Annem ve Nazlı alacakları cevabı alıp içeriye geçerken ben de tekrar mutfağa döndüm. İçimi buruk bir his kaplamıştı, tedirginlik ise etrafımda kol geziyordu. Kuşku ve korku dur ya insanı en çok yıpratan ben de şu an iki his de mevcuttu, korkuyordum hem de delicesine, kuşkulanıyordum kim kör bir kız ile evlenmek ister diye!
Evlilik yapabileceklerim sınıfına bile girmezken şu an gittiğim yol ise tam da ona çıkıyordu. Aklımın alamayacağı kadar çok soru biriktirip kendi kendime düşünürken Sinemin sesi doldu kulaklarıma.
" Canım nasılsın?"
Sinem yine enerji dolu sesi ile sormuştu bu soruyu geldiklerinden beridir benim yanıma neden gelemediğine az buçuk şimdi anlam verebiliyordum. Kendince etkilemek istememişti belli ki. Yüzümü sesinin geldiği yöne çevirip elimden geldiğince gülümseyerek cevap verdim.
" İyiyim sn nasılsın?" diye. Sinem gelip boynuma sarılırken bir yandan da konuşmasına devam ediyordu.
" Allah pişman etmesin canım, çok sevindim. Ama olmayacaksın inşallah ağbim iyi biridir ve sen de öylesin dilerim bu evlilik ikiniz için de hayırlı olur."
Sesi inanılmaz derece de sevinmiş geliyordu gerçekten, bu kız konuşurken etrafımda olan bütün negatif enerji kayboluyordu sanki. Bu kadar insan, bu kadar istiyor ve biz evleneceğiz diye seviniyor ise. Dilerim Rabbim de pişman etmezdi beni.
" Amin" deyip gülümsedim yine, yanaklarımın yanmasına bakılırsa utanmışlığım alenen anlaşılıyordu, bunu far ketmiş olacak ki Sinem de daha fazla uzatıp yanaklarımın renk değiştirmemesi için küçük bir kıkırdama sonrasında " Ben artık içeriye geçeyim canım, nasıl olsa bundan sonra bol, bol sohbet edeceğiz inşallah." Diyerek mutfaktan çıktı. Sinem gider gitmez de Nazlı gelip o ısraracı ses tonu ile sorgulamaya başladı.
" Abla? Ne dedi görümcen?"
" Tebrik etti bacım bir şey demedi. Hem hayırdır? Bir şey mi demesi gerekiyordu?" diye sordum kuşkulu bir şekilde çünkü öyle bir çıkmıştı ki sesi merakımı ve kuşkumu da cezp etmişti doğrusu.
" Kız yok, o yüzden demedim acaba istemiyor olabilir mi acaba diye düşündüm. Belli mi olur kötü görümce çok bizim buralarda biliyorsun." Nazlı konuşmayı sonlandırdığında bariz bir şekilde ofladım. Bu kızın aklı nasıl çalışıyordu böyle? Benim aklım bir türlü ermiyordu. İki dakikada aklından ne senaryolar kurmuştu kim bilir. Onun merakını gidermek amacı ile gülümseyerek " Merak etme tam aksi, çok istiyor ağbisi ile evlenmemizi. Sebebini bilmiyorum ama Sinemin iyi biri olduğunu düşünüyorum, umarım yanılmam." Dedim.
" Umarım ablacığım." Diyerek yanıma oturup elimi avuçları arasına aldı bir süre sessizce oturduktan sonra yine söze girdi. " O, bu değil de bildiğin nişanlanıyorsun. Farkında mısın?" diye sordu sevincini sesinden hissedebileceğim bir şekilde. " Evet farkındayım... yani sanırım." Diye cevap verdim duraksayarak ve ardından başladım gülmeye. Sebebini bilmiyorum ama içimde ki tufan rahatlamıştı sanki, bariz bir rahatlama baş göstermişti derinlerde bir yerlerde. Kalbimin atış ritmi değişirken benim deli kelebeklerim de kendilerini göstermişlerdi. Karnımı yırtıp dışarıya çıkmak için var güçleri ile kanat çırpıyorlardı. Ama sonuç tabii ki fiyasko idi, yapabildikleri tek şey beni deli gibi gıdıklamaktı.
Kısacası binmiştim bir alamete. Umarım gitmezdim kıyamete...
****
O gecenin üzerinden tam altı gün geçmişti. Sözlendiğim ve Aziz beyin damat adaylığından çıkıp damat olduğu gecenin. Yarın akşam nişan törenimiz olacaktı. İsteme için tekrar gelmemişlerdi biraz oldu, bittiye gelmiş gibi dursa da kahvelerini o gece içip istemişler söz yüzüğünü takmışlardı. İstemeye bile gelmedikleri gece yanlarında yüzük getirmeleri ise oldukça tuhaftı. Sebebine gelince Aziz beyin izni olmadığı ve tüm iznini düğün vakti kullanacağı içinmiş onlar maruzatlarını dile getirince bizimkilerde benim rızam ile anlayışlı davranmış Allah'ın emri Peygamber'in kavli ile vermişlerdi beni.
" Yarın nişan olacağı için bu gün yine sabahın körü olmasına rağmen bizim evde hummalı bir telaş aşırı bir temizlik vardı. Sanki benimle değil ev ile nişan yapılıyor vesselam.. Benim küçüğüm Elif de gelmişti nişan telaşesine yardım etmek için. Ve böylece başımdaki bela ikiye katlanmıştı. Elifin de Nazlıdan kalır yanı yoktu, ikisi kafa kafaya verip sürekli benimle uğraşıyorlardı. Bu sebeple onlardan kurtulmak amacıyla kendimi bahçeye atıp oturdum. Hayır! bu kadar da olmazdı ki canım! Neydi yani? Altı üstü nişanlanıyordum. Bunu bu kadar büyütüp devlet meselesi yapmaya ne gerek vardı?
Bahçede yine mahallemizin senfonisini dilemeye çalışsam da pek başarılı oldum denemez. İçimde uçuşan kelebekler beni gıdıklayıp buna müsaade etmezken kalbim de olması gerekenden birkaç tık fazla hızlı atıyordu.
Ben! Kör nisa. Evlilik için ilk adımı atıyor nişanlanıyordum, göremesem de görücü usulü.
Gereksiz de olsa gözlerimi kapatıp yakın gelecekte olabilecekleri tahmin etmeye çalıştım. Çekeceğim ve çektireceğim sıkıntıları. Evlenecek olan hiçbir kız benim gibi düşünmüyordur eminim. Önüme konulan engel o kadar büyüktü ki zihnim de en az gözlerim kadar kör idi şu an. Göremiyordum geleceğimi daha doğrusu düşünemiyordum. Ön sezilerimi de yitirmiş ölümüne karanlığa çekişmiştim. Düşünmediğimdendi belki bu güne kadar böyle bir şeyi, dedim ya evlilik yapabileceklerim listesinde bile yoktu, benim hayatım sadece karanlıktı, ucu bucağı olmayan dipsiz bir karanlık. Şimdi bu karanlıkta başka biri ile yürümek için ilk adımı atmıştım. Oldukça korkutucu olsa da bir o kadar heyecan verdiğini de söylemeliyim sanırım.
" Abla?" Nazlının telaşlı sesi ile düşüncelerimden sıyrılırken sesindeki telaşa bir anlam vermeye çalışıyordum. Belli ki bir şey olmuştu. Hızla ayağa kalkıp evin girişinden bana doğru koşturduğunu ayak seslerinden anladığım kardeşime dönerek " Ne oldu nazlı? Hayırdır?" diye sordum. Benim de sesim en az onun kadar telaşlı çıkmıştı.
" Abla! Çabuk, çabuk" Nazlı yanıma ulaşıp kolumdan çekiştirmeye başlarken hala ne olduğunu söylememişti. Kolumu ellerinden kurtarıp merakımın hat safhasın da sordum.
" Nazlı? Ne oldu söylesene kızım?" sesim bayağı bir yüksek çıkmıştı. Aynı zaman da nazlının cevap vermesini de sağlamıştı elbet.
" Abla, seninkiler geliyormuş alış veriş yapılacakmış bu gün nişan için çabuk hazırlanmamız gerek!" nazlı sözlerini bitirince rahatlayarak nefesimi dışarıya verdim. Ne yani bunca telaş bu yüzden miydi cidden?
' Nazlı ve abartılı telaşları' diye geçirip içimden suratımı Nazlıya çevirip ağzımı yamultarak dediklerini tekrarladım. Hayır! bu kız hiç mi akıllanmayacak?
" Kızım Allah aşkına bir kendine gel! Azıcık büyü gözünü seveyim. Yoksa yeminle evli barklı demeden çok kötü döveceğim seni!" diye de ekledim. Nazlı ne mi yaptı? Sanki sözlerimi duymuyormuş gibi tekrar kolumdan tuttuğu gibi çekiştirmeye başladı. Ne çekiştirmesi? Adeta sürüklüyordu. Kardeş değil insanın insana yaptığı zulümdü şu an bana yaptığı. Ama kime diyorum ben? Hem dünürler neden dün haber vermemişlerdi? Sorumsuzlar mıydı ne?
Nazlı Elif ile bir olup annemi de yanlarına alarak beni yine süsleyip püslediler. Her ne kadar anlatmaya çalışsam da zaten bariz bir kusurum olduğunu onlar hiç bir kusurum yokmuş gibi davranmaya devam ettiler. Tabii heyecanlarının ben den fazla olması normal karşılanabilir mi bilemedim. Sonunda makyaj dahil olmak üzere beni hazırlama işleri bitince Elif evde kalıp annem ile birlikte temizliğin geri kalanını tamamlamaya karar vermişti, Nazlı da benimle geliyordu elbet nazlı kendi hazırlığını da tamamladıktan kısa bir süre sonra evimizin kapısı çaldı. Nazlı koşarak kapıya giderken ben olabildiğince yavaş ayaklandım. Neden acele edecektim ki? Aslın da benim gitmeme bile gerek yoktu nede olsa her şeyi Nazlı alacaktı.
" Hazırsanız gidelim mi? Ağbim arabada bekliyor." Sinem kapıyı açan anneme selamını verdikten sonra hiç beklemeden konuya girince Annem kendisinin gelmeyeceğini Nazlı ile gideceğimizi söyledi. Nazlı koşarak gittiği kapıdan tekrar yanıma gelip koluma girdi. " Hadi abla Sinem bekliyor." Hafifçe başımı eğip için de pekte bir şey bulunmayan çantamı omzumdan geçirdim. Sinem beni görür görmez yine boynuma atlayıp her zamanki içten davranışını tekrarladı. Ve hep beraber evden çıktık. Bahçe kapısından çıktıktan yedi adım sonra bizi bekleyen arabaya ulaşmıştık. Nazlı arabanın kapısını açıp binmem için beni yönlendirince sadece kafamı çarpmamak için yüksekliğini kontrol edip koltuğa oturdum. Nazlının da yanıma oturacağını düşünerek sol tarafa doğru kaymaya yeltenmiştim ki onun Sinem ile birlikte arka koltuğa oturduklarını anladım.
' Sakin ol Nisa! '
Derin bir nefes çektim içime. Olasılıklar, olanlar ve olacaklar şu an yakın gelecekte KOCAM olacak adamın yanında oturuyordum. Sorun yoktu(!)
' Ah! Hayır sorun çoktu! Ellerim ve bacaklarım titriyor, kalbim deli gibi atıyor, yanaklarım akıl almaz bir şekilde yanıyordu.'
' sakin ol Nisa!'
' vazgeçtim sen bir öl de kurtul Nisa!'
" Merhaba, nasılsınız?" Azizin sesi arabayı, kulaklarımı, kalbimi doldururken Nazlının sesi ile nefesimi tuttuğu fark edip temkinli bir şekilde tuttuğum nefsi özgür kıldım. Ne yapıyordum ben böyle? Öl dediysem mecazen yani!
" İyiyiz şükür siz?" Nazlı Azizin sorusunu yanıtlayınca o arabayı çalıştırmıştı, sesli cevap vermeyişi dikkatimi çekerken vücut dilini merak etmiştim açıkçası. Sesi kadar etkileyicimiydi acaba?
Nazlı ile sinem arka koltukta alış veriş için hangi mağazalar da daha güzel elbise ve ayakkabılar olduğu konusunda fikir alış verişi yaparken arada bana da " Olur mu Nisa?" diye sormayı ihmal etmiyorlardı. Ben ise onların beğendiklerini giyebileceğimi sorun olmayacağını söyleyip susuyordum.
' sanki benim beğenip beğenmemek gibi bir lüksüm olmadığını bilmiyorlardı ikisi de.'
Yaklaşık yarım saat geçmişti Nazlı ve Sinem iyi anlaşmış koyu bir sohbete başlamışlardı. Aziz ve ben ise sessizdik. Ne o bir şey söylüyordu ne ben. İki yabancının birbiri ile paylaşacak bir şeyi olmayacağının apaçık göstergesi gibiydik. Gelecekte Karı-Koca olacak iki yabancı.
İki elimi de dizlerimin üzerine koyup serçe parmağım ile oynamaya başladım, bu sırada başımı öne eğmiştim dışarıdan bakılınca parmaklarıma bakıyor gibi görünsem de gördüğüm tek şey karanlıktı, koyu bir karanlık. Gözlerimdeki karanlık tüm bedenimi ele geçirip ruhumu daraltmaya başlamıştı ki onun sesini duydum.
" Siz nasılsınız Nisa, hanım?" ismim dudaklarından dökülürken sanki görebilecekmişim gibi başımı onun bulunduğu yöne çevirdim. Sanki o an, o saniye gözlerim açılacak bu adam benim mucizem olacakmış gibi. Ne çaredir ki mucizeler gerçekte yoktu. Olsa da ben ve benim gibiler için ulaşılmazdı hala gördüğüm tek şeydi dipsiz karanlık. Yüzüme hayal kırıklığımı gizlemesini umduğum hafif bir gülümseme yerleştirirken içimdeki kelebekler yine coşmuştu.
' Bunların sorunu neydi acaba?'
Belli etmeden usulca derin bir nefes aldım. Kokusunu duymak istedim o an ama Sinem ve Nazlının kullandıkları parfümlerin kokusu arabayı tamamen sarmaladığı için bu hamlem de elimde patladı. Duyabildiğim tek koku yoğun bayan parfümü kokusuydu. Umutlarım bir kere daha kırılırken " Teşekkür ederim iyiyim siz nasılsınız?" deme kuvvetini bulabildim sonunda kendimde. Onun cevabı ise kısa ve öz oldu " Teşekkür ederim." Yarın nişanı yapılacak iki çifte göre aramızda oldukça büyük bir mesafe vardı. Mesafe olması şimdilik oldukça hoştu, ikimizin de ikimize birere yabancı olduğu tartışılamazdı elbette. Kısa cevabının ardından aramıza yerleşen sessizlik dışında hiçbir şey olmadı.
Kahramanmaraş merkeze geldiğimiz de nişan alışverişi için birkaç mağazaya girdik. İsmini duyduğum ve bu şehirde oldukça ün yapmış bir abiye ve gelinlik mağazasına geldiğimiz de ancak bir şeyler beğenebildi iki saatte muhteşem ikiliye dönüşen Nazlı ve Sinem. Ama o kıyafeti beğenene kadar bana kaç kıyafet giydirip çıkarttırdılar sayamadım bu sırada Aziz de tıpkı benim gibi hiç ses çıkarmıyor onların bir kıyafet beğenmelerini sabırla bekliyordu. Yaklaşık dört saat boyunca benim kıyafet ayakkabı ve benzeri işlerimle uğraşıldı ki: bu kesinlikle benim suçum değildi. Nazlı ile Sinem sonunda kusursuz bir kombin yaptıkların da karar kıldıkların da gülerek Aziz'e döndüler.
" Şimdi sıra sende sevgili ağbiciğim." Dedi Sinem şımarık bir çocuğu andıran sesi ile, ses tonundan anladığım kadarıyla birbirleriyle iyi anlaşıyor olmalıydılar.
" Hiç kendinizi yormayın kızlar, ben her şeyi hallettim. Yarın nişan için gerekli olan her şey şu an arabada eğer sizin işiniz bittiyse artık dönelim?" Aziz in verdiği sakin şakacı tavır ile kıkırdamamı engelleyemedim. Hızla kendimi toparlarken ben Sinemin ağzbisine nasıl baktığını görmüyordum belki ama sinirden deliye döndüğünü hissedebiliyordum. Zira koluma girmiş beni hızla arabaya doğru çekiştiriyordu. Belli ki ağbisine kıyafet alma konusunda oldukça güzel hayaller kurmuştu ve o hayalleri ağbisi sayesinde tek, tek yıkılmıştı. Arabaya ulaştığımızda ön koltuğa oturmak istemediğimi söylemek istesem de sustum. Çünkü Sinem sinir küpü gibiydi ve her an bir şeye çarpıp kırılabilirdi. O yüzdendir ki hiçbir şey demeden beni arabada arka koltuğa oturtması için ümitle bekledim – boş çıkan ümitler-
Arabaya bindik yine o ikisi arka ben de ön koltuğa oturmuştuk. Aziz de alınan eşyaları bagaja yerleştirdikten sonra şoför koltuğuna oturup arabayı çalıştırdı. Etrafımda olup biten hiçbir şeyi görmüyordum ve bu kendimi ölesiye aciz hissetmemi sağlıyordu.
' Ne oluyor sana Nisa?'
Ben hiçbir zaman böyle hissetmemiştim. Hayatım boyunca bir çok insan tarafından aşağılanmış defalarca kez hor görülmüştüm. Amma velakin hiç biri beni bu kadar incitememişti. Yakın gelecekte Kocam, yarın ise nişanlım olacak adamın şu anki surat ifadesini merak etmek, merak edip görememek, Duygularını yüzünden okuyamamak. Ölüm kadar zor gelmeye başlamıştı. Gözlerimdeki karanlık bedenimi de içine çekiyormuş gibi hissediyordum. Henüz bir hafta önce içimde sıkıntı ve korku vardı ama bu hissettiklerim, ne korku gibiydi, ne de sıkıntı. Tarif edilemeyecek kadar benzersizdi ve gerçekten canımı yakıyordu. Boğazıma bir yumru yerleşip nefesimi zorlayadursun arabanın durduğunu fark edip düşüncelerden sıyrıldım. Bu kadar kısa sürede kasabaya dönmüş olma ihtimalimizin olmadığını biliyordum. Azizin işi olduğunu ve bu yüzden durduğumuzu düşünmüştüm ki Sinemin kıkırdaması tüm arabayı ele geçirdi.
Aziz ve arkada bulunan muhteşem ikili kapılarını açıp arabadan inerken, ben hala öylece oturuyordum. Sinem gelip kapıyı açmasa oturmaya da devam ederdim vesselam. Elimden tutup arabadan çıkmam için çekiştirdiğinde kaşlarımı çatıp sordum.
" İşimiz bitti dönüyoruz sanıyordum?"
" Ağbim dondurma ısmarlıyor canım." Diyen Sinem bir kez daha kıkırdayınca ben de onun bu haline gülümsemeden edemedim. Sesi şeker verilmiş çocuk kadar sevinmiş çıkıyordu doğrusu.
" Hanımlar. Buraya kadar gelip, dondurma yemeden dönmek olmazdı değimli? "
Azizin sözleri ile gülümsemem yüzümde soldu. Şu an güldüğünden emindim ama o gülüşü görememek! İçim yine burkulurken belli etmemek için elimden geleni yapıp Sinemin yardımı ile dondurma yemek üzere onlarla birlikte mekana girdim...
****
Yaklaşık olarak bir saat kırk dakikadır uyumak için çaba harcıyorum. Ama uyku gözlerimi terk etmişti sanki, geçirdiğim koca günü düşünüp duruyordum. En son dondurmalar yenirken Nazlı ile Sinem yine güzel bir sohbet konusu bulmuşlardı. Sinemin Azize olan kızgınlığı da dondurma sayesinde geçmiş gibiydi. Sanıyorum bu jesti yapması oldukça hoşuna gitmişti. Aziz ile ben mi? Neredeyse hiç mi hiç konuşmadık. Koca gün su gibi akıp gitmiş ve benim aklımda kalacak en ufak bir şey bile olmamıştı. Azizin gülüşünü merak ettiğim zamanı ve bana halimi hatırımı sormasını saymazsak tabii. Sanki yanımda nişanlanacağım adam yokmuş gibi...
Nazlının anlatmasına göre beni çok fazla seyretmiş. Gözleri sürekli benim üzerimdeymiş. Hele aldığımız kıyafeti giydiğimde gözleri kocaman olmuş ağzı açık hayranlıkla bana bakmış. – Tabii ben bunların tamamen kardeşimin abartması olduğunu düşünüyorum- tüm gün boyunca gözlerinin sürekli üzerimde olmadığından emin olsam da beni izlediğini duymak bile hoşuma gitmişti. Yüzünü zihnim de canlandıramıyordum çünkü Nazlı hala inat ediyor sormamı bekliyordu. Ben de ona inat ediyor deli gibi merak etsem de sormuyordum. Elif henüz görmemişti Azizi yarın o gördüğün de nasıl olsa tarif ederdi bana.
Yatağımda yüzüme yapışan anlamsız gülümseme ile gözlerimi sıkı, sıkı yumup uyumaya çalıştım. Çünkü dinlenmeye ihtiyacım vardı, çünkü yarın büyük gündü.
Çünkü yarın NİŞANLI bir " Kör Nisa" olacaktım...
Hatalarım varsa ki mutlaka vardır af ola... BegenmeniZ dileği ile. hadi selametleeeeee :D :D ♡