sen kimsin ki lan
Koskocaman bir aşiretin içinde tek başıma kalmıştım. Çünkü olan şey çok basitti; Mert abim, yani küçük abim, Şahinoğlu aşiretinden kız kaçırmıştı. Evet, onlar bizim düşmanımızdı ama Burak abim beni kurtaracaktı. En azından Aslan denilen bunak yerine onun yeğeni Devran Ağa’yla evlenmememi sağlayacaktı. Bana öyle söz vermişti.
“İnşallah Allah’ım, kurban olayım, öyle olsun...” diye içimden dua ettim.
Bir anda kapı açıldı.
“Ay!” diye bir çığlık attım ama gelen sesle korkum geçti.
“Korkma güzelliğim, benim abin,” dedi Burak abim.
Koşup ona sarıldım. O benim her şeyimdi.
“Abi, aşağıda ne oluyor? Vallahi şu kadarcık gücüm bile yok ki aşağıya geleyim,” dedim.
Önce bana baktı, sonra sarıldı. Her zaman sevgi ve güven bulduğum kollardaydım.
“Korkma, o iş bende. Seni Devran denen malla evlendirmeyeceğim. Kuma olmayacaksın, merak etme,” dedi.
Aslan Ağa’nın şu ana kadar bir çocuğu olmamıştı ama herkes Devran Ağa var diye kuma lafı etmemişti. Ve kendisi de zaten istememişti ama şu an niye beni istiyordu, orasını ben bile bilmiyordum.
“Ne yapacaksın abi?” dedim. Abimin sağı solu belli olmazdı; gider adamı öldürürdü falan. Ben ondan her şeyi bekliyordum.
Gece, İstanbul...
Elinde babasının yıllar önce ona verdiği tesbih vardı. Biraz baktı, sonra cebine koydu. Fazla bakmaması lazımdı çünkü başına bela olurdu. Hem Urfa’yı özlemişti. İnsan için kendi memleketi her zaman farklı olurdu, derdi babam. Haklıydı, ne diyeyim? Benim için farklıydı.
Ben kimiyim? Ben Devran Şahinoğlu. Şahinoğlu aşiretinin ağasıyım. Benim babam, bir tanem Aslan adında amcam, bir tane yengem ve bir tane kız kardeşim vardı. Adı Reyhan’dı. Bayağı güzeldi; 22 yaşlarında, sarışın, ela gözlü bir kızdı.
Ben ise ondan daha da farklıydım. Yeşil gözlü, siyah saçlı, esmer tenli, uzun boylu bir adamdım. Buradaki en büyük hukuk şirketi bana aitti.
Aşağıya doğru neredeyse koşar adımlarla indim. Elimdeki dosyaya bakıyordum, bir de bir adama çarptım. Pos bıyıklı, orta boylu, orta yaşlı bir adamdı.
“Kusura bakmayın, görmedim,” dedim. Adamdan aynı nazikliği bekliyordum ama çatık kaşlarla bana bakıyordu. Bir anda ıslık çaldı ve bir sürü adam geldi.
“Hayırdır lan, ne yapıyorsunuz siz?” dedim. Gündüz vakti adam öldürmeyeceklerdi herhalde. Hem benim kim olduğumu bilmiyordu.
“Mert ağamdan selam var,” dedi. Sonra ise biri kafama vurdu...