Günümüz... Usulca yerinde kıpırdandı Şule. Telefonunun zil sesi, babasıyla geçirdiği anılarından oluşan tatlı rüyasından alıp hayatının gerçekliğine çekti. Zil sesi kulağına geliyordu ama gözlerini açmak için de büyük bir çaba sarf etmesi gerekiyordu. Derin bir nefes alıp yayttığı yerde esnedi fakat kolunun sızısıyla yüzü buruştu. Gözlerini aralayıp yatakta doğruldu. Bir kaç göz kırpıştırma sonrası kalktı ve masadan telefonunu aldı. Ekrana baktığında 'Gökyüzüm' yazısı, yüzündeki uyku sersemliğine rağmen tatlı bir tebessüm oluşturdu. "Efendim annem" dedi yatağının sıcaklığına geri sığınmak istiyordu. "Kızım. Hayırlı sabahlar Şule'm. Nasılsın?" diye sordu Emine. Sesi her zamanki gibi şefkat doluydu. Kendini usulca yatağına bıraktı Şule. "İyiyim annem. Bugün Zehra hoca nöbetçiydi nam

