Malik
Efnan’ı ardımda bırakıp koşarak içeri girdim. Merdivenleri ikişer üçer indim. Gözlerim Gülru’yu ararken ışıklar kapandı ve tavandaki renkli ledler ortalığı rengarenk aydınlattı.
Panikle etrafıma bakıp derin nefesler alırken omzuma dokunan elle irkildim.
Arkamı döndüğümde sinirle bana bakan kardeşimle içim rahatladı.
Gülru sitemle konuştu.
"Abi nerede kaldın? Yetişemeyeceksin sandım."
Telafi etmek için hemen atıldım.
"Özür dilerim, gülüm. Affet beni. Prensesim benimle dans eder mi? Gönlünü alayım."
Gülrü uzattığım eli tuttu. Yavaş adımlarla dans etmeye başladık. Işıltıyla bana bakan gözlerine gülümseyerek karşılık verdim.
Müzik yavaş yavaş sona ererken onu bir kaç tur daha çevirdim. Gülümsemesi yüzünde büyüdü.
Son hareketiyle bana kocaman sarıldı. Başını omzuma koyup minnetle konuştu.
"Teşekkür ederim abi, beni yalnız bırakmadığın için."
Omzumdaki saçlarını şefkatle okşadım. Geri çekilip yüzüme baktı.
"Sen benim canımsın, nasıl yalnız bırakırım? Nasıl geçti, eğlendin mi?"
Gülru, heyecanla günü anlatmaya başlamıştı. Ama aklıma Efnan geldi.
Seni bekleyeceğim demişti.
Cidden bekler miydi? Yoksa anlık mahcuplukla mı ağzından çıkmıştı.
Yanına gitmek istiyordum aslında ama Yusuf'da oradaydı. Onu görmek istemiyordum.
Adını anar anmaz bile vüducum gerildi. Kaşlarım çatıldı.
Ayrıca Gülru’yu da artık yalnız bırakamazdım.
"Abi, beni dinliyor musun?"
Düşüncelerimi Gülru'nun sesi böldü.
"Hı? Ne dedin, gülüm?"
Gülru hafif çatık kaşlarıyla bana baktı.
"Aklın nerede abi? Beni dinlemiyorsun?"
Sitemli sesine gülümsedim. Aklımın olduğu yeri söyleyemeyeceğim için geçiştirdim.
"Gülru bana bir içecek mi getirsen abim, dilim damağım kurudu?"
Gülru başını iki yana sallayıp yanımdan ayrıldı.
Eğlenen gençler de gözlerimi gezdirirken bu ara canımı oldukça sıkan başka bir ses işittim.
"Malik, yine göz kamaştırıyorsun."
Sinem bir anda ortaya çıkacak tüm keyfimi kaçırdı.
İltifatına başımı sallayıp yanından ayrıldım.
Sinem, iki senedir olduğum her yerdeydi. Henüz çocuk diyebileceğim yaşta aşkını itiraf etmişti. Aşkı bilen bir adam olduğum için onu nazikçe geri çevirdim.
Ama o bundan anlamadı. Takıntıya dönen hisleriyle peşimden ayrılmıyordu.
"Abi?"
Gülru'nun sesiyle düşünmeyi bırakıp uzattığı içeceği aldım. Bu gece onun gecesiydi mutluluğuna gölge düşürmek istemezdim.
Efnan
Geç kaldığım için abimin sert bakışlarıyla yemeğe eşlik etmeye çalışıyordum.
İçin için bana nasihat etmek için yanıp tutuştuğu ateş eden gözlerinden belliydi.
Dakik diye herkes öyle mi olacak?
Arada misafirler bir şey soruyorda çok şükür rahat bir nefes alıyordum.
İstemsiz saate baktım. 10'u geçiyordu. Ama kimsenin gelip gittiği yoktu. Gerçi ne diye çağırmıştım, ne diye gelecekti, bilmiyordum. Sadece hissediyordum...
Tabii, sürekli giriş kapısına kayıp duran gözlerim, abim tarafından fark edildi.
"Birini mi bekliyorsun?"
Sorusuyla irkilip bakışlarımı tabağıma çevirdim. Bakışlarını hâlâ üzerimde hissedince ona döndüm.
"Yok canım, kimi bekleyeyim."
İç sesim hemen devreye girdi. 1.90 boyunda, kara kaşlı, kara gözlü... Bakışı sert, gülüşü yumuşak. Esmer bir bomba... derken öksürmeye başladım. Hava püfür püfür esiyor, niye ateş bastı şimdi beni?
Tabii iyice benden şüphelenen abim, koruma içgüdüsüyle sırtımı sıvazlamaya başladı.
Misafirler olduğu için kulağıma eğilip fısıldadı.
"Hey Allah'ım, neyin var senin? Aklın bir karış havada."
Ona bakıp gülümsedim.
"Ben biraz bunaldım, hava alsam iyi olacak."
"Eşlik etmemi ister misin?"
"Yok abi, sağ ol. Kısa sürecek zaten."
"Tamam canım 1 saate çıkarız. Ona göre fazla uzaklaşma."
Başımı salladım. Misafirlerden müsaade isteyip hızlı adımlarla balo salonuna yöneldim. Daha dışarıdan gelen kahkahalar ve uğultu, bir yıl önceki mezuniyetimi hatırlattı. Yüzümde kocaman bir tebessümle içeri girdim.
Zaman cidden hızlı akıyordu...
Salona adımımı atar atmaz gözlerim, mıknatıs gibi onu aramaya başlamıştı. Ancak kalabalık o kadar fazlaydı ki, bulamıyordum. Gitmiş miydi yoksa? Hem de seni bekleyeceğim dediğim halde.
İçime garip bir sıkıntı çöktü. Ne bekliyordum ki? Kabahat bende, neden geldim?
Yanan içimi soğutmak için içecek standına doğru yürüdüm. Üzerimdeki bakışlardan habersiz.
"A, siz bugün yolda yardım isteyen kız değil misiniz?"
Duyduğum soruyla adımlarım sekteye uğradı. Çaresizce yanımda beliren kıza döndüm.
Bugünden o kadar utanıyordum ki hemen inkar ettim.
"Hmm, anlamadım, ne yardımı?"
Hırsıma yenilip yaptığım yanlışın ayağına dolanmasını istemiyordum. Hem de avukat olacaktım, yakınlarımdan birinin kulağına gitse ömür boyu dalga konusu olurdum.
"Güzelliğiniz unutulacak gibi değil."
Aldığım hoş iltifatla bakışlarımı gök mavisi gözlere çevirdim. Nasıl da ışıl ışıl bakıyordu...
"Ay, off! Yakalandım. Çok tatlısın ama lütfen bunu dile getirme. Ben bu günü hafızamdan silip atmayı düşünüyorum."
Belki bir kişi hariç... Yok canım, ne fesatsınız, arkadaşlık için sadece! 🤥
"Beni görmek için bu kadar sabırsızlandığını bilmiyordum."
Malik’in hafif alaylı mesaj içeren sesiyle bakışlarımı ona çevirdim.
Yüzündeki gururlu ifade sinirimi bozdu. Onu çağırdığım halde kendim gelmiştim.
Ama ona bu gururu asla yaşatmayacaktım.
"Senin aksine, nezaket nedir biliyorum."
Bir anda sert çıkan sesime tebessüm etti. Aldırmayıp ekledim.
"Gitmeden selam vereyim, hem de borcumu ödeyip içimi rahatlatayım dedim."
Bakışlarımı Malik'ten çekip aldığı elbiye baktım.
Gülru
Hayretle abime baktım. Yüzünde kendini beğenmiş ifadesiyle genç kızı sıkıştırıyordu. Ve bundan keyif aldığı ortadaydı.
Gözleri bir an bile bana kaymadı. İkisi arasında elektrik fazla olduğu için sessizce yanlarından ayrıldım.
Bu genç yaşta akıma kapılıp gitmek olmazdı! Nasıl sonra abime sorup öğrenirdim.
Tam o esnada koluma giren arkadaşımla irkildim.
Elif Malik abimi başıyla işaret ederek sordu.
"Hayırdır?"
Bende Elif'le bakışlarımı ikiliye çevirdim. Birlikte muhteşem görünüyorlardı. Elif'in sorunu cevapladım.
"Bilmiyorum."
Gözüm Elif'e kaydı. Bugün bizden yardım isteyen kız olduğunu fark etmemişti.
Ama asıl soru, abim onu nereden tanıyordu? Abimin az önce söylediği cümle fazlasıyla flörtözdü... Ne zaman? Nasıl? Kafam da onlarca soru belirdi.
Elif onlara bakarak kırırdadı.
"Havva teyze delirecek."
Evet... Bir de o mesele vardı. Yaşlanmaya yüz yengem yıllardır Malik abimin evlenmesi için çenesini yoruyordu. Ama Malik abim asla yanaşmıyordu.
Furkan abim okumak için gittiği Kanada’da yabancı bir kadınla evlenmişti. Yengemin girdiği bunalımdan aylarca çıkamamıştı. Bu yüzden köyden, helal süt emmiş bir kızla abimi baş göz etmek istiyordu.
Ama Malik abim...
Evlilik fikrine asla sıcak bakmıyordu. 28 yaşında olmasına rağmen ciddi bir ilişkisi bile olmamıştı. Onun için hayat, ailesinden ve işinden ibaretti.
"Hey! Tutabildin mi bari?!"
Arkadaşımın alaycı sitemiyle kendime geldiğimde, içimde küçük bir umutla tebessüm ettim. Yıllardır kendisini ailesi için yok sayan abimin, belki de bir gün kalbinde bir çiçek yeşerir umudu doldu yüreğime...
Efnan
Malik, hafif alınmış tutumuma, göz kaçırışlarıma rağmen üsteledi.
"Her zaman bir bahane vardır."
Gözlerini bir an bile benden çekmeden keyifle konuşuyordu.
Oyun istiyordu madem. Kimle oynadığını bilmesi gerekirdi. Zira ben kaybetmem.
Tebbessümle saçlarını geriye attım. Malik'e biraz daha yaklaşıp alanına girdim.
Gürültülü alanda sesime hafif alay ve keskin tutarak konuştum.
"Nezaketime bu kadar anlam yüklemen beni gururlandırdı, ama istediğin ilgiyi veremeyeceğim maalesef"
Gözleri bir an parladı. Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir tebessüm belirdi. Sözlerimden etkilenmişti.
Aramızda inkar edemediğim bir çekim vardı. Bakışlarımız birbirine kilitliyken araya giren kadın sesi büyüyü bozdu.
"Malik'cim, bu kız kim?"
Bir anda beliren kız Malik'in koluna girdi. Ters bakışlarını yüzüme dikti.
Malik'e döndüm ama o hâlâ koluna giren kıza bakıyordu.
"Her şey için tekrardan teşekkür ederim. Bana müsaade."
Daha fazla dayanamayıp hızla yanlarından ayrıldım.
Bir yandan söylenmeyi de ihmal etmedim. Önüne gelene mavi boncuk dağıtıyordu demekki. Far görmüş tavşan gibi kaldı.
Sinirle yürürken bana doğru gelen garsonu görmedim. Bir anda önüne çıkınca adam çaresiz elindeki tepsiyi düşürdü.
Üzerime bakınca ıslandığını fark ettim. Garson hemen benim duymam gereken mahçubiyetle sordu.
"Özür dilerim, iyi misiniz?"
"Lavabo nerede?"
Tüm gün nezaketten bahsedip şu an yaptığımın kabalık olduğunun farkındaydım, ama zihnim çok karışıktı.
"Merdivenlerden yukarı çıkın, koridorun sonunda, hanımefendi."
Cevabını alınca, basamakları bir hışımla çıktım.
İçimi saran öfkenin sinirimi bozuyordu. Ne sebeple bu haldeydim.
Lavabonun kapısını açarken mırıldandım.
"Etkilendim."
Kendimle inatlaşır gibi sesime yükselterek kendime duyurdum.
"Lanet olsun, ETKİLENDİM!"
Kapıyı tamamen açtığım da anlamsız gözlerinin bana döndüğünü gördüm. Boş olmasının imkanı mı vardı aptal Efnan! Bugün ki rezilliğin henüz dibini sığırmadığımı yeni fark ettim.
Bakışların çekilmediğini fark edince hırsla konuştum.
"Ne bakıyorsunuz? Siz hiç etkilenmediniz mi?"
Biri hafifçe kıkırdayarak omuz silkti.
"Aman, boş ver. Ben her gün birinden etkileniyorum. Takılma."
Yanımdan söylenerek geçen kızın ardından derin bir kaç nefes aldım. Lavaboya yöneldim. Elimi yüzümü yıkadım.
Biraz kendime geldikten sonra lavabodan çıktım. Buradan bir an önce gitsem iyi olacak.
Doğru kararı verip adımlarımı merdivenlere çevirecekken beklemediğim sesle adımlarım durdu.
"Selam verip hoşça kal demeyecek misin?"
Sesin geldiği yöne döndüğümde, terasın trabzanlarına kolunu yaslamış, sigara içen Malik'i gördüm.
Dikkatle bana bakıyordu. Sesimi soğuk ve mesafeli tutarak cevapladım.
"Müsaade istemiştim diye hatırlıyorum."
"Ama ben verdiğimi hatırlamıyorum"
Ukala isteyen vardı sanki! Dik dik bakmasına aldırmadım.
"Kız arkadaşına..."
Sesimi keskin ve baskın bir tonda çıkararak devam ettim
"...dalıp gidince daha fazla rahatsız etmek istemedim."
Ciddi olamazsın bakışlarına omzumu silktim. Kız gayette sevgilisi gibi hesap sormuştu.
Malik, kısa ve keyifli bir kahkaha atıp sigarasından bir nefes daha aldı.
"Kıskandın mı?"
Rahat tavrı ve iması sinirimi bozsada kendimi toparladım.
Hafif tebessümle ona doğru bir adım attım.
"Ne münasebet?!" dedim.
Sonra elimi uzatıp, sigarayı parmaklarının arasından alıp dudaklarıma götürdüm. Derin bir nefes çekip, dumanı ağır ağır Malik'in yüzüne üfledim.
Malik, bir iz gibi hareketlerimi izledi. Yutkundu. Etkilendiği belliydi. Ellerini yanağıma koymak üzereyken aniden bir kırılma sesiyle irkildik.