İstanbul’un kalabalığına rağmen geceler bazen insanın içine işleyen bir sessizlikle doluydu. Hastane koridoru işte tam da böyle bir sessizliğe gömülmüştü. Olcay, soğuk mermer banklardan birine oturmuş, başını ellerinin arasına almıştı. Göz kapakları uykusuzluktan ağırlaşsa da zihnindeki fırtınalar bir türlü dinmek bilmiyordu. Halasının hastane odasında verdiği yaşam mücadelesi gözlerinin önünden gitmiyordu. Eniştesi Cihan yıkılmış en sevdiği kuzenleri ağlamaktan helak olmuş durumdaydı. "Allah’ım, neden hep bizim payımıza bu acılar düşüyor?" diye isyan etmeye başladı "Halam, küçücükken bana masallar anlatırdı. Beni kendi evladından ayırmadı… Şimdi nefes alışını bile duymaktan korkar hale geldim. Ya gözlerimi kapattığımda, bir daha açtığımda onu bulamazsam?" diye gözlerinden akan acı yaşl

