Ruhumun Kayıp Parçası

3123 Words
Kayboldum sevgilim Sensiz kaybettim kendimi Boşlukta süzülüyorum Hiçbir amacım olmadan Beni bul meleğim , bul ki Senle yeniden doğayım. Dün kontrolü kaybettiğim için Gece'nin canını yakmıştım. Bu isteyeceğim en son şey olasına rağmen bir çaba sarf edip geri almaya çalışmamıştım. Taki Serter'in yerime geçtiğini fark edip ona meydan okuyana kadar da olanların bilincinde değildim. Ondan özür dilemek için yanına gittiğimde Kumsal kapıyı açıp uyuduğunu söylemişti. Yine de onu görmeden gitmek istemediğim için ısrar edip içeri girmeyi başarmıştım. Her zamanki masumiyetiyle mışıl mışıl uyuyordu çiçeğim. Onun bu melek halini görünce kendime engel olamayıp yanına giderek alnına küçük bir öpücük kondurdum. Uyandırmak istemediğim için sessiz ama hızlı bir şekilde odadan çıktım. Uraz ve Arda'nın yanına gidip yarın her şeyin hazır olup olmadığı sordum. Onlardan olumlu bir dönüş alınca odama çıktım. Hızlı bir şekilde banyoya girip sıcak bir duş aldım. Çıkınca üstüme rahat bir şeyler giyip kendimi yatağa attım. Heyecandan uyumam biraz zor olacaktı ama yorgun bir halde görünmek istemediğim için denemekten başka şansım yoktu. *** Ertesi sabah Kumsal'ın dürtmesiyle bulutların üzerinde geçirdiğim uykumdan uyandırılmıştım. Suratımı asarak ''Sabahın köründe niye uyandırıyorsun kızım ? Bırak biraz daha uyuyayım.'' Diye isyan ettim. ''Olmaz Gece. Kalkman lazım.'' ''Kızım bir rahat bırak da uyuyayım, lütfen.'' ''Peki Laçin'in sana ihtiyacı var desem?'' ''NE!? Laçin'e bir şey mi oldu? Nerede şimdi?'' Diye tüm sorularımı sıralarken çoktan ayağa fırlamıştım. Kumsal kahkaha atınca bu söylediklerinin yalan olduğunu anlayıp gözümü devirdim. ''Kumsal gülmesene ya!'' ''Ne yapayım çok komik.'' ''Ödümü koparttın.'' ''Üzgünüm ama başka türlü kalmayacak gibiydin.'' ''Haklısın kalkmazdım.'' ''Gördün mü? Bak iyi yapmışım işte.'' ''Neyse , niye kaldırdın beni?'' ''Arda seni çağırıyordu. Bir konuda yardımın gerekiyormuş.'' ''Hangi konuda yardım edebilirim ki?'' ''Bilmiyorum ama seni odasında bekliyor.'' ''Ah! Tamam. Gidip ne istediğine bakayım.'' Kumsal başıyla onaylayınca ben de kapıdan çıkıp Ardanın odasına gittim. Nerden bildiğimi sormayın ben de bilmiyorum. Sadece iç güdü. Kapıyı çalıp hafif aralayarak başımı içeri uzattım. Bunu gören Arda hemen yerden kalkıp '' Ah! Sonunda. Biran gelmeyeceksin sandım Gece.''dedi. ''Tamam geldim sakin ol. Sorun ne? Ne oldu?'' ''Yerdeki gitarını gösterip içine bir paket düşürdüm ama bir türlü alamıyorum. Yardım eder misin?'' ''Arda şaka yapıyor olmalısın? Telleri çıkarıp alsana.'' ''Olmaz!'' ''Neden?'' ''Çünkü... Çünkü bu telleri çıkarıp takınca akor tutmadığı için ayarlamak çok uzun sürüyor.'' ''Ah! Tamam. Ne yapabileceğime bakayım.'' diyerek gitarın yanına gidip yere dizlerimin üstüne oturdum. Bileğim ince olduğu için tellerin arasından girer mi diye denesem de başarılı olamayıp başka bir yol bulmaya çalıştım. Gitarı havaya kaldırıp ters döndürerek sallamaya başladım. Belki düşer diye ama ne inat paketse bir türlü çıkmıyordu. Ben de ondan daha inatçı olduğum için sallayıp gitarın yuvarlak boşluğuna yakın bir yere uzun uğraşlar sonucunda getirdim. Hemen elimi tellerden geçirip paketi alıp Arda'ya uzattım. Almayınca tek kaşımı kaldırıp baktım. ''Ne oldu? Niye almıyorsun?'' ''Bu senin için Gece. Senin açman gerekiyor.'' Gözümü devirip paketi açtığımda içinde bir not ve küçük bir anahtar vardı. Arda'ya baktığımda omzunu silkip devam etmemi işaret etti. Bakışlarımı pakete çevirip içinden notu çıkardım ve okumaya başladım. '' Sana kalbimin anahtarını veriyorum çiçeğim. Lakin bunun işe yaraması için beni bulman gerekiyor. İşte sana ipucu: Bak etrafına, bul mor menekşeyi gösterecek sana kilidin yerini.'' Bu neydi şimdi? Hiçbir şey anlamamıştım. Yazan notta etrafıma bakmamı söylüyordu ama burada nerede bulacaktım ki mor menekşeyi? ''Arda şuna baksana ben bir şey anlamadım.'' ''Bana hiç bakma Gece. Ben de bilmiyorum.'' ''Aman ne güzel ! Sen de yardım etmiyorsan nasıl bulacağım ?'' ''Notta yazanlara odaklan. Onlar sana yol gösterir.'' Gözümü devirip peki diyerek etrafa bakmaya başladım. Gözlerim odayı tararken bir noktada takılı kaldı. Küçük ,siyah ve altın renginin kombinasyonu ile boyanmış oyma müzik kutusunun kilidine tutturulmuş bir tane mor menekşe duruyordu. Hemen yanına gidip menekşeyi çıkartarak açmaya çalıştım ama olmadı. Tam tekrar zorlayacakken aklıma anahtar geldi. Acaba o anahtar bunu açabilir miydi diye düşünürken aklıma notta yazanlar geldi. ''Bul mor menekşeyi gösterecek sana kilidin yerini.'' İşte bu! Aradığım kilit bu olmalıydı. Hemen siyah renkte iki dişli küçük anahtarı çıkartıp deliğe girdirdim ve ardından anahtarı çevirdim. Kilitten tık sesi gelince hemen kutuyu açtım. İçinde yine bir not vardı. Acaba bu sefer ne yazıyordu? Öğrenmek için hemen kağıdı elime alıp açtım. Açmamla şoka girmem bir oldu. Koskoca kağıtta tek bir cümle yazıyordu. O da " Harmonideki notaları bul, şifreyi çöz." İdi. Bu ne biçim bir şifreydi. Nasıl bulacaktım bunu? Arda'ya dönüp sert çıkan sesimle "Ne işler çeviriyorsunuz siz?" Dedim. "Bilmiyorum yenge. Tüm bildiğim -" derken sözünü kestim. "Sen biraz önce yenge mi dedin?" "Hayır ye- aman Gece." "Bak yine söyleyecektin. " "Yoo öyle bir şey yapmayacaktım." "Arda! Ne biliyorsun? Anlat hemen." "Tek bildiğim sana kağıdı buldurmam gerektiği. " "Laçin'in işi demi bunlar?" "Daha fazlasını söyleyemem üzgünüm. " Peki öyle olsun diyerek odadan çıkıp Kumsal'ın odasına gittim. Kapıyı açıp içeri girdiğimde elinde tuttuğu telefonumu bana uzattı. "Bunu unutmuşun? " "Evet, öyle bir anlatınca beyin kalmamıştı. " Sözlerimin üzerine gülerken telefonumu aldım. Sol üst köşedeki ışık yanıp yanıp sönüyordu. Büyük ihtimalle mesaj gelmişti. Hemen telefonun kilidini açıp mesaja baktım. Laçin'den geliyordu ve şöyle yazıyordu: "Güzelim, akşam sana çok güzel bir sürprizim var. O zamana kadar sana bıraktığım notları takip et. Sonuncu şifre de birbirimize kavuşacağız. " Bunların altından onun çıkacağını tahmin etmiştim. Bir oyun çeviriyordu daha doğrusu çeviriyorlardı ama henüz çözememiştim. Sanırım şifreleri çözmek dışında başka türlü ne olduğunu da bulamayacaktım. Derin bir nefes alıp Kumsal'a dönerek konuştum. "Senin görevin ne?" "Henüz daha zamanı gelmedi. Doğru an geldiğinde öğreneceksin. Şimdi hazırlan ve şifreleri çözmeye devam et." Ağzımı açıp doğru ânı soracaktım ki sözleri biter bitmez dışarı çıkmıştı. Neden bunlar benim başıma gelir anlamıyorum. Umarım canımı yakacak bir şey yapmıyorsundur Laçin Kaya diye söylenecek üzerimi değiştirdim. Masaya koyduğum notu tekrar elime alıp okudum. " Harmonideki notaları bul, şifreyi çöz." Ne anlama geliyordu acaba? Harmoni ve nota olduğuna göre müzik aletleri ile ilgili bir şeydi ama hangi enstrümandı? Gitar olabilir miydi? Veya bir piyano? Nota ile olan çok fazla enstrüman vardı. Nereden bilecektim hangisi olduğunu? Bu odada durup düşünmek bir işe yaramıyordu. Bu yüzden hemen odadan çıkıp ilerlemeye başladım. Çıkış kapısına giderken Uraz ile karşılaştım. Bu gerçekten rastlantı mıydı yoksa oyunun bir parçası mıydı? Doğruyu söylemek gerekirse bilmiyorum. Düşünüp beynimi de yormak istemediğim için görmezden gelmeye karar verdim. "Nereye gidiyorsun Gece?" "Ne yalan söyleyeyim ben de bilmiyorum. " "O ne demek oluyor? " Elimdeki kağıdı gösterip Laçin bana şifreli notlar bırakıyor ben de bulmaya çalışıyorum dedim. Anladığını belli edercesine kafasını salladı. Bu oyundaki rolün ne Uraz? Göster artık ne olduğunu ? "Peki, Uraz burada müzik odası falan var mı? " "Aslında merdivenleri hemen yanındaki oda müzik odamız. Her ne arıyordan oraya bakabilirsin." Teşekkür ederim deyip hızla odanın oraya gidecekler aklıma gerçek müzik odasının aşağıda olduğu aklıma geldi. "Uraz müzik odası aşağıda değil miydi? Ben mi yanlış hatırlıyorum yoksa sen bilerek mi orayı söyledin ?" Elini ağzına götürüp fermuar çekiyormuş gibi yapınca sesli bir şekilde nefes verip bana söylediği yere gittim. Oda ne kadar küçük olsa da sadece 52 notalı olduğunu tahmin ettiğim org olduğu için kocaman görünüyordu. Burada bir şey bulamayacağımı düşünüp çıkacakken dikkatimi mor menekşe çekti. Hemen yanına gidip baktığımda bir not daha olduğunu gördüm. Açıp baktığımda ise "Beni çal." Yazıyordu. Nasıl bir şey çalacağımı bilemeyerek etrafa bakarken kapının arkasından bir şeyin sarktığını gördüm. Hemen gidip kapının arkasında ne olduğuna baktım. Notalar yazıyordu. Büyük ihtimalle bunu çalacaktım. Hiç vakit kaybetmeden orgun yanına gidip notaları üstüne koyup çalmaya başladım. do| re_ do | si__ | do si do | la__ si la si | sol_____ do__ | re_ do | si__ | do si do | la__ si la si | sol_____ Bu... Bu Samanyolu 'nun ilk iki sözlerinin notalarıydı. İnanamıyorum. Bir sonraki şifre bu muydu şimdi? Sözler ? Sözler neydi peki? Melodiyi tekrar çaldığımda şarkının sözleri su gibi aktı. Sen kalbimin mehtabısın, güneşisin Sen ruhumun vazgeçilmez bir eşisin Kalbimin mehtabı, güneşi? Mehtap ay ışığı ise akşamdan bahsediyor olabilir. Güneş ? Nedense aklıma direk Kumsal geldi. Acaba bahsettiği an bu muydu? Neyse onu sonra düşünürüm. Şimdi sözleri analiz etmeye devam edeyim. Neydi bir sonraki söz? Hah! Evet. Sen ruhumun vazgeçilmez bir eşisin. Ah Laçin ! Senin de mi ruhunda bir şeyler eksik? Sen de mi o boşluğu benim seninle doldurduğum gibi sen de benimle mi dolduruyorsun? Zihnimin içi karman çorman olmuştu. Bir sonraki adımın ne olduğuna dair en ufak bir fikrim yoktu. Ama durun bir dakika Kumsal vardı. Onu bulmalıydım. Hemen odadan çıkıp onu aramaya başladım ama evin hiçbir yerinde yoktu. Mutfakta Arda'yı görünce yanına gittim. "Arda , Kumsal nerede? " "Bilmiyorum Gece." "Oğlum ne biçim sevgilisiniz siz? İnsan sevdiğinin nerede olduğunu bilmez mi?" "Söylemezse bilmez Gece." "Of! İyi tamam. Demedim bir şey. " "Ama tahminime göre bugün alışverişe gitmiş olabilir. " "Alışverişe ? Tam olarak nereye?" "Onu bilmiyorum. " "Tamam sorun değil. Öğrenirim ben. Teşekkür ederim." Deyip hızla arka bahçeden geçip dışarı çıktım. Ne taraftan gideceğimi düşünürken Arda'nın seslenmesiyle arkamı döndüm. "Gece bekle. Kumsal mesaj attı. Seni götürmemi istiyor." "Tamam hadi gidelim." Deyip onu takip ettim. Dakikalar içinde arabaya binip yola çıkmıştık. Yaklaşık bir saat sonra beni Kumsal'ın markası olduğunu tahmin ettiğim İnci Butiğe getirdi. Arabadan indiğimde Arda gazı çoktan köklemişti. Bu davranışını umursamayıp içeri girdim. Içerisi dışarıdan göründüğünün aksine baya büyük ve genişti. Etrafta bir sürü askı ve çeşit çeşit rengarenk kıyafetler vardı. Hepsine büyülenmiş şekilde bakarken Kumsal'ın seslenmesiyle ona doğru döndüm. "Gece! Hoş geldin." "Hoş buldum da ne işimiz var burada ?" "Sana elbise bakacağız? " "Şaka yapıyorsun? " "Hayır, gayet ciddiyim. " "Ben elbise giymem. " "Olmaz öyle şey. Giyeceksin. En azından bu seferlik. " "Of Kumsal tamam giycem. " "Yaşasın. Beni izle." Diyerek arkaya doğru ilerledi. Arkada bana yaklaşık 10 a yakın elbise göstermişti ama ben hiçbirini sevememiştim. Ne yapayım gösterdikleri ya çok abartılı ya çok sade ya da parti içindi. En son bıkıp "Kumsal elbise yerine etek giysem olmaz mı?" Dedim. Bana hızla dönüp tek kaşını kaldırarak baktıktan sonra hemen başka bir yöne gidip ortadan kayboldu. 3 dakika 10 saniye sonunda elinde fuşya renginde fırfırlı etek ve yine fuşya renginde kısa göğüs kısmı biraz açık gömlek ile geri döndü. "Bunları dene." Dedi elime tutuşturduğu kıyafetlerle birlikte kabine iterken. Ben giyinirken perdenin altından saydam bir çift topuklu ayakkabı attı. Üzerimi giymem bittiğinde ayakkabıları da giyip perdeyi açarak dışarı çıktım. O ,hayatı boyunca soluğuyla, güzelliğiyle Parlaklık verirdi güle, güzel kokan menekşeye. - William Shakespeare, Aşk ve Anlatı Şiirleri Laçin'in elini tutup sırıtarak yürürken neden bu kadar şey yapma gereği duydun diye sordum. "Çünkü bugünün senin için unutulmaz olmasını istiyorum. " "Ne için unutulmaz olacak?" Diye sorduğumda Laçin elimi bırakıp cebinden bir kutu çıkardı. İçinde acaba ne var diye düşünürken kulağıma ilişen sözlerle tüm odağım mavilere çevrildi. " Ikimiz da kaybolduk ruhumuzun karanlığında Çiçekler soldu Zaman durdu Yıldızlar ışıkları söndürdü Umut olmayı bıraktı Tâ ki o iki kişi birbirleriyle karşılaşana kadar O karşılaşmada bir filiz doğdu Sönen yıldızlara bir kıvılcım oldu Tekrar parladı yıldızlar Umut oldular herkese Zaman tekrar akmaya Hayat anlam bulmaya başladı Senle ben var ya Işte her şeyi düzeltecek Tekrar umut olacak kişileriz Önce kendimize yol göstereceğiz Sonra da diğerlerine Senle ben tekrar doğduk Tıpkı bir anka gibi Senle ben tekrar şansı yakaladık Bir türlü bulunamayan dört yapraklı yonca artık bulundu Biz şansımızı bulduk " Duyduğum sözlerle gözlerim dolmaya hatta birkaç damla akmaya başlamıştı. " Gece, ben seni seviyorum. Sen benim eksik parçamsın. Yıllardır kalbimde hissettiğim boşluğu senin yanındayken hissetmiyorum. Sen yanımdayken ben tam bir bütün oluyorum." Deyip gözlerini kutuya çevirerek kapağını açtı. İçinden yarım bir kolye çıktı. Tek kaşımı kaldırıp ne olduğunu anlamaya çalıştım. Acaba bu çift kolyesi miydi? "Gece! Bu kolyeyi takıp ruhumdaki boşluğu doldurur musun? Benim olur musun? Biliyorum çok tutarsız biriyim. Bir sürü kişiliğim var ama sana garanti veriyorum ki senin yanında sadece Laçinim. Diğer kişiliklerimden hiçbiri gelmiyor. Sadece sana aşık olan bir adam oluyorum. Yapbozun kayıp iki parçası olan bizi, birbirinden ayrı düşmüş bu kolyeleri birleştirir misin?" Dedi kendi boynundaki kolyeyi göstererek. Ardından gözlerimin içine bakıp "Beni dünyanın en mutlu adamı yapar mısın? "Diye bitirdi sözlerini. Duyduklarıma inanamıyorum. Ünlü Rock yıldızı Laçin Kaya namı diğer Gecenin Lordu bana çıkma teklifi ediyordu. Üstelik bir sürü organizasyon hazırlayarak. Rüya görüyor olamazdım değil mi? Eğer rüya ise lütfen kimse beni uyandırmasın. Laçin "Güzelim bir sorun mu var?" Diye sorunca bu yaşadıklarımın gerçek olduğunu idrak ettim. Kaybolmuş ve titreyen sesimle "Laçin ben... ben ne diyeceğimi bilemiyorum. " Deyip boynuna atladım. Göz yaşlarım mutluluktan akıp gidiyor Laçin'in omzunu ıslatıyordu. Kendimi kontrol etmeye çalışıp geri çekildim. Gözlerimi mavilerle buluşturduğumda ona ait olduğumu hissettim. Mıknatısın iki zıt kutbu gibi ona çekildiğimi hissettim. Biliyor musunuz bu hoşuma gidiyor. Hislerimin karşılıksız olmadığını bilmek, hatta birinin beni sevdiğini bilmek harika bir duygu. Yıllarca o duyguya hasret kaldım. Tâ ki şimdiye kadar. Sevgilim , Lordu'm. Hayat iyi ki bizi karşılaştırdı. İkimizin de geçmişinde Derin izler var biliyorum. Bunu hissediyorum. Ama artık son bulacak İkimiz birlikteyken . Yaralarımızın tekrar kanamasına izin vermeyeceğiz. Sesimi bulmaya çalışarak kısık çıkan sesimle evet diyebildim. Laçin hemen kolyeyi çıkarıp boynuma taktı. Ardından bana kocaman sarılıp alınlarımızı birleştirdi. "Beni dünyanın en mutlu insanı yaptığın için teşekkür ederim meleğim." Ben hâlâ kendimi kontrol edemediğim için sadece burnumu çekerek yanıt verebildim. Laçin yavaşça eğilip beni öpmek üzereyken durup gözlerime bakmaya başladı. Anlaşılan benden onay bekliyordu. Bende o onayı vermek adına bu sefer ben birleştirdim dudaklarımızı. O da bana karşılık verince dünyalar benim olmuştu. *** Artık sevgiliydik ama ben hâlâ inanamıyordum. Böyle harika bir şeyin başıma gelmesi milyonda bir falandı. Ben geçmişinde derin izler taşıyan, işe yaramaz, hiçbir şeyi hak etmeyen biriydim. Ama Laçin bana tam tersi olduğumu hissettiriyordu. Gerçekten iyi şeyleri hakkedecek kadar değere sahip miydim acaba? Bunun cevabını bilmiyordum. Onu hakkediyor muyum veya ona layık mıyım onu da bilmiyorum ama öyle olmak için elimden geleni yapmaya hazırım. Beni prenses gibi hissettirdiğin için teşekkür ederim sevgilim. *** Gözlerimden süzülmeye devam eden yaşlarımın artık yüzümü sırılsıklam etmişti. Işin garip tarafı o kadar ağlamaya makyajım nasıl bozulmadı onu çok merak ediyorum. Bakışlarım hâlâ aşık olduğum mavilerde takılı kalırken Laçin elini yanağıma koyup baş parmağı ile durmak bilmeyen yaşlarımı siliyordu. O eskileri sildikçe yerine yenileri geliyordu. "Meleğim ağlama artık. Bak ben yanındayım. Her şey güzel olcak. " "Biliyorum ama..." Deyip burnumu çektim. "Aması yok güzelim. Mutluluktan da ağlıyor olsan benim içim gidiyor. Seni ağlarken gördüğümde kalbim sıkışıyor nefes alamıyorum. Hâlbuki sen benim nefes alma sebebimsin." Artık ,gerçekten, ağlamamı durdurmam gerekiyordu. Lâkin duyduğum sözler beni fazlasıyla etkilediği için durduramıyordum. "Laçin ben çok özür dilerim, durduramıyorum. Birinin beni sevebileceğini, değerli olduğumu hissettireceğini tahmin bile edemezdim. Ben kendimden nefret ettim, hâlâ da ediyorum. Geçmişte o kadar kötü şeylere maruz kaldım ki kendimi hep işe yaramaz, değersiz hissettim. O kadar canım yanıyordu ki anlatamam sana." Diyerek durup tepkisini ölçtüm. Hiçbir şey söylemeyip sadece beni dinliyordu. Mavilerini ise hüzün kaplamıştı. Onu böyle hüzün içinde görmeye dayanamasam da gerçeği bilmeyi hakkettiği için devam ettim. "Laçin ben.. Ben ölmek istedim. Ölüp kurtulmak istedim. Bu hayatta fazlalıktan başka bir şey değildim. " "Çiçeğim öyle değilsin, olmayacaksın da. Sen o insanların yaşamayı hakettiğinden çok daha fazla hakkediyorsun. " "Laçin baksana bana! Darmadağınım. Geçmişimin altında eziliyorum. " "Bakıyorum bebeğim ve ne görüyorum biliyor musun? Güçlü bir kadın. " "Ben hâlâ lanetimin izlerini taşıyorum, ölene kadar da taşıyacağım. Şimdi söyler misin bana benim nerem güçlü? " Dedim bileğimi ona uzatıp kesiklerimi göstererek. Saniyeler sonra elimi kaşıma götürüp oradan gözümün birkaç santim altına kadar uzanan izlerimi gösterdim. Ne kadar makyajla kapatmaya çalışılsa da yine de görünüyordu. Bakışlarım Laçin'deyken tekrar sordum. "Laçin gerçekten beni bu halimle seviyor olamazsın? Baksana bana! Ben bozuğum, paramparça olmuş biriyim. Benim kalbim ve ruhum camdan yapılmış gibi yıllarca parçalandıkça parçalandı. Toz haline geldi. Artık beni kimse düzeltemez. " Dedim göz yaşlarım akmaya devam ederken. "Meleğim, sen bozuk falan değilsin. Sen tanıdığım en güçlü kadınlardan birisin. Bak bebeğim geçmişinde ne oldu bilmiyorum, neden bu izler oldu bilmiyorum ama bu önemli değil. Geçmiş geçmişte kaldı. Yüzündeki, bileğindeki, bedenindeki kesikler umrumda değil. Ben seni o yüzden sevmiyorum, ben seni sen olduğun için seviyorum. Ben senin kişiliğini seviyorum." Bu adam ciddi olamazdı. Ben bozuk biriyim. Neden beni sevdiğini söylüyor. Hâlbuki benim yerime sevebileceği daha güzel kişiler var. "Laçin benden daha iyileri varken neden ben?" "Çünkü seni seviyorum sevgilim. Çünkü sen benim yaşama nedenimsim. Sen benim karanlığımı aydınlatan güneşimsin. Sen olmazsan ben yaşayamam. " Bir şey söyleyemeyip sessiz kalmıştım. Ne diyebilirdim ki? Ağlamam şiddetlenirken beni kendine çekip kocaman sarıldı. Bir yandan saçlarımı öpüp diğer yandan sırtımı sıvazlarken senin mutlu olman için her şeyi yapacağım , dedi. Ona sarılmak beni biraz sakinleştirmişti. Belki haklı olabilirdi , bilemiyorum. Tek bildiğim onunlayken kendimi çok daha iyi hissettiğim. Sakinleşip kendimi kontrol edince geri çekilip mavilerine baktım. Bu beni biraz daha rahatlatmıştı. "Her şey için teşekkür ederim. Seni seviyorum." "Ben de seni seviyorum küçük meleğim. " Utanıp bakışlarımı yere indirdiğimde eliyle çenemden tutup başımı kaldırdı. Ardından dudaklarıma küçük bir öpücük kondurup geri çekildi. Bir iki adım uzaklaşıp elimi tutarak beni kendi etrafımda döndürdü. "Geldiğinden beri söyleyemedim ama prenses gibi olmuşun sevgilim. " "Teşekkür ederim... sevgilim. " 'Sevgilim' kelimesini söylemek bana biraz zor gelmişti ama bunu söylemek istediğim için kendimi zorlayıp söylemiştim. Laçin'in yüzünde oluşan mutluluğu görmeniz gerekiyordu. Gerçekten büyüleyiciydi. *** Laçin'in benim için hazırladığı organizasyonda biraz daha vakit geçirip arabaya bindik. Sevgilim beni eve bırakacaktı. Tek sorun ben bunu istemiyordum ama bir yandan da yorgunluktan ölüyordum. Doğruyu söylemek gerekirse o yanımdayken yorgunluğumu hiç hissetmiyordum. Yolu izleyen bakışlarımı çekip sevgilime odakladığımda dudaklarımın kenarı yana kıvrıldı. O da bakışlarını yoldan çekip bana bakınca yüzümde durduk yere bir sırıtış meydana geldi. "Çok güzelsin bebeğim. " "Teşekkür ederim sen de çok yakışıklısın Lordu'm. " "Lordu'm mu? Lakabımı kullanacağını düşünmüyordum. Üstelik geçmişinde olanlardan sonra." "Sorun değil. Bahsettiğim sensin. O yüzden kontrol edebilirim." "Sen nasıl istersen prenses." "Teşekkür ederim prensim. " "Prensin yesin seni güzellik. " Deyip parmağı ile burnuma hafifçe vurdu. Odağını tekrar yola çevirecekken telefon çalmasıyla bakışlarımız telefona çevrildi. Laçin'den hızlı davranıp telefonu elime aldım. Sen yola odaklan ben açar hoparlöre alırım, dedim. Ve ardından söylediklerimi yaptım . "Laçin ne yaptınız? Teklif ettin mi? O ne dedi? Tepkisi ne oldu? Beğendi mi? Oğlum bir cevap versene!" Diğer taraftan Kumsal'ın sesi gelince Laçin bıkkın bir şekilde bana baktı. Onun bu haline kıkırdayıp ben cevap verdim. "Sakin olur musun Kumsal? Sevgilimin çıkma teklifini kabul ettim. Hazırladığı her şey çok güzeldi." "Oha! Gece? Sen Laçin'in yanında mısın? " "Evet yanındayım ama beni eve bırakacak birazdan. " "O zaman hiç bırakmasın kutlayalım. " "Kumsal çocuk muyuz da kutlama yapacağız be kızım? "Diye araya girdi sevgilim. "Oyunbozanlık yapma Laçin. Bunu kutlamamız gerekiyor. " "Olmaz. Sevgilim bugün fazlasıyla yoruldu daha da yorulmasın. " "Ya ama olmaz ki böyle. Hiç eğlenceli değilsiniz. " Telefonu bizden uzaklaştırıp Laçin'e yaklaşarak gidene kadar başımızın etini yiyecek değil mi diye fısıltıyla sordum. Başını maalesef anlamında sallarken ben de o zaman gidelim dedim sessizce. "Alo? Çifte kumrular orda mısınız?" "Buradayız Kumsal , geliyoruz. "Dedim. Diğer taraftan çığlık sesi duyulunca ben de kıkırdamadan edemedim. "Tamam o zaman ben konumu atıyorum. "Deyip telefonu kapattı. Telefonu kapatır kapatmaz Laçin hemen "Meleğim gerçekten yorulmayacağına emin misin?" Diye sordu . "Endişelenme sevgilim , ben iyiyim. Hem gitmezsek başımızın etini yer. O yüzden ne kadar çabuk halledersek o kadar iyi." "Peki bebeğim sen nasıl istersen. Ama bana söz ver, kötü hissedersen bana söyleyeceksin ben de seni eve bırakacağım." "Tamam söz veriyorum. "
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD