1994 Artvin Yusufeli / Eylül Hasan sırtını duvar yastığına yaslamış, göğsünde mışıl mışıl uyuyan kızının yanağını parmağıyla usul usul okşuyordu. Gözleri Şule'nin yüzünde, bakışlarında tarifsiz bir hayranlık vardı. Yanaklarının tombulluğu, simsiyah kirpikleri ve fındık burnu... Hasan'a o kadar güzel geliyordu ki kızına bakmaya doyamıyor, her bakışında tekrar tekrar Allah'a şükrediyordu. Şule ise her şeyden habersiz çocuk masumiyetiyle uykuya dalmıştı. Ağzı hafif aralıktı. İki minik dişi görünüyordu ve yanağına süzülen incecik salya Hasan’ın göğsüne bulaşmıştı. Emine, baba kızın bu güzel görüntüsünü hayranlıkla la izledi. İçi sıcacık oldu baktıkça. Şule'den sonra Hasan'ın gözlerinin içi gülüyordu. Bir baba için evlat ne demek o zaman anlamıştı Emine. Geçmişin hüzünlü anılarını hatı

