Olcay’ın gözleri yorgunluktan kızarmıştı. Hastane koridorunda sabahladığı gecenin ağırlığı hâlâ omuzlarında taşıyordu. Nigar halasının odasının kapısı sık sık açılıp kapanıyor, doktorlar girip çıkıyordu. O ise bir adım bile yerinden kıpırdayamıyordu. Ne zaman gözlerini kapatsa, kendi içinden yükselen fısıltılar onu rahatsız ediyordu. “Ben koca Seyhanlı’nın en büyük oğluyum… ama elimden hiçbir şey gelmiyor. Gücüm yetmiyor. Çocukluğumdan beri hep ‘Olcay halleder, Olcay korur’ dediler. Şimdi ben neyi hallettim? Halan nefes nefese yatıyor, Sen Olcay Şeyhanli ne yaptın onun için sadece bekliyorsun.” Yüreğinde ağır bir suçluluk vardı. Babasının, köydeki işlerin, yatırımların, aile sorumluluklarının yükünü taşırken, sevdiklerini korumakta aciz kaldığını düşünüyordu. Duvarın gölgesine yaslanıp d

