Günümüz... Gözyaşlarım sel olup akmak için çırpınıyordu. İçimdeki yangını söndürmeye yeteceğini bilsem ne kadar gözyaşım varsa şu dakika bırakırdım. Ama tuttuğum her damla kalbimdeki ateşi daha da harlıyordu. Ayrılırken beni o halde görmesin diye tutmuştum ama artık dolup taşmıştı göz pınarlarım. Daha fazla dayanamamış olacak ki bana sormadan usul usul süzülmeye başladı. Hırçın bir selin önüne ördüğüm set yıkılmıştı. En son babamın ölümünde ağlamıştım ben. Söz vermiştim kendime bir daha giden birinin ardından gözyaşı dökmeyeceğim diye. Ama sözler bazen yüreğindeki ağırlığı taşımaya yetmiyormuş. Hümeyra'nın ölümüne sebep olmanın verdiği acı mı yoksa küçük bir çocuğu annesiz bırakmanın vicdan azabı mıydı hissettiklerim? Hangisinin acısı daha çoktu bilemiyordum. Bildiğim tek şey Şilan

