Olivia, her zamanki asaletiyle usul usul merdivenlerden inerken Pusat ona sert bir bakış attı. "Ne var Pusut, neden sen her zaman sinirli? Ben korkuyor." Pusat'ın, bir erkeğe göre fazla dolgun sayılabilecek dudaklarından dökülen bıkkınlık nidası ardından gelecek homurdanmaların habercisiydi sanki. "Her an bir şey yapıp her yeri birbirine katabilirsin de ondan! Diken üstündeyim senin sayende! İki dakika gözümü ayırsam bir olay kopartacaksın diye korkuyorum. Ayaklı bela gibisin maşallahın var Olivia." Olivia, Pusat'ın art arda sıraladığı cümleleri anlamıyormuş gibi bir bakış attığında Pusat'ın yüzündeki öfke ifadesi de bariz bir şekilde artmıştı. "İngilizce konuş olmaz mı Pusut? Hep Türkçe, hep Türkçe! Ben anlamıyor bir şey senden. Sen anlatıyor ama ben anlamıyor." "Ben de senden anlam

