Akşamın alacakaranlığı Emirdağ Konağı’nın taş avlusuna yavaşça süzülürken, içeride hummalı bir telaş vardı. Büyük kına gecesine sadece birkaç saat kalmıştı. Konağın her köşesinde ayrı bir hazırlık vardı; kimi renkli yemenileri ütülüyor, kimi halıların üzerine dizilecek bakır tepsileri parlatıyordu. Kadınların neşeli gülüşmeleri, odadan odaya yankılanıyordu. Bir odada İpek oturmuş, karşısındaki aynaya bakıyordu. Siyah uzun saçları örülmüş, alnına kırmızı tül bağlanmıştı. İçinde hüzünle karışık bir heyecan vardı. Elini kalbine götürdü, derin bir nefes aldı. Yanında Mercan vardı; beş aylık hamile karnına rağmen oturmuş, İpek’in ellerini tutuyordu. "Her kız bu geceyi bekler ama sen kendin için değil, aileni susturmak için bu geceye razı oldun," dedi Mercan usulca. İpek gülümsedi, kırgın ama

