Düğün salonunun büyük kapıları iki yana açıldığında içerideki kalabalığın uğultusu birden sustu. Herkesin gözü gelin yolunun başına çevrilmişti. O an, sanki zaman bir anlığına durdu. Kırmızı halının üstünde önce Ömür belirdi. Kına gecesinden kalan hüzünlü zarafeti hâlâ üzerinde taşıyordu. Gözleri Berzan’a çevrildi. Berzan, salonun en önüne, kendisi için ayrılmış özel bölüme getirilmişti. Tekerlekli sandalyesindeydi. Üzerinde zarif bir koyu lacivert takım elbise… Gururlu, mağrur, sessiz bir savaşçı gibiydi. Gözlerinde sadece Ömür vardı. Ömür, yavaşça göz kırptı ona. O adım adım ilerlerken Berzan’ın gözbebeklerinde yılların suskunluğu yanıyordu. Ardından salona İpek ve Furkan girdi. Salonun lambaları bir anda sönüp yalnızca üzerlerine düşen yumuşak bir ışık kaldığında, herkes nefesini tut

