*** Zemheri’den cevap beklerken dudaklarımın arasına sıkışan sorunun ortasında, o birden pompalının namlusunu şakağıma dayadı, soğuk demir tenime değdi. "Çok beklersin." dedi, sesi sakindi ama içinde bir kasırga vardı. "Beni yıldıramazsın." diyerek yürüdü gitti. Arkasından baktım; elindeki tüfekle öyle bir yürüyordu ki, her adımı konağın taşlarını sarsacakmış gibi geldi. Aslında beni yok edecekti... İçeri girdiğimde babam kapıya bakıyordu, yüzünde o yaşlı adamın sindirilmiş bir acısı vardı. "Ulan 60 yıllık kapı..." diyerek derin bir iç çekti. O kapının manevi bir ağırlığı vardı; ben de biliyordum ama eski karımız deli ise ne yapabilirdik ki? "Tadilat ederiz baba, canını sıkma." dedim. Bana döndü, gözlerinde hem endişe hem de öfke. "Bu sefer nereyi yıkacak yakacak bu deli kadın?" diye

