Koray Merter: Doruk'u iki gündür görmüyorum.
Eray Dokuz: Eve de gelmiyor.
Koray Merter: Okula desen uğradığı yok.
Eray Dokuz: Buğu'yu bir kez bile aramamış.
Koray Merter: Acaba bizi mi oyalıyor?
Eray Dokuz: Olabilir.
Eray Dokuz: Ondan beklerim.
Koray Merter: Aptal işte, ne olacak.
Koray Merter: Fotoğrafları Buğu'ya gösteremeyeceğimizi sanıyor.
Eray Dokuz: Gösterebilir miyiz ki?
Koray Merter: Elimizde kanıt olsun diye çektik, elbette gösteririz.
Eray Dokuz: Buğu çok üzülür, Koray.
Eray Dokuz: Fotoğrafları kaldırabileceğini düşünmüyorum.
Koray Merter: Hangi Buğu üzülür?
Koray Merter: Şaka mısın, kör müsün?
Koray Merter: Doruk gitti, Buğu kendini yemek yapmaya verdi.
Koray Merter: Birlikte yemek yaptığı kişi Utku.
Koray Merter: Utku'nun Doruk ile yaşadığı evdeler, hatta şu an bizde o evin içerisindeyiz.
Koray Merter: Ben somurtan bir Buğu göremedim.
Eray Dokuz: Bize gülüyor oğlum o.
Eray Dokuz: Buğu hep gülüyor.
Eray Dokuz: Ben kendi için ağladığına hiç şahit olmadım...
.
Buğu Şirin: Şeker de al!
Utku Savaş: Evde şeker yok mu?
Utku Savaş: Ben en son baktığımda vardı.
Buğu Şirin: Koray ve Eray kavanozu kırdı...
Buğu Şirin: Yenisini alsan?
Utku Savaş: Sadece şeker mi gitti?
Buğu Şirin: Şey, bir de kabartma tozları.
Utku Savaş: Onlara ne oldu?
Buğu Şirin: Kendi üstlerine kabartma tozu dökerlerse daha sert bir şekilde kavga edebileceklerine inandılar...
Utku Savaş: Pekâlâ, başka?
Utku Savaş: Başka neyi yok ettiler?
Buğu Şirin: Aslında bakarsan yaptığımız pastanın üstüne de su döktüler.
Buğu Şirin: Bunu anlamadan yaptıkları için şu an kendi gibi bir köşeye sinmiş, bakışlarını yerden çekemiyorlar.
Utku Savaş: Onlar pastaya kendilerinden daha çok değer veriyordu...
Buğu Şirin: Evet, öyle.
Buğu Şirin: Bir ara Eray pastayı ıslak ıslak yemeye kalktı, Utku.
Buğu Şirin: Şoka girdim.
Buğu Şirin: Garip ve korkutucu bir andı.
Buğu Şirin: Gözlerindeki hayal kırıklığıyla en sevdiği şeyi yiyordu...
.
Buğu Şirin:

Buğu Şirin: Dün gece keşke uyandırsaydın,
Buğu Şirin: Gerek yoktu mutfağı toplamana.
Buğu Şirin: Birlikte toplayabilirdik.
Buğu Şirin: Bu arada tost için teşekkür ederim.
Utku Savaş: Rica ederim.
.
Doruk Erzem:

Doruk Erzem: Üç gün Buğu.
Doruk Erzem: Yalnızca üç gün yoktum.
Doruk Erzem: Uzak mı duramadın ondan?
Buğu Şirin: Saçmalıyorsun yine.
Buğu Şirin: Utku benim arkadaşım.
Doruk Erzem: Utku'yla sen arkadaş filan değilsiniz.
Doruk Erzem: Hiçbir zaman da olmadınız.
Doruk Erzem: Dünde değildiniz, bugünde değilsiniz yarında olmayacaksınız.
Buğu Şirin: Buna sen mi karar veriyorsun?
Doruk Erzem: Sen başka bir şeye karar vermişsin gibi konuştun.
Buğu Şirin: Saçmalıyorsun.
Buğu Şirin: Alt tarafı evden çıkarken bir şeyler yaptım.
Buğu Şirin: Üstelik ben mutfak sanatları okuyorum, Doruk.
Buğu Şirin: Mutfak gördüğüm yerde yemek yapmam kadar normal bir şey yok.
Doruk Erzem: Evden çıkarken?
Doruk Erzem: Evde miydin?
Doruk Erzem: Ne zamandır, hep mi?
Doruk Erzem: Ben de diyorum Buğu neden beni aramıyor...
Doruk Erzem: Aklına bile gelmiyormuşum ki.
.
Doruk Erzem: Bilmiyor musun? (23.57)
Utku Savaş: Neyi?
Doruk Erzem: Onu ne kadar çoook sevdiğimi.
Doruk Erzem: Bilmiyor musun?
Utku Savaş: Aradaki o lar fazlalaşınca sevginin büyüklüğünü mü göstermiş oldun?
Doruk Erzem: Uzak dur ondan Utku.
Doruk Erzem: O benim.
Doruk Erzem: Gülüşü benim, kokusu benim, mimikleri benim, parmaklarından çıkan her yemek benim...
Utku Savaş: Hiç var olmamış gibi yok olmak ne demek hiçbir fikrin yok, değil mi?
Utku Savaş: İçten içe ihtimal bile vermiyorsun senden vazgeçmesine.
Utku Savaş: İşin kötü tarafı haklısın da.
●İletilmedi.
Utku Savaş: Buğu senden vazgeçmez.
●İletilmedi.
Utku Savaş: Yaşamaktan vazgeçer, senden vazgeçmez.
●İletilmedi.