Bu Cenkay beynini cebinde mi taşıyordu, anlamıyorum. Hisselerini ipotek vermek ne demekti ya? Ben bilmiyor muyum yani parayı verip işi kapatmayı? Ama o kadar basit değildi ki durum. Daha fazlasını isteyip istemeyeceğini bilmiyorduk, elinde ne olduğunu bilmiyorduk... Belki hem bizden para alıp hem de haber sitelerine elindeki görüntüleri satacaktı; nereden bilebilirdik? ''Delirdin mi sen?'' diye bağırdım. ''Bana bağırma, laflarına da dikkat et.'' ''Cenkay bu öyle parasını vereyim de sussun gibi bir mevzu değil.'' ''Rana, bütün gün çalıştım; çok yorgunum. Hallettim işte.'' ''Hiçbir şeyi hallettiğin yok. Her şeyi daha kötü yaptığın gibi, kendini de zor bir duruma düşürdün.'' Kendini bu duruma getirip bir de kahramanlık taslardı kesin. ''Başka bir şey yoksa, telefonu kapatalım. Meşgulüm

