--- Gecenin serinliği avlunun taşlarına sinmişti. Milan Konağı’nın geniş yemek salonunda uzun bir sofra kurulmuş, sıcak yemeklerin kokusu taş duvarlara sinmişti. Mumlar yakılmış, eski bir radyodan usul usul bir Kürtçe ezgi yükseliyordu. Alaz baş köşede oturuyordu. Sağında Hevîn, solunda Mirza. Hevîn karnını sıvazlayarak gülümsüyor, elindeki sıcak çorbayı içmeye çalışıyordu. Karşısında Sahra vardı; bir yandan çatalını yemeğe batırıyor, bir yandan da göz ucuyla nişanlısı Ferhat’ı süzüyordu. Masada Evindar da vardı. Sesi kısık kahkahalarla Mirza’ya bir şeyler fısıldıyordu. Bir yandan da gözleri, ikinci katta kalan Hazar’ı arıyordu. O dakikada, ayak sesleri duyuldu. Hazar, Nalin’in koluna girmişti. Sessizce sofraya doğru ilerliyorlardı. Masadakiler bir an sustu. Alaz’ın kaşı havaya kalktı

