekip yeniden Gülnihal'e çevirdi. Gözlerinden tek bir damla yaş süzüldü. Dudakları güçlükle aralandı. "...Onu benden alın." Odanın içinde kimse nefes bile alamadı. Yaşlı ebe, bebeği biraz daha sıkı sardı. Derviş ağır adımlarla kapıya doğru yürüdü. Tam çıkacakken durdu. Arkasını dönmedi. Kısık ama kararlı bir sesle yalnızca tek bir kelime söyledi. "Asmin..." Ve odadan çıktı. O gece... Kaya Konağı'nda yalnızca bir kadın ölmedi. Bir kız çocuğu da, daha ilk nefesinde babasının sevgisini sonsuza dek kaybetti.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Unscentable

read
2.0M
bc

He's an Alpha: She doesn't Care

read
790.0K
bc

Claimed by the Biker Giant

read
2.0M
bc

Holiday Hockey Tale: The Icebreaker's Impasse

read
1.0M
bc

A Warrior's Second Chance

read
372.6K
bc

Not just, the Beta

read
356.6K
bc

The Broken Wolf

read
1.2M

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook